DARLANMA - KORKMA | BİZİMLE İRTİBATA GEÇ

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi’nde 4/D statüsünde çalışan hemşireler talep ediyor!

2019 yılında yetkili sendika Türk Sağlık İş ve işveren arasında imzalanan TİS ile ciddi boyutlarda hak kayıplarına uğrayan 4/D statüsünde çalışan hemşireler bir gecede gelen kadro uygulamasından sonra yasadıkları mağduriyetlerini anlatmak ve çözüme ulaştırmak için mücadele yolunu seçtiler. Yeni hak kayıplarına yol açan sözleşmenin 2019 yılında imzalanmasının ardından %62’lik asgari ücret zammından da olan hemşirelerin maaşları sefalet düzeyine çekilirken hemşireler bu durumla ilgili sorunlarını dinleyecek bir muhatap dahi bulamadılar. Bu sırada seslerini duyurmak için bir araya gelen sağlık emekçileri hızlıca komiteler kurup yaygın mücadeleyi başlatmış oldular.

Öncelikle taleplerini içeren bir bildiri hazırlayıp bu bildiriyi çalıştıkları hastanenin tüm servislerine dağıttılar. Geçtiğimiz günlerde üyesi oldukları yetkili sendika Türk Sağlık İş ile masaya oturan sağlık emekçileri Temmuz ayında gerçekleşecek olan toplu iş sözleşmesi ile ilgili taleplerinde kararlı olduklarını sendikaya ilettiler.

Taleplerinin arasında haftalık çalışma saatlerinin 45 saatten 40 saate düşürülmesi, özlük ve sosyal haklarının genişletilmesi, aynı işi yapan diğer kadrolu hemşireler ile ücret farkının ortadan kaldırılması, gebelik sonrası süt izinlerinin standartlarının 4A ve 4B kadrosunda çalışan meslektaşlarının seviyesine yükseltilmesi, 2021 yılının Ocak, Şubat ve Mart aylarında verilmeyen enflasyon ve yüzdelik zamların ödenmesi gibi maddeler yer alıyor.

Toplantıda sendika tarafından bu mücadelede yalnız bırakıldıklarını ifade eden hemşirelere, sendikanın verdiği cevap, yaşanılan bu süreçte mağduriyetin sebebini görevden alınan eski hastane başmüdürüne yüklemek oldu. Sendika bu cevap ile çözüm geliştirmekten ne kadar uzak olduklarını göstermiş oldu. Toplantı esnasında hemşirelerin haklı öfkesi karşısında geri adım atan sendika, TİS sürecinde gerçekleşecek oturumlara hemşire temsilcisinin katılımını kabul etmek zorunda kaldı. Süreçle ilgili görüşlerini aldığımız hemşire arkadaşların anlattıkları ise yaşanılan bütün bu mantık dışı durumu daha da açıklıyor.

Hastanede 4/D statüsünde çalışan üç sağlık emekçisi, yaşadıkları süreci, taleplerini ve mücadelelerini Patronların Ensesindeyiz Ağı’na anlattı.

2018 yılında verilen 4/D kadroyla maaşlarımız hızla erimeye başladı, buna karşı taleplerimiz var

Merhaba, bize önce biraz kendinizden ve Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesinde yaptığınız işten bahsedebilir misiniz?

  • A.H.: Ben 2013 Haziran’ın 17’sinden bu yana Balcalı Hastanesi Üroloji servisinde hemşire olarak çalışıyorum. 2013 yılında taşeron personel olarak işe girdim, 2018 yılında hükümetin çıkardığı 696 sayılı KHK ile 4/D kadrosuna geçtim… Bizlerin, hastanede çalışan 4/D hemşireleri olarak, çok büyük sıkıntılarımız var. Mali açıdan bakarsak, işe girdiğimiz 2013 yılındaki taşeronluk döneminde hemşire olarak çalıştığımızda, asgari ücretin %62 ile %70 fazlasını alıyorduk. 2018 yılında verilen 4/D kadroyla beraber maaşlarımız hızla erimeye başladı. Şu an neredeyse asgari ücret seviyesinde maaş alıyoruz. Mesela benim maaşım 3.500 TL. Diğer personel ortalama 3.400 TL maaş alıyor. Bazı durumlarda personel arkadaşlarımızın 3.900 TL aldıklarını, temizlik görevlilerinin ise bizlerden daha fazla maaş aldıklarını görebiliyoruz… Yanlış anlaşılmasın, bu kıyaslamayı emekçi arkadaşlarımızı küçümsemek ve rencide etmek için değil, 2013 yılından itibaren ücret boyutunda yaşadığımız büyük gerilemeyi göstermek için yapıyorum… Mali açıdan durumum bu. Sosyal haklara falan hiç girmeyeyim. Çok kötü şartlar altında çalışıyoruz.

 Anladım. Özetle ciddi bir ücret eşitsizliği olduğunu, sizin açınızdan büyük bir gerileme süreci yaşandığını söylüyorsunuz. Peki, bunu neye bağlıyorsunuz?

  • A.H.: Bunun sebebini verilen kadronun içinin boş olmasına bağlıyorum. Aldığımız maaş bunun kanıtı. Enflasyon oranı %30 – %40. Bizim maaşımız ise 3 yıldan bu yana aynı seyrediyor. 3 yıldan beri aynı! Enflasyona karşılık bizim maaşımız hiç artmadı, sürekli eridi. Buna ek olarak koşullarımız giderek ağırlaştı. Çalışma saatlerimiz şu an iğrenç durumda. Üç vardiya geliyoruz. Haftanın 6 günü iş var. Bunca emeğe rağmen ücretlerimiz yerlerde. Bu şartlar altında nasıl yaşayabilir, daha ne kadar çalışabiliriz?

Çalışma koşulları demişken… Pandemi sürecinde uzun ve ağır şartlar içeren bir mesai yürüttünüz, yürütüyorsunuz; Sağlık Bakanlığının bu konuya ilişkin kimi vaatleri…

  • A.H.: Hiçbiri yerine getirilmedi. 4/D hemşireleri olarak bugüne kadar bize hiçbir şey verilmedi!

Sağlık Bakanlığının desteğini almadınız mı?

  • A.H. : Hayır. Asla. 4/A veya 4/B’li arkadaşlarımıza destekler verildi mi bilmiyorum ancak 4/D’li hemşireler olarak bizlere hiçbir şey verilmedi.

Temmuz ayında toplu iş sözleşmesi var, yeni bir sürece de gireceksiniz. Beklentileriniz neler?

  • A.H.: İlk beklentim, en azından tekrar, asgari ücretin %70 fazlasına sahip bir ücret almaya başlamak. Öncelikle bunu karşılamaları lazım. Hem toplu iş sözleşmesi imzalayıp hem de açlık sınırının altında bir ücretle çalışmaya mahkûm edilmek istemiyoruz doğal olarak. 4/B’li hemşire arkadaşlarımız 6.000TL maaş alırlarken aynı işi yapan bizler 3.500 TL maaş almayalım. Arada 2.500 TL fark var. Eşitlik olmaz denilebilir ancak bu kadar büyük bir uçurum kabullenilir şey değil. Sadece ücretler de yetmez; çalışma koşullarımızın, mevcut haklarımızın iyileştirilmesi lazım.

Aynı zamanda bir mücadelenin içindesiniz. 2019 yılında yapılan toplu iş sözleşmesinde üyesi olduğunuz sendikanın olumlu ya da olumsuz ne tür tutumları oldu?

  • A.H.: 2019 yılındaki yapılan toplu iş sözleşmesinde bize çok büyük vaatler verildi ancak inanın ki şu anda hastane bize Ocak ayından itibaren almamız gereken %8 zammı bile vermiyor. Hastane yönetimi ile yapılan toplu iş sözleşmesi var, daha onu bile uygulamıyorlar. Başka bir şey söylemeye gerek var mı?

Son olarak, değinmek istediğiniz bir şey var mı?

  • A.H.: Ben kısaca “eşit işe eşit ücret” istiyorum. Bize hakkımızı, haklarımızı versinler. Derdimiz, hakkımızı alamamak.

 Teşekkür ediyor, mücadelenizde başarılar diliyoruz.

 

Sendika üzerinden bir talebimiz yok, kendimiz komite kurarak haklarımız için mücadele ediyoruz

Bize biraz kendinizden ve Balcalı Hastanesinde yaptıklarınızdan bahsedebilir misiniz?

  • E.H.: Tabii ki. 2013 senesinde Balcalı Hastanesinde işe başladım. O zamandan beri görevime devam ediyorum. Çocuk Kliniğinde çalışıyorum. Gayet zorlu bir süreçten geçiyoruz. Hakkımızı aramaya çalışıyoruz. 2 sene önce yapılan sözleşmeyle zor durumda bırakıldık. Personel arkadaşlarımızın, temizlik görevlisi arkadaşlarımızın aldıklarının çok daha altında maaşlara mahkûm edildik. Şimdi aynı şeyleri tekrar yaşamamak, haklarımızı eksiksiz alabilmek için bir arayış ve mücadele içerisine girdik.

Ağırlıklı olarak ücret eşitsizliğine vurgu yapıyorsunuz. Bu eşitsizliğin sebebini neye bağlıyorsunuz?

  • E.H.: 2019 yılı toplu iş sözleşmesinde asgari ücret altında maaş kalmayacağı söylendi. Biz zaten asgari ücretin altında almıyorduk. Bu sözde iyileştirme iddiasının arkasına saklanarak asgari ücretin altında maaş alan diğer sağlık personeli ile maaşlarımızı eşitleme kurnazlığına başvurdular. Onların maaşları arttı, bizim maaşlarımız yerinde saydı. Böyle olunca da farklı işlerde çalışanların maaşları eşit duruma geldi, işkolu ayrımı ortadan kalkmış oldu.

 Aynı zamanda bir hukuki mücadele içindesiniz. 2019 yılında bir toplu iş sözleşmesi yapıldı, bu esnada üyesi olduğunuz sendika nasıl bir tutum takındı?

  • E.H.: Hiçbir şekilde arkamızda olmadı, hiçbir şekilde üyesini gözetmedi. 2 yıl boyunca gözünü kulağını kapadı, sorunlarımızı görmezden, sesimizi duymazdan geldi. Hakkımızı aramadı, karşımıza muhatap olabileceğimiz bir yönetici bile çıkarmadı. Böyle olduğu için biz de kendi mücadelemizi kendimiz vermeye başladık.

Temmuz ayında yeni toplu iş sözleşmesi imzalanacak. Beklentileriniz, talepleriniz neler?

  • E.H.: Sendika üzerinden hiçbir şekilde talebimiz yok. Sendikanın lehimize bir şey yapmayacağını biliyoruz. Bu nedenle kendi mücadelemizi örüyoruz. 200 kişilik bir topluluğumuz var. Bir telefon uygulaması üzerinden grup kurarak yola çıktık. Şu an geçtiğimiz iki yılın toplamına oranla çok daha etkin şekilde sesimizi duyurmayı başarmış konumdayız. Hastane genelinde de rektörlük özelinde de gayet olumlu karşılıklar alıyoruz. Güçlü bir şekilde taleplerimizi dile getirdik. Mücadeleye devam edeceğiz. Temmuzda yapılacak sözleşme öncesinde ve sözleşmenin bağlanması aşamasında haklarımızı gözeten bir birliktelik sergileyeceğiz.

Pandemi boyunca uzun sürelerde, zor koşullarda çalıştınız, çalışıyorsunuz. Farklı bir bölümde görev yapan arkadaşınıza sorduğumuz soruyu size de soralım: Bu süreçte Sağlık Bakanlığının çeşitli vaatleri vardı, bunlar gerçekleşti mi?

  • E.H.: Söylediğiniz gibi, çok zor bir süreçten geçtik. Geçmeye de devam ediyoruz. Dönem boyunca kısa çalışma süreleri vaat edildi. Normalde 40-45 saat çalışıyoruz. Saat olarak azaltmaya gidilmişti. Fakat biz bunun tam tersini yaşadık. Daha fazla çalıştık. Örneğin ben Çocuk Kliniğinde görev yapıyorum. Son dört ayımı Covid-19 Yoğun Bakımında geçirdim. Sadece başta bahsettikleri Mart-Nisan-Mayıs aylarında üç aylık gülünç bir para aldık. Zaten Mayıs ayında tekrar toplu bir kesintiye gidildiği için verdiklerinden daha fazlasını geri almış oldular. Vaatlerin karşılığını ve faydasını görmedik.

Son olarak eklemek istedikleriniz var mı?

  • E.H.: 9 yıldır çalışıyorum. Hakkımızı kesinlikle yedirmeyecek, sonuna kadar arayacağız. Mağdur olan çok arkadaşımız var. 20 yıldır bu sözleşmeye tabi olup da çok komik ücretler alan arkadaşlarımız var. Kesinlikle emeğimizin arkasında duracağız. Hiçbir şekilde geri çekilme yok. Hakkımızı sonuna kadar savunacağız.

Teşekkür ederiz. Mücadelenizde başarılar.

 

4/A kadrosuna alınmak istiyoruz. Aynı işi yapan sağlık emekçilerine aynı özlük hakları verilmelidir

Öncelikle kendinizden ve Balcalı Hastanesindeki görevinizden bahsedebilir misiniz?

  • H.H. : 7 yıla yakın bir zamandır acil servis hemşiresi olarak Balcalı Hastanesinde hizmet vermekteyim. Acilde yapılabilecek tüm hemşirelik hizmetlerini yapıyorum. Son dönemlerde Covid-19 salgını sebebiyle iş yükümüz iyice artmış durumda.

Salgın başlığına girmeden önce, kadro verilmesi ve toplu iş sözleşmesi imzalanması sonrasında yaşadığınız hak kayıplarına ilişkin arkadaşlarınızın aktardıklarına eklemek istedikleriniz olup olmadığını sormak istiyorum. Bu sürece dair gözlemleriniz, çıkarımlarınız neler?

  • H.H. : Taşeron şirket bünyesinde çalışırken asgari ücretin %80 fazlasını alıyorduk. KHK ile işçi kadrosuna geçerken yüzdelik dilimlerimiz iş sözleşmesine dâhil edilmedi. Bu yüzden her yıl asgari ücrete zam gelmesine rağmen bizim ücretlerimiz yerinde saydı. Yüzdelik dilimlerimiz olmadığı için kurumda 657 sayılı Kanun çerçevesinde çalışan 4/A’lı ve 4/B’li arkadaşlarımız 5.500 TL civarı maaş alırlarken bizim maaşlarımız asgari ücret seviyesine doğru geriledi. Biz “eşit işe eşit ücret” istiyoruz.

Peki, salgın başlığına dönersek… Covid-19’la birlikte sağlık emekçilerinin zorlu bir sürece girdiklerini hepimiz biliyoruz. Bu dönemde yaşadıklarınızı özetleyebilir misiniz?

  • H.H. : Pandemi sürecinde devlet nezdindeki bütün kurumlarda esnek çalışma sistemi uygulanırken sağlık çalışanlarının yıllık izin, emeklilik ve istifa gibi en doğal hakları dahi rafa kaldırıldı. Biz aylarca ailemizin yanına gidemedik, virüs bulaştırırız korkusuyla ayrı evlerde kaldık. Maddi yönden büyük zarar gördük. Ruhsal olarak çok daha büyük zararlar gördük. Devletimiz en azından kalacak yer ayarlayabilir diye düşündük. Ancak beklediğimiz destek, sadece “Hakkınızı ödeyemeyiz” deyip alkışlamak oldu. Üç ya da dört ay katkı niyetine ek para aldık. Bu ek para da hekimin aldığının onda biri kadardı. Oysaki biz çok daha büyük risk altındaydık. Üstümüzde tulum, hastalarla sürekli içlidışlı olan bizdik. O sıra pandemi ücreti olarak 600 TL gibi komik bir ücret ödediler. Sonrasında onu da alamadık. Gerçekten de doğru söylediler: Hakkımızı ödeyemiyorlardı.

Temmuz ayında yeni bir toplu iş sözleşmesi imzalanacak. Toplu iş sözleşmesinden ve genel olarak kurumunuzdan beklentileriniz neler?

  • H.H. : Öncelikle özlük haklarımızın 4/A’lı hemşirelerin özlük haklarıyla aynı olmasını istiyoruz. 4/A’lı bir hemşire ile 4/D’li bir hemşirenin çocuklarını emzirme süreleri arasında fark olabilir mi? Oluyor. Bu bile aynı yerde aynı işi yapan iki insana verilen değerlerin aynı olmadığını gösteriyor. Kendimizi değersiz hissetmemize sebep oluyor bu uygulamayı yapanlar. Bu, sadece bir örnek. 4/A’lı arkadaşlarımızla sayılamayacak kadar çok fark var aramızda. İnsan onuruna ve hemşirelik mesleğine yakışır ücretlerin verilmesini, eşit çalışma saatlerinin getirilmesini istiyoruz. 4/A’lı hemşire haftada 40 saat çalışırken biz 45 ya da 54 saat çalıştık. Bunların düzeltilmesini istiyoruz. Eşit işe eşit ücret verilmelidir.

2019 yılında yapılan toplu iş sözleşmesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

  • H.H. : Bize sorulmadan, danışılmadan, adeta dayatılmış bir toplu iş sözleşmesiydi. Sözde güzel ama içi boş bir sözleşmeydi. Üyesi olduğumuz sendika bize sormadan, danışmadan imzaladı bunu. Sonrasında maaşlarımızda bir sıkıntı olduğunda ve bunun için sendika temsilcisine gittiğimizde kimse bizimle ilgilenmedi. Sürekli mutemetliğe yönlendirildik. Benim haklarımı koruyup kollamayacaksa sendikanın ne gereği olduğunu sorguluyordum o sıralar. Bir de o kadar sendika üyelik ücreti kesilmesi de cabası.

Temmuz ayında imzalanacak yeni toplu iş sözleşmesine dönersek… Neler söylemek istersiniz?

  • H.H. : 4/A kadrosuna alınmak istiyoruz. Aynı işi yapan sağlık emekçilerine aynı özlük hakları verilmelidir. Bu bizim en doğal hakkımız. Ücretlerimizin de eşit ve insan onuruna yaraşır düzeyde olması gerekir. İş Kanununda “Bir işçi gece vakti 7,5 saatten fazla çalışamaz” ibaresi mevcut olduğu halde ve kurumdaki sistem 08.00 – 16.00 iken bizim vardiyalarımız 08.00 – 16.00, 16.00 – 24.00 ve 24.00 – 08.00 şeklindedir. Bu durum nedeniyle aynı birimde çalıştığımız diğer arkadaşlarımızla aramızda farklar oluştu. Geceleri işe gelmek ve işten çıkmak soruna dönüştü. İşler zaman zaman sekteye uğradı. Daha çok eleman ihtiyacı doğdu. Toplamda üç vardiya olduğu için daha çok çalışmak gerekti… Gece işe gelen ya da işten çıkan hemşireler için dolmuş veya otobüs gibi imkânlar da yok. Neyle nasıl gidip geleceğiz? Bazılarımız taşrada oturuyor, giderken can güvenlikleri bile yok. Bir an önce bu sorunlar çözülmeli, iyileştirmeler yapılmalıdır… Açıkçası taşeron sisteminde çalışırken bile durumumuz bundan iyiydi diyebilirim. Ücret ve çalışma konusunda bize lütuf gibi sunulan kadronun içinin ne kadar boş olduğunu görünce hepimiz hüsrana uğradık. Acilen bu durumun düzeltilmesini talep ediyoruz.

Hepinize teşekkür ediyoruz. Umuyoruz ki en yakın zamanda mücadeleniz başarıya ulaşır.

BU DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

2 aydır maaşları ödenmeyen Point Kargo işçileri ücretlerini istiyor

Point Kargo’da çalışan işçiler, yoğun çalışma saatlerine rağmen iki aydır maaşlarını alamıyor. Özellikle pandemi döneminde …

0 0 vote
Article Rating
Kaydol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x