DARLANMA - KORKMA | BİZİMLE İRTİBATA GEÇ

Şile Orman Okulu’nda hukuksuz işten çıkarma

Uzaktan eğitim sürecinde, özel okullarda hak gaspları yaşanmaya devam ediyor. Şile Orman Okulu’nda Şubat ayının yarısı ve Mart ayı maaşı ödenmemiş, online eğitimler sürerken öğretmenler tek tek aranarak istifa etmeleri istenmiş, online eğitimler öğretmen ve velilerin isteği dışında durdurulmuştu. Bu durum veli ve öğretmenlerin tepkisini toplamıştı. Patronların Ensesindeyiz Öğretmen Dayanışma ağı Orman Okulu’nda yaşananları haber yapmış ve kamuoyunu bilgilendirmişti.

https://patronlarinensesindeyiz.org/2020/04/04/sile-orman-okulunda-ogretmenlere-istifa-baskisi/

Aradan geçen süreçte online dersler tekrar başladı, kısa çalışma ödeneğine başvuruldu. Mart ayı maaşını talep eden öğretmenler ise hukuksuz bir şekilde, bilgileri dışında ücretsiz izine çıkarıldı. Birçok velinin yıllık ödemesini, hatta önümüzdeki yılın ödemesini de yapmış olmasına rağmen öğretmenlere olan borcunu ödemeyen okul yönetimi yeni hukuksuzluklara imza atmaya devam ediyor. 27 Nisan tarihinde bir öğretmen habersizce işten çıkarıldı. 5 Mayıs’ta SGK’dan gelen bildirimle işten çıkarıldığını öğrenen öğretmenin, durumunu sosyal medyadan paylaşması üzerine kendisine ulaştık ve okulda yaşananları anlatmasını istedik.

Merhaba. Orman Okulu’nda uzaktan eğitim sürecinde yaşadıklarınızı anlatır mısınız?

Merhaba. Öncelikle uğradığım haksızlığı duyurmaya yardım ettiğiniz için teşekkür ederim. 23 Mart’ta okulumuzda uzaktan eğitim başladı. Ancak hala içerde olan alacağımızı alamamıştık. 25 Mart‘ta sabah online platforma giriş yaparak Genel Müdür Murat Tonbul’a Şubat maaşımın sözleşmede belirtilen günden sonraki yirmi gün içinde ödenmediğinden dolayı iş borcumu yerine getirmekten kaçındığımı belirtmek için mesaj attım. Eksik maaşlarımızı ne zaman ödeyeceğini açıklamak yerine; tahmin edebileceğiniz gibi, beni ülkenin içinde bulunduğu zor duruma ve öğrencilerin haklarına karşı duyarsız olmakla suçladı. O gün derse girmedim, benim girmediğim derslerimi diğer arkadaşlara yüklemişti. Bu kabul edilemezdi ama yapmıştı. Arkadaşlarım kendi yoğun işlerinin üstüne birde benim yoğun işlerimi yapıyorlardı. Ertesi gün derslere girmeye başladım. 3 Nisan’a kadar uzaktan eğitim devam etti. İdare, o gün herkesi arayarak “velilerin ödeme yapmaması” ve “anaokulundan bazı öğrencilerin kayıtlarını aldırması”nı mazeret göstererek Nisan ayında yatacak olan Mart maaşının yarısını ödeyebileceklerini ve devam eden aylarda da aynı şekilde bu durumun devam edeceğini ve öğretmenlerin yarım maaşı kabul etmemeleri halinde istifa etmeleri gerektiğini bildirmiş. Sunulan bu seçenekleri kabul etmemeleri halinde MEB tarafından kendisine bir yazı gönderildiğini ve bu yazıyı öğretmenlere ilan edeceğini iddia ederek “ücretsiz izne” çıkarma hakkı olduğunu beyan etmiş. Bunun üzerine Murat Tonbul’dan görüşme talep ettim.

İş sözleşmemizde, şöyle bir madde var. “eğitim personelleri kendi aralarında, öğrencilerle ya da velilerle kurumun izni olmadan whatsapp, messenger vb. mesajlaşma ve haberleşme grupları kuramazlar. Kurduklarının tespiti ve uyarılmasına rağmen kapatılmaması durumunda sözleşmeleri tek taraflı fesih olur.” Bu süreçte öğretmenlerin birlikte hareket etmesi çok önemliydi, öğretmen arkadaşlarımı kurduğum whatsapp grubuna ekledim ve hepimizin aynı anda haberleşmesini hızlandırdım.

Öğretmenlerin kendi aralarında veya velilerle whatsapp grubu kurmasının yasaklanmasını, hatta bunu garanti altına almak için sözleşmeye dahil edilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bildiğim kadarıyla bu maddeyi bu sene eklediler sözleşmelere. Önceki yıllarda bu gibi durumlar yaşanınca öğretmenler kendi aralarında haberleşmişler. Bu yıl da biz haberleşip birlikte hareket etmeyelim diye yaptılar bunu.

Zaten kurduğum bu whatsapp grubunu da iki gün sonra kapattım, oysa bizim en temel hakkımız iş arkadaşlarımızla birlikte hareket etmek.

Peki, PE ve soL portal’da okulun haberi çıktıktan sonra neler yaşandı?

Zaten uzaktan eğitimin kesilmesine veliler tepkiliydi. Öğretmenlerin de kararlı tutumunu görmek patronu rahatsız etti. 5 Nisan’da okulun whatsapp grubunda haberin yalan olduğunu, okulu karalamak için yapıldığını iddia etti. Hukuki süreci başlatacağını da söyledi. Oysa bunu yapmak için hiçbir dayanağı yoktu. Haberde yazan herşey doğruydu. Kendileri doğrulamışlardı.

6 Nisan’da Şile İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne giderek durumumuzu ve mağduriyetimizi anlatan birer dilekçe verdik. 9 Nisan’da ise Şile’de yaşayan altı arkadaş olarak İlçe Milli Eğitim Müdürümüze durumu sözlü olarak da anlatmak için makamına gittik. Görüşme sırasında İlçe Milli Eğitim Müdürümüz bize, kuruma bir şans daha vereceğini söyledi. O sırada Murat Tonbul geldi. Biz gelmesine şaşırmıştık. İlçe Milli Eğitim Müdürümüz bize Murat Bey’in odaya gelmesini önerdi, iletişimİ kolaylaştırması ve çözümü hızlandıracağını düşündüğünü ekledi. Biz de kabul ettik. Murat Tonbul, İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Özen’e bize yaptığı haksızlıkları, istifa baskısı ve maaş yatırmama gerçeğini görmezden gelerek, bizim “Türkiye Komünist Partisi” üyesi olduğumuzu iddia etti.  Bundan  dolayı ar duyduğunu söyledi. Şok olmuştuk.

İlçe Milli Eğitim Müdürünün bu sözlere tepkisi ne oldu?

Ben ilçe milli eğitim müdürünün, “her vatandaşın bir siyasi partiye üye olma hakkı vardır, siyasi düşünceye saygıdan kimseyi ötekileştirmeye ve bunun için ar duyma hakkınız yok” demesini beklerdim. O bunun yerine, makamında siyaset konuşulmasına izin vermeyeceğini söyleyip; maaş hakkının gaspını ve istifaya zorlama gerçeğini konuşmadan bizi dışarıya çıkardı. Oysa en başta iletişim kurarak tüm sorunların halledileceğini söylemişti.

Israrla TKP adının geçmesini ve partiye üye olduğunuzun iddia edilmesini neye bağlıyorsunuz?

Örgütlenmemizden çekindi sanırım, ama haklarımızı ihlal ederek o bizi örgütlü yapmıştı. Toplumumuzda bazı kelimelerin gerçek anlamları ile çoğunluğun anladığı aynı olmayınca böyle yakıştırmaları ötekileştirme için kullanıyorlar. Murat Tonbul bizim için “komünist bunlar!” dediğinde velilerin “allahsız hocam bunlar!” demesini bekledi sanırım.

Sonrasında neler yaşandı?

Bu süreçte iş yerlerine “işçiyi ücretsiz izne çıkarırsa devlet destek verecek” gibi paketler duyuruldu. Bizler ne ücretsiz izne çıkarıldık, ne ödenek aldık, ne maaşlarımız yattı. Resmen sefalete terkedildik. Arkadaşlarım ile konuştuğumda hem Genel Müdür Murat Tonbul’un hem de Kurucu Esin Tonbul’un telefonlara cevap vermediklerini duydum. Kendileri maillerimizi de kapattıkları için kurumsal iletişim hakkımızı da elimizden aldılar. Bazı arkadaşların Mart ayındaki sigortalarında eksik gün sebebi olarak pandemi, bazılarında genel hayatı etkileyen olaylar yazıyordu. 21 Nisan’da uzaktan eğitim sürecini planlamak için tekrar okula çağırıldık. 22 Nisan günü okula gittiğimde Murat Tonbul’la birlikte, ilkokul müdürü, kampüs müdürü ve kurucu da orada bulunuyorlardı. Ben yıllarca çeşitli özel okullarda görev yaptım, burada kurucuyu gördüğüm kadar tüm hayatımda kurucu görmemişimdir. Dönem içinde kurucunun sürekli okul koridorlarında öğretmenlere tehditler savurduğunu falan düşünün, mobbing yahut baskı demeye dilim varmıyor ama herhalde kurumunu çok seviyor(!) diyelim.

İşten çıkarılma sürecinizi de anlatır mısınız?

4 Mayıs’ta Kampüs Müdürü Levent Dululoğlu tüm öğretmen arkadaşlarımı tek tek aramış, 17 Nisandan itibaren ücretsiz izne çıkarıldıklarını bildirmiş. Okul tarafından yapılan tüm aramalarda aranmadığım gibi yine aranmamıştım, ama bu sefer aramaya niyetim yoktu ama saat 17.00 sularında SGK’dan 29 çıkış koduyla işten çıkarıldığımı bildiren mesaj geldi.

Sadece siz mi çıkarıldınız işten?

Evet sadece ben çıkarılmışım. Aslında, sadece beni işten çıkarmasına şaşırmadım. Çünkü bunu toplu yapmaya kalksalar daha çok tepki çekeceğini biliyorlar. Herkesle başka şekillerde uğraşacaklar muhtemelen. Önceden de herkesi tek tek aradıklarında beni aramazlardı genelde. Ben arkadaşlardan duyardım hep. Üstelik başka yerlerde iş bulmayı zorlaştıran bir madde sebep gösterilmiş. Benim sözleşmem iki yıllık, üstelik 29. maddede belirtilen yüz kızartıcı suçları da işlemedim. Murat Tonbul’a bunun sebebini sorduğumda, benim avukatım aracılığıyla ihtarname gönderdiğimi, bundan sonraki sürecin hukuki olarak işleyeceğini, bana bunun dışında açıklama yapmak zorunda olmadığını söyledi. Oysa benim gönderdiğim ihtar haketmiş olduğum alacaklarımı isteme amaçlıydı. Bunu yaptığım için işime son verme hakkını bulmuş kendisinde. Oysa böyle bir hakkı yok.

Sebep göstermeden beni işten çıkaramaz. Yani anlayacağınız bir hukuksuzluğa daha imza attı ve bunun üstünü örtmeye çalışıyor. Benim yaşadıklarım özel okul öğretmenlerinin uğradığı haksızlıkların bir örneği aslında. Ama benim pes etmeye hiç niyetim yok, sözleşmeden doğan haklarımın takipçisi olacağım.

BU DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

MTN Plastik’te sendika düşmanlığı

Tekirdağ’ın Çerkezköy ilçesinde üretim yapan MTN Plastik fabrikasında sendikaya üye olduğu gerekçisiyle 25 işçi işten …

0 0 vote
Article Rating
Kaydol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x