DARLANMA - KORKMA | BİZİMLE İRTİBATA GEÇ

Kamuda 700 bin işçiyi ilgilendiren çerçeve sözleşme sürecinde Türk Harb-İş üyesi işçilerden mücadele çağrısı

Savunma ve Güvenlik iş kolunda kamuda Türk-İş’e bağlı Türk Harb-iş sendikasında örgütlü işçiler 01.03.2021 tarihinde başlayan toplu iş sözleşme sürecinin, sendikaları tarafından etkisiz sürdürülmesine tepki gösterdikleri bir basın açıklaması yaptılar. Açıklamada kamuda yaklaşık 700 bin işçiyi ilgilendiren sürece karşı mücadele çağrısında bulundular.

Açıklamanın tamamı:

BASINA VE KAMUOYUNA;

Kamuda Türk-İş Konfederasyonu’na bağlı Türk Harb-İş Sendikası’nda örgütlü işçiler olarak, toplu iş sözleşmesi sürecine dair söyleyeceklerimiz var…

Türk-İş ve Hak-İş konfederasyonlarının birlikte hazırladıkları ve yaklaşık 700 bin işçiyi ilgilendiren çerçeve protokolü taslağı ne yazık ki üyelerini şaşırtmadı. Bir kez daha üzüldük ve öfkelendik.

Öfke duyuyoruz çünkü maaşlarını bizim ödediğimiz aidatlardan alan, bizim görevlendirdiğimiz sendikacılar bizim taleplerimizi değil patronların ve hükümetin isteklerini dikkate alıyor.

Salgının yarattığı sosyal ve ekonomik krizin faturasını emekçilere kesen siyasi iktidar ve sermaye örgütleriyle işbirliği içindedirler. Bu iddiamız boşuna değil. Türk-İş Başkanı, Milli Savunma Bakanıyla yaptığı görüşmede  ‘’Biz önce devletin sonra işçinin yanındayız’’ diyor. Oysa biz devlete her ay vergi veriyoruz. Devletin çıkarı işçilerin çıkarından ayrı olamaz. Türk-İş başkanının çıkarını düşündüğü devlet değil sermaye sınıfı, yani patronlardır.

Temel tüketim ürünleri başta olmak üzere iğneden ipliğe yapılan zamlarla ücretlerimiz fazlasıyla erimişken, konfederasyonların talep ettiği %20 zam oranı ve sonraki altı aylık dilimlerdeki enflasyon +%3 artış olsa olsa bizi daha fazla yoksullaştırır. Üstelik bu taleplerin içinde pazarlık payı da var. Herkes biliyor ki %20’den açılan zam talebinin bunun üzerinde değil altında bağıtlanacağıdır.

Oysa hayat pahalılığı belimizi bükmüş durumdadır.

İşçiler gelir vergisi ve dolaylı vergiler altında ezilirken, talepler ciddiyetsiz ve komiktir.

Ücretsiz izin uygulaması, tazminatsız işten çıkarmalar, kısa çalışma uygulamaları başta olmak üzere çalışma yaşamıyla ilgili düzenlemeler işçi sınıfını korumasız bırakmışken, uzun çalışma saatleri bütün sektörlerde artık sıradan bir uygulama haline gelmişken, her gün iş kazalarında onlarca işçi kardeşimiz hayatını kaybedip daha fazlası da sakat kalırken, bizi temsil ettiğini iddia eden konfederasyonlar sıra taleplerimizi dile getirmeye gelince iktidar önünde el pençe divan durup ricacı tavırlarıyla ağızlarının kenarıyla konuşmakta, biatta kusur etmemektedirler.

Hatırlatmak istiyoruz. Türk-iş’in yaptığı son açıklamaya göre 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı ayda yaklaşık 9300 liraya yükselmiştir. Durum böyle olmasına rağmen, üyelerinden hangisinin evine bu düzeyde bir para girmektedir, bilen var mıdır?

Bu bile başlı başına ikiyüzlü, riyakar bir davranış biçimidir.

Bilmediğimiz başka bir şey daha var, o da bizler adına pazarlık yapacak olan sendika yetkililerinin maaşlarıdır. Ticari sır olarak saklanmaktadır.

Üstelik Türk-İş ve Hak-İş yöneticilerinin, daha görüşmeler başlamadan birbirlerine “leş kargası” benzetmesi yaptığına tanık olduk. Burada “leş” diye betimlenen biz işçiler (üyeler) oluyoruz.

Bu anlayışlar kirlidir ve çürümüştür.

2019 kamu çerçeve protokolü imza törenindeki mikrofon kazasında “uzatsak karışacaktı, kapattım” diye kayıtlara geçen ihaneti unutmadık. Bizler bu kez ihanete izin vermemekte kararlıyız.

Tabandaki biz işçiler bu sömürü düzeninin sorumlusu değiliz ve BOYUN EĞMEYECEĞİZ.

Bu toplu sözleşme döneminde biz işçiler sadece ücret için değil, DEMOKRASİ, ADALET, EŞİTLİK, ÖZGÜRLÜK ve SINIFSAL KARDEŞLİK adına da mücadele edeceğiz. Sendikalı ama örgütsüz işçiler isteyen iktidarın ve sarı sendikacıların beklentisini boşa çıkaracağız.

Öte taraftan çerçeve protokol görüşmelerinden önce başlayan üyesi olduğumuz Türk Harb-İş Sendikası ve TÜHİS arasında imzalanacak olan toplu sözleşme görüşmeleri devam etmektedir.

Mevcut toplu iş sözleşmemiz, yıllardır taleplerimizi karşılamayan, hatta Yüksek Hakem Kurulu kararları ile kazanımlarımızı geri götüren anlaşılabilirliğini yitirmiş, işyeri sorunlarının çözümünden uzak hale gelmiştir. Toplu iş sözleşmemiz bu durumdan kurtarılmalıdır.

Kazanılmış haklarımızın işverenler tarafından yok sayılmasına, toplu sözleşmeyi tek taraflı metinler haline getirmeye çalışmasına sendikacılar sessiz kalmaktan vazgeçmelidir.

Bu dönem hazırlanan taslak, işverenin değişiklik taleplerini de içermiştir. İncelediğimizde gördüğümüz, özelleştirmenin önünü açan kurumları tanıyan maddeler sözleşme teklifine girmiştir. Özel güvenlik çalışanlarının esnek koşullarının ana maddelere eklenmesi gibi olumsuzluklar, şube ve merkez yönetimine “UYARIYORUZ” başlıklı açıklamalarımızla bildirmemize rağmen göz ardı edilmiştir.

Şimdi de süren toplu sözleşme oturumlarının sonuçları sağlıklı bir şekilde işçilerle paylaşılmamaktadır.

Öğrenebildiğimiz kadarıyla toplu iş sözleşmesinin en son oturumunda sendikamız 44 maddede, işveren sendikası ise 49 maddede değişiklik talep etmiştir.

Öte yandan sendikacılar kendi maaşlarına %26 zam yapmaktan geri durmamışlardır.

Son 20 yıllık süre zarfında AKP iktidarı ve sarı sendikal yönetimler eliyle sosyal ve ekonomik olarak çok geriledik. 700 bin kamu işçisi kardeşimize ve özelde Harb-İş işçisine sesleniyoruz.

BIÇAK KEMİKTE… BOYUN EĞME… KURTULUŞ ELLERİMİZDE

Birliğimizi güçlendirelim. Sözleşmelere seyirci kalmayalım.

Saygılarımızla

HARB-İŞ İŞÇİLERİN BİRLİĞİ TÜRKİYE KOMİTESİ

BU DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Ünteks tekstil fabrikasında sendikal örgütlenme yaptığı gerekçesiyle işten atılan işçi anlattı

Diyarbakır’da üretim yapan Ünteks tekstil firması sendikal örgütlenme yapan işçileri önce ücretsiz izne çıkardı, ardından …

0 0 votes
Article Rating
Kaydol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x