19 Mayıs 2024, Pazar

Gemont işçisi: “Ben kolumu kaybetmek üzereyim siz kıyafet derdindesiniz”

Gemont’un Tataristan Etilen 600-şantiyesinde çalışan işçiler bir süredir alacaklarını almak için Patronların Ensesindeyiz Ağı ile birlikte mücadele ediyor. Ancak işçilerin Gemont’ta yaşadıkları sadece alacaklarını almamayla sınırlı değil. Şantiyede göz göre göre yaşanan iş kazalarının ardından şirket tarafından yalnız bırakılan birçok işçi var.

O işçilerden biri olan İbrahim’le hem iş kazası sürecini hem de sonrasında yaşadıklarını konuştuk.

Merhaba, bir süredir Patronların Ensesindeyiz Ağı ile beraber Gemont şirketinin Tataristan’daki şantiyesinde yaşananlara dair bir mücadele yürütüyorsunuz. Öncelikle bu süreç nasıl başladı sizden dinleyebilir miyiz? 

Gemont şirketi ile 2018 yılında tanıştım. Rusya’nın Omsk şehrinde bir yıl çalıştım. Daha sonra  Tataristan Etilen-600 şantiyesinde mekanik montaj ustası olarak çalışmaya başladım. 2021 yılının Ağustos ayında  bir iş kazası geçirdim. Kazaya ilişkin ilk müdahale bölge hastanesinde yapıldı. Sonrasında ise tedavinin devamı için beni ve iş kazasına maruz kalmış iki kişiyi Türkiye’ye gönderdiler. Ancak içeride kalan maaşlarımızı ve diğer yan haklarımızı alamadık. Daha sonrasında Patronların Ensesindeyiz Ağı ile temasa geçtik. Öncelikle Gemont şirketinin Türkiye’deki şirketlerinin önüne gittik. Basın açıklaması yaptık. Sosyal Medya çalışmalarıyla yaşadıklarımızı duyurduk. Hala da mücadeleye devam ediyoruz. 

Gemont sadece işçilik alacakları konusunda değil iş güvenliği ve işçilerin sağlığı söz konusu olduğunda da sabıkalı bir şirket. Bu durumun birinci elden tanıklarından biri de sizsiniz, iş kazası süreci ve sonrasında neler yaşandı? 

2021 Ağustos ayının 15. günü şefimizden formenimize gelen haberle çalışmakta olduğumuz işimizi bırakıp başka bir bölgedeki işe yönlendirildik. Ekip arkadaşlarımızla birlikte işin yapılacağı yere vardık. Bölgeyi öncelikle güvenlik şeridi ile kapattık. Montajı yapılacak olan kolonlardan ikisinin montajı yapıldı. Üçüncü malzemenin montajı sırasında kolum malzemenin altında kaldı. Yanımda olan ustalardan biri kule vinç operatörüne malzemeyi kaldırttı, hasar gören kolumu kucağıma aldım, hızlı bir şekilde aşağı indik. İlk müdahale için ambulansı aradılar. Kolumdaki hasar kötü olduğu için hastaneye sevk etmek istediler. Bu arada da iş güvenliği görevlileri ve şefler olayın farklı bir yerde olduğunu söyleyin diyorlar tercümana ve hatta üstümdeki kıyafetlerinde değişmesi gerektiğini söylüyorlardı. Ben ambulans sedyesinde yatarken bu konuşmaları duyunca çok sinir oldum.

“Tercüman bana kazanın işyerinde olmadığını söylememi istiyordu”

Ben kolumu kaybetmek üzereyim siz kıyafet derdindesiniz dedim. Aldığı talimatla ambulans şoförü aracı hastaneye doğru sürdü. Yanımdaki tercümana kim bilir ne söyledilerse tercüman bana kazanın iş yerinde olmadığını söylememi istiyordu. Kendisine “sus” dedim “ben canımın derdindeyim sen ne derttesin” diye sert çıktım. Acil servise girdik tercüman doktora iş kazası olmadığını anlatmaya çalışırken doktor tercümanı dışarıya çıkarttı. Rusça konuşuyorlardı. Doktor benimle Türkçe konuşmaya başladı. Daha önce Türkiye’de kaldığı için Türkçe biliyormuş. “Bu olayın başka bir yerde olmadığını işyerinde olduğunu biliyorum. Çünkü senden önce getirdikleri arkadaşlar hakkında da bana hep yalan söylüyorlar. Senin bana anlatacaklarını duymasın diye onu dışarı çıkarttım” dedi… Sahada olup biteni aynen anlattım. Zaten üzerimde iş kıyafetleri vardı, belliydi yani iş kazası olduğu. Ameliyattan sonra beni servise aldılar. 

“Sigara içerken kapıya sıkıştırdığını söyle dediler, ben sigara içmiyorum ki!”

Akşam saatlerinde formenim geldi “geçmiş olsun”, “nasıl oldun” falan. Şefler formene iyi baskı yapmışlar çünkü benimle uzun bir süre konuştu. “Aman İbrahim sakın iş yerinde kaza olduğunu söyleme” dedi. Yani senaryoyu yazmışlar. Ben sigara içme alanında sigaramı içerken rüzgardan kapı hızlıca kapandığı için kolum arada kalmış ve hasar görmüş bu şekilde ifade vermemi istedi. Ben sigara kullanmıyorum ki! Dedim ki abi böyle bir şey yok nasıl olur yalan söyletirler bize. Bana dedi ki “her türlü yanındayım şirket senin her şeyinle ilgilenecek ne gerekiyorsa yapacaklar eğer aksi bir durum olursa ben de karakola gider bütün gerçekleri anlatırım.” Bize baskı yapıp zorla yalan ifade vermemizi istediler. Baskıyla bize yalan söylettiler. Yalan ifade verdik.

Başka kişilerin de ifadelerini değiştirmesi isteniyor muydu?

Benim verdiğim ifadeyi sağlama almak için gece vardiyasında çalışan bir arkadaşımıza da yalancı şahitlik yaptırdılar. Çünkü ben gündüz çalışıyorum ama gece vardiyasında ki adamı şahit yazdırıyorlar kaza gündüz oluyor gecede çalışan adam şahit oluyor. Hastanede kaldığım süre içinde Eser diye bir arkadaşımızı getirdiler oda montaj esnasında aşağı düşüp ayak bileğini kırmış. Eser arkadaşımıza da demişler ki ranzadan düştün bundan dolayı ayağın kırıldı. Ona da ifadesini böyle verdirmişler. İsmail diye bir arkadaşımız da iş yerinde malzemeden ötürü bileği burkuluyor sinirleri hasar görüyor, o arkadaşımıza da yalan ifade verdiriyorlar. Hastaneye getirilen daha birçok kişi oldu; çoğunluğu Rus, Kazak, Özbek. Hepsi iş kazası mağduru ve yalan ifade vermek zorunda bırakılmışlar. 

Sizin dışınızda başka iş kazaları yaşanıyor muydu? 

Arkadaşlar ziyaretime gelirlerdi onlardan duyardım iş sahasında yine kaza olduğunu. Taburcu olup kamp bölgesine geldim. Personel sağlık işleriyle ilgilenen bir personel beni ara ara hastaneye kontrole götürüp getiriyordu. Yine kontrole gittiğimiz bir gün ortopedi doktoru bu personele demiş ki, bu arkadaşı Türkiye’ye gönderelim orada tıp daha iyi bizim hastanemizde el cerrahı yok kendi memleketinde tedavi olsun. Ben de resmi izin istedim doktordan beni açık raporlu olarak hastaneden sevk etti. Kampta kaldığım süre içinde daha birçok kaza olduğunu duydum. 

Tedavilerinizle ilgili şirket hiçbir adım atmadı mı? 

Bir gün İsmail arkadaşım dedi ki, “İbrahim abi biletlerimizi almışlar bizi Türkiye’ye gönderiyorlar.” Formenimi aradım “abi bizi Türkiye’ye gönderiyorlar haberin var mı?” diye sordum. Ben muhasebeyi arayıp öğreneyim seni ararım dedi. Bir süre sonra beni aradı, tedavinin devamı için gönderdiklerini söylemişler. “Abi bunlar bizi gönderiyorlar ya Türkiye’de Gemont firmasından kim karşılayacak, Türkiye de SGK kaydımız yok nasıl olacak abi tedavimiz” dedim. Muhasebeden demişler ki yaptıkları masrafların faturasını alsınlar buraya geldiklerinde ödemelerini yaparız. Türkiye’ye geldim Adana Balcalı hastanesi el cerrahisi bölümünde tedavime başladım ama Maalesef Türkiye’ye geldiğimiz günden bu yana arayan soran olmadı ve aksine işten çıkarıldım. Halbuki formenim demişti ki şirket senin her şeyinle ilgilenecek, ne gerekiyorsa yapacaklar. 

Yaşadıklarınıza karşı neler yapıyorsunuz? Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Gemont firma yetkililerini aradım. Maalesef dinlemediler, yanıt vermek istemediler. Tataristan’daki ofisi aradım, “biz buradan bir şey yapamayız” dediler ve bitirdiler. Ben de onlarla her alanda mücadele etmeye karar verdim. 

Gemont’ta daha önce çalışan bütün arkadaşlara buradan sesleniyorum. Bu şirkete daha fazla pabuç bırakmasınlar biz ses çıkarmadıkça daha da üstümüze geliyorlar. Patronların Ensesindeyiz Ağı’na ulaşsınlar beraber mücadele edelim. 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz
Captcha verification failed!
Captcha kullanıcı puanı başarısız oldu. lütfen bizimle iletişime geçin!