DARLANMA - KORKMA | BİZİMLE İRTİBATA GEÇ

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi taşeron işçileriyle toplu sözleşme sürecine ilişkin röportaj

Kamu kurumlarında taşerondan kadroya geçen işçilerin toplu sözleşmelerine dair tartışma devam ediyor.

Taşeron firmalarda çalışan işçilerin kamuda sürekli işçi olarak kadroya alınması 2017 yılında bir seçim vaadiydi. 2018 Nisan ayında güvenlik soruşturmalarını geçen taşeron işçilerin büyük bir kısmı kadroya alındı. Ancak bu durum onların, kamu işçilerinin koşullarına sahip olması anlamına gelmedi. Hatırlanacaktır, 2019 yılı Kamu Toplu İş Sözleşmeleri Çerçeve Protokolü Türk-İş ile Hükümet arasında imzalandı. Sözleşme kamuoyunda, içerdiği maddelerden çok Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay’ın Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’a mikrofon açıkken söylediği “uzasa işi karıştıracağız, en azından kapattım böyle” sözleriyle tartışıldı. İmzalanan sözleşme kamuda çalışan ve kadroya geçen taşeron işçiler için hak kayıplarına sebep oldu.  2019 yılına kadar çerçeve protokolünden memnun olmayan bir sendika, gücüne ve örgütlülüğüne güveniyorsa protokolde yer alan hakların üzerinde haklar için pazarlık yapabiliyor, uyuşmazlık tutabiliyor ve sonrasında yasal greve gidebiliyordu. Şimdi ise konfederasyonun imzaladığı çerçeve anlaşma protokolünün “bağlayıcı” niteliği işkollarında sendikaların uyuşmazlık tutmasını engelliyor ve grev hakkını fiilen ortadan kaldırıyor. O görüşmelerde Türk-İş kadroya geçirilen işçilerin de yeni sözleşmenin kapsamına alınmasını talep etti ancak bu işçiler ne sözleşme kapsamına alındı, ne de enflasyon farkı almaları sağlanabildi. Kadroya geçen taşeron işçilerinin çalışma koşulları Yüksek Hakem Kurulu’nun taşeron işçilerine ilişkin sonuçlandırdığı, süresi en geç sona erecek toplu iş sözleşmesine göre belirlendi. Buna göre, kadroya alınan taşeron işçileri belediyelerde 30 Haziran 2020, diğer kamu kurumlarında 31 Ekim 2020 tarihine kadar enflasyon farkı olmaksızın sadece yüzde 4 oranında ücret artışı aldılar. Dolayısıyla kamu kurumlarında ve belediyelerde çalışan yüz binlerce işçi yine arafta bırakılmıştı. Bu konu daha önce birçok kez dile getirildi.

Eskişehir Osmangazi Üniversitesinde çalışan ve toplu iş sözleşmesi döneminde olan sağlık emekçilerinden toplu iş sözleşmesi dönemi hakkında bilgi aldık.

  • Kendinizi biraz tanıtır mısınız? Tabi bu ortamda ne kadar mümkünse.

KN: Biz ESOGÜ Tıp fakültesinin değişik bölümlerinde bölüm sekreteri olarak 10 yıldan fazladır çalışmaktayız. Sendikal haklarımızı araştırırken Patronların Ensesindeyiz (PE) Ağı ile tanıştık. PE’nin uzmanları ile görüşmelerde bulunduk.

  • İş yerinizde hangi sendika yetki aldı? Sendikayı tercih etmenizdeki sebepler, sendikalı olma sürecinizi ve sendika sizce nedir kısaca anlatır mısınız?

KN: 2019 yılında hastanede Hak-İş’e bağlı Öz sağlık-iş ile Türk-iş’e bağlı Sağlık-iş sendikaları toplantılar yaptı. Biz de arkadaşlar ile en azından çok büyük bir işçi kitlesini ilgilendiren bu pazarlığı Sağlık-İş’in yönetmesini tercih ettik ve daha fazla üyesi olan Sağlık-İş sendikasına yetki verdik. Bizim için sendika denen şey çok basit bir ihtiyacın ürünüdür. Patron karşısında söz hakkı, daha iyi ücret, itilip kakılmadan çalışma, bu kadar basit.

  • Yetkili Sendika TİS’in hangi sürecinde kısaca bilgi verir misiniz?

GM: Sağlık-iş sendikası Eskişehir İl Temsilciliği, süreç hakkında bilgi vermek ve iletişimi kolaylaştırmak için bir haberleşme grubu oluşturdu. Taleplerimizin ne olduğunun hastane yönetiminden ne istediğimizin konuşulacağı bir platform olduğunu düşündük. Sendikanın hazırladığı sözleşme taslağı hakkında bilgi verilmesini beklerken “Sendikamızın kararı, sözleşmelerimizi gösteremeyiz, herkes teknolojiye çok hâkim kısa zamanda yayılır” denilerek hep ötelediler. Haliyle sözleşmeyi biz de çok merak ettik. Zamanla haberleşme grubunda, işyeri temsilcilerinin açıklamalardaki üslubu ve vasıfsızlıkları, işçiden haberi dahi olmayan sendika yöneticilerinden haber beklemekten yorulan sağlık emekçilerinin birbirine düşmesine tanıklık ettik. Şöyle ki 6356 sayılı sendika ve toplu iş sözleşmeleri ile ilgili kanuna göre toplu görüşmelerini yönetecek olan sendika karşı tarafa (TUHİS’e) ileri süreceği tekliflerin bütününü çağrı süresi içinde vermek zorundadır. Sağlık-İş yöneticileri toplu görüşme sürecini tamamen pas geçip arabulucuya bıraktıklarını söylediler. (Dün yani Şubatın 10’un da ise gruba çağrı sözleşmesini sundular.) TUHİS’in teklifini iletişim grubuna gönderdiler. Alınan tepkilerden dolayı, rektör ile randevu aldıklarını ve TUHİS’in aradan çekilmesini talep edeceklerini belirttiler.

Rektörlükten alınabilecek küçük bir hakka muhtaçlar ve bunu büyük bir kazanım gibi göstermeye çalışıyorlar. Rektörün refleksi elbette ki bu işi “büyütmemeye” çalışmak olacaktır.  Bizim konfederasyon başkanımız çerçeve anlaşma yapmıştı. Biz sizi ona dahil etmek için uğraşıyoruz ki sendika ikramiyesini 30+30 olarak alalım, bu iş bitsin modundalar. Yani ölümü gösterip sıtmaya razı ettiler.

Ayrıca bu süreçte Sağlık-İş sendikası, 3 yıllık bir sözleşme imzalayacaklarını bize iletmemiş olup herhalde üyelik aidatı ve dayanışma aidatı ile kasalarını şişirmenin peşinde koşuyorlar. Türk-İş’in yol haritasına ilişkin sinyalleri 2019 kamu çerçeve sözleşmesi ile vermişti. Bu sözleşme ile kamuda farklı farklı kanunlara tabi olan işçiler ile 696 KHK ile işçi olanları ayırıp bu hakların üzerinde bir hak talebinde bulunmalarının önünü kestiler. Şimdi ise daha komiği bu hakları bile talep edemiyorlar.

  • 3 yıldır mağdur oldunuz ve %4’lük zamlara mahkum bırakıldınız Sendikaya girdikten sonra haklarınız genişledi mi?

HÖ: Aslında sorunun büyük bir kısmına arkadaşlarım cevap verdi. Geçtiğimiz hafta Sağlık-İş sendikası sözleşme tasarısını iletişim grubu üzerinden gönderdi. Sosyal yardımları alt alta toplasak yıllık ücretli izin harçlığı, konut yardımı gibi yardımlar sözleşmeye yazılmış peki bu hakları alamadığımızda hakkımız gasp edilmiş olmuyor mu? Almak için mücadele etmediğiniz hakları yazmak dostlar alışverişte görsün olmuyor mu?

Salgının tüm yükünü çeken sağlık emekçileri, artan iş yükü, uzayan çalışma süreleri, artık mesai rutini olan hasta yakınlarından görülen şiddet, beslenme, dinlenme ve kişisel koruyucu donanım yetersizlikleri ile önce sağlığını ve hayatlarını kaybetti. Sonra artan hayat pahalılığı ile gelir kaybına uğradık. Şimdi ise hastane yönetimi tarafından anlaşılan işveren sendikası TUHİS’in önerdiği maddeler ile toplu iş sözleşmesi gasp edilerek hak kaybına uğratılmak isteniyoruz. TUHİS’in programında daha neler olduğunu, biz işçilerin haklarını nasıl tehdit ettiğini, nasıl kılıf hazırlanacağını bekliyoruz.

BU DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

2 aydır maaşları ödenmeyen Point Kargo işçileri ücretlerini istiyor

Point Kargo’da çalışan işçiler, yoğun çalışma saatlerine rağmen iki aydır maaşlarını alamıyor. Özellikle pandemi döneminde …

0 0 vote
Article Rating
Kaydol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x