DARLANMA - KORKMA | BİZİMLE İRTİBATA GEÇ

Ankara’da çalışan bir fizyoterapist çalışma koşullarını PE’ye anlattı

Ankara’da bir spor merkezinde çalışan fizyoterapist, pandemi koşullarında alanda çalışan emekçilerin sorunlarını Patronların Ensesindeyiz Ağı’na anlattı. Genellikle spor merkezlerinde, hastanelerde, özel eğitim kurumlarında çalıştıklarını belirten fizyoterapist, düşük ücretlere çalışmak zorunda kaldıklarını, pandemi döneminde risk altında çalıştırıldıklarını anlattı ve fizyoterapistlerin birlikte hareket etmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Siz bir fizyoterapist olarak çalıştığınız kurumda haksızlıklara maruz kaldınız ve Patronların Ensesindeyiz Dayanışma Ağı’na ulaştınız. Hikayenizi dinlemeden önce fizyoterapistlerin kimler olduğunu, tam olarak ne iş yaptıklarını anlatabilir misiniz?

Fizyoterapistler; yaralanma, hastalık, doğuştan gelen özür, hareket sistemi problemlerinden kaynaklanan ağrı ya da işlev bozukluklarında, hekimin tanısına göre özel bir tedavi programı oluşturan sağlık profesyonelleridir. 4 yıl süren bir üniversite eğitimi alırız. Aynı zamanda bireylerin hayat kalitesini arttırmaya çalışmayı hedefleriz, sağlıklı kişilerde de egzersiz programları planlarız.

Hastaneler, huzurevleri, birinci basamak sağlık hizmetleri, spor kulüpleri, rehabilitasyon merkezlerinde çalışabiliyoruz. Son dönemde ise spor salonlarında da çalışıyoruz.

Maaşlar asgari ücretin üzerine çıkmıyor, çoğu zaman tam ödenmiyor

Peki genel olarak fizyoterapistlerin çalışırken yaşadıkları güçlükler neler? 

Mesleğimizi çok seviyoruz fakat koşullar bizi pek çok zorlukla karşı karşıya bırakıyor. Hastanelerde çalışırken genel olarak ağır bir iş yapıyoruz, fiziksel olarak kolay bir iş değil, güç uygulamanız gerekiyor. Özel kurumlarda işe başlarken teklif edilen maaşlarsa asgari ücretin üzerine çıkmıyor.

Siz nerede çalışıyorsunuz?

Ben yeni mezunum ve bir spor merkezinde çalışıyorum. Birçok meslektaşımız ve mesleğe henüz başlamayan öğrenci arkadaşlarımız tarafından spor merkezleri daha az iş yükünün olduğu, eğlenceli yerler olarak görülebiliyor. Kimi durumlarda hastanelere, tıp merkezlerine, özel eğitim merkezlerine göre daha fazla ücret alınabildiği için, spor salonlarında güvencesiz çalışma tercih edilebiliyor ne yazık ki. Fakat bu merkezlerde de bizim yaşadığımız gibi işverenin haksızlıklarına maruz kalıyoruz. Örneğin çalıştığım spor salonunda temizlik personeli yok ve temizlik işlerini bizim yapmamız bekleniyor. Zorunda kaldığımız için yapıyoruz. Çoğu zaman maaşlarımız tam ödenmiyor. Salon sahipleri çok zor durumda olduklarını söyleyerek ödemeleri geciktiriyor ya da eksik yatırıyorlar. Fizyoterapistlerin sahadaki genel çalışma koşulları çok kötü olduğu için buna razı olmak durumunda kalıyoruz diyebilirim.

Sizin iş güvenceniz var mı peki?

Ben freelance çalışıyorum. Yani girdiğim seans başına ödeme alıyorum. Başlarda tam zamanlı ve güvenceli çalışmak istedik fakat önümüze koyulan sözleşmede yer alan çalışma saatleri ve ücret, sözleşmesiz çalışırız daha iyi diye düşündürdü. Sözleşmeye göre patron hangi işi verse yapmakla mükellef hale geliyorduk. Ama güvencesiz çalışmaya zorlanmak bizim için çok zor bir durum, herhangi bir iş kazası ya da işten atılma durumunda hak iddia edemiyoruz.

Online olarak egzersizler hastalar açısından bir takım riskler barındırıyor

Pandemi koşulları çalışma şartlarınızı nasıl etkiledi?

Kısmi kapanmaya ilişkin son kararlarla seanslarımızı online olarak sürdürüyoruz. Bu durum haliyle başvuran kişi sayısını düşürüyor ve bu da bizim maaşlarımıza yansıyor. Bunun yanı sıra uzaktan online olarak egzersizleri yaptırmak bizim için oldukça zor oluyor. Eklem problemi olan hastalarla çalışıyoruz ve online ortamda egzersiz yaptırmak onlar için bir takım riskler barındırıyor, bu riski almak zorunda kalıyoruz.

Peki Covid-19 hastalığı durumunda, fizyoterapistlerin aktif olarak üstlendiği bir görev var mı?

Elbette. Akut solunum güçlüğü döneminde değil ancak sonrasında, solunum kaslarına dönük fizyoterapistlerin vereceği eğitim çok önemli. Bizlerin yardımıyla daha az sıkıntılı ve daha kolay bir şekilde atlatılabilir bu dönem. Ayrıca uzun yoğun bakım süreçlerinden sonra çok önemli kas kayıpları yaşanıyor. Yine uzun süreli ve iyi planlanmış bir egzersiz programıyla kişilerin günlük yaşamdaki bağımsızlıklarını kazanması için fizik tedavi yaklaşımları mutlaka olmalı.

Bunu sağlamak için yeterince fizyoterapist var mı?

Bildiğim son sayıya göre Türkiye’de 88 üniversitede Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümü var. Her yıl 4,500 mezun veriliyor. 2010 yılında bu sayı 500’müş. O dönem fizyoterapistler daha rahat iş bulabiliyordu şimdiyse işsizlikle mücadele ediyoruz. Mesela kamu kurumlarına 2020 yılında yalnız 100 fizyoterapist atandı. Bu yüzden yeterince fizyoterapist olsa bile, ihtiyacı olan hasta insanlarla buluşabildiğimiz söylenemez çünkü atamamız yapılmıyor. Yine bu yüzden, kötü koşullara da razı olmak zorunda bırakılıyoruz.

PE’yi bilmeseydim önüme konulan sözleşmeyi kabul ederdim, birlik olmamız gerekiyor

Peki tüm bu koşullara karşı fizyoterapistler nasıl bir yol izlemeliler?

Öncelikle bizim birlik olmamız gerekiyor. Bir işverene karşı haklarımızı ve bunları nasıl talep etmemiz gerektiğini bilmemiz gerekiyor. Bu kötü koşullarda önümüze geleni kabul etmek durumunda kalabiliyoruz bunun için bir araya gelmeye ve bir şeyler yapmaya ihtiyacımız var. Mesela ben Patronların Ensesindeyiz Ağı’nı bilmeseydim önüme konulan sözleşmeyi kabul ederdim ve bu durumu fark etmem zor olurdu. İnsan kendiyle birlikte hareket eden birilerini görünce daha dik durabiliyor. Tek başımızda olduğumuzda hiçbir şeyi değiştiremiyoruz.

BU DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

2 aydır maaşları ödenmeyen Point Kargo işçileri ücretlerini istiyor

Point Kargo’da çalışan işçiler, yoğun çalışma saatlerine rağmen iki aydır maaşlarını alamıyor. Özellikle pandemi döneminde …

0 0 vote
Article Rating
Kaydol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x