DARLANMA - KORKMA | BİZİMLE İRTİBATA GEÇ

Direksiyon eğitmenleri ile konuştuk: “Devlet vergi ve stopaj alabilmek için kursları kapatmıyor ama biz çalışanları da mağdur ediyor”

Merhaba, hoş geldiniz. Mart ayında direksiyon eğitmeni arkadaşlarla görüşmüştük. Genel olarak direksiyon eğitmenlerinin sıkıntılarından, yasal düzensizliklerden ve uğranılan hak gasplarından bahsetmişlerdi. Hâlâ devam ediyor mu tüm bunlar? 

Deniz: Maalesef hâlâ devam ediyor yasal düzensizlikler ve hak gaspları. 5580 mağdurları olmak özel okul öğretmenleriyle ortak paydamız.

Selçuk: Sıkıntı çok. Öncelikle baş sıkıntı olarak MEB geliyor. Ne denetim var ne de ilgilenme. 5580, 657 ve 4857 sayılı kanunlara bağlı olduğumuz için arapsaçı gibi bir durumdayız. Bazen işçi bazen memur bazen öğretmen oluyoruz. MEB MTSK (Motorlu taşıt sürücüleri kursu) yönetmeliği gereği bizleri kendisine ait olan direksiyon sınavlarında tüm yasa ve yönetmeliklere aykırı olarak şoför olarak kullanıyor. Bu kanunsuz kullanmaya karşılık hiçbir hak ediş de ödemiyor ve bu da T.C. Anayasası madde 18’e aykırılık ihtiva ediyor. Üstelik haftalık mesai saatimizi doldurmamıza rağmen… Bu konu 40 kişi birleşerek 2017 Ekim ayında tarafımızdan Danıştay’a taşındı ve halen devam ediyor. Olası aksi durumda sırasıyla Anayasa mahkemesi ve AİHM’ne kadar da gideceğiz. Kurslar zaten yasal olan haftalık 40 saat çalışma sistemine uymuyor. Uyan varsa da çok çok azdır. Ücretler asgari ortalamasında seyredip büyük şehirlerde az üstüne çıkabiliyor. Küçük il ve ilçelerdeyse durum içler acısı; asgari ücretin altında çalışan çok var.

Çözüm yöntemini MEB’e yazılı olarak Federasyon adı altında ilettik ancak patroncu zihniyet adım atmadı.

Kaç yıldır bu sektördesiniz?

Deniz: 14. yılım bu sektörde.

Selçuk: Benim biraz karışık. Sektöre giriş tarihim 1986. 1988’de bıraktım ve sonra farklı bir sektörde çalıştım. 2008 yılında yeniden başladım ve hâlâ devam ediyorum.

Yasin: Merhaba. 2008 yılından beri 12 yıldır aktif olarak direksiyon eğitmenliği yapıyorum. Ağır vasıta, binek araç ve motosiklet eğitimlerine katılıyorum.

Tüm yaşanılan sıkıntılar için bir araya geldiğiniz bir derneğiniz var değil mi? Dernekten de bahsetmek ister misiniz? Neler yapıyorsunuz?

Deniz: Türkiye genelinde her ilde değişkenlik gösteren politikalarıyla 14 dernek var. Bizimki Bursa Direksiyon Usta Öğreticiler Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği. Bizler ayrıca 10 derneği çatısı altında toplayan DECAF’a da üye olduk. Pandemiden hemen önce genel kurulda federasyon yönetimini devraldık. Aynı dönem İstanbul’da bir seminer, bir toplantı tertiplendi. Bu arada bazı sendikalarla da görüştük ve sendika oluşumuna da sıcak bakmaya başladık. Sonra pandemi ilan edildi ve 3 ay evlere tıkıldık. Haziran itibariyle de kurslar açıldı.

Selçuk: İzmir’de bir dernek var ama ben dahil değilim. Daha çok sosyal statü için üye oluyorlar, sınıf bilincini edinmemiş olduklarını düşünüyorum. O yüzden dahil olmuyorum.

Yasin: İstanbul geneli benim de yönetim kurulunda olduğum derneğimiz vardı, maalesef üç sene önce işverenlerin baskısına dayanamayıp lağvetmek zorunda kaldık.

Mesleğe dair birçok sıkıntıdan bahsediyorsunuz. Tüm bunların üzerine pandemi koşullarında çalışmak da eklendi. Pandemi koşullarında sizin sektörde neler yaşandı? Yüz yüze eğitimlerde önlemler alındı mı? 

Deniz: Kısa çalışma ödeneği aldık ama zaten malumunuz geçinilecek bir ücret değildi. Devlet politikalarına ve MEB’in saçma sapan uygulamalarına maruz kalıyoruz hâlâ. Haziranda açıldıktan sonra çok büyük hijyen devrimi yaşamadık. Kurum sahipleri ilk başta gösteriş amaçlı temizledi kursları falan, sonra bitti gitti. Biz kendi önlemlerimizle kendimizi korumaya çalıştık.

Selçuk: Bu zamana kadar az önce anlattığım sıkıntı vardı. Pandemi dönemi bizim için değişiklik olmadı bu sıkıntılar aynı şekilde devam etti. Deniz hocanın söylediği şeyler de üzerine eklendi.

Yasin: Pandemi süresi itibariyle 15 Mart tarihinden 31 Mayıs tarihine kadar iki buçuk ay kurslar kapalı kaldı. 1 Haziran itibariyle de sanki pandemi sona ermiş gibi ekstra bir yoğunlukla 21 Kasım (bugün) tarihine kadar yarış atı gibi sınava öğrenci hazırladık. Maalesef önlemler sadece bireysel olarak kaldı. (2 metreküplük alanda artık nasıl bir önlem alınacaksa). Kurslar açıldığından beri yine durmadık. Her hafta sınavda bir arabanın içinde dört kişi 08:00’den 17:30’a kadar çalıştık. Aşırı iş yükü ve ekstra motivasyonların olmaması bu süreçte bizi manevi olarak yaraladı. Hastalık kaygısı da cabası.

Son alınan kararlar epeyce kafa karıştırdı. Ve hâlâ çoğu sektörde netlik yok. Direksiyon eğitmenleri için durum nedir? Sizler sınavlara, eğitimlere devam edecek misiniz?

Deniz: Şu anki durumda yayınlanan genelgeyle kurslar kapatılmadı. Kayıt almaya devam edecekler. Teorik dersler online olarak verilecek. Ama tanımlanmış sınavlar vardı bugün ve yarın (20-21 Kasım). Bunlar yapılacak. Direksiyon dersleri iptal oldu. 31 Aralık’a kadar dersler yapılmayacak denildi. Resmi olarak genelge bunu söylüyor yani. Oldukça etkilendik tabii ki bu durumdan. Daha da etkilenmeye devam edeceğiz gibi görünüyor. Bizleri asıl yıpratan İşin ekonomik boyutu. Kurslar kapanmadığı için kısa çalışma ödeneği alıp alamayacağımız meçhul. E derslere çıkamadık mı maaş almamız da mümkün değil. Dolayısıyla arafta kaldık… Bakanlığın farklı bir hamlesiyle karşı karşıyayız. Devlet vergi ve stopaj alabilmek için kursları kapatmıyor ama biz çalışanları da mağdur ediyor. Bizim cephede maalesef durumlar bu şekilde.

Selçuk: Eğitimler son kararlarla durduruldu ancak bu aşamada bizlerin geliri ve geçim şartları düşünülmedi. Sınavlarsa iki hafta daha devam edecek, bizler ücretsiz köleler olarak bakanlığın emrinde sınav görevi alacağız.

Yasin: MEB şu an için 4 Ocak 2021 tarihine kadar kursları eğitime kapatmıştır. Sadece sistem üzerinde dersleri biten (normalde bitmeyen) öğrencileri eritme amaçlı sınavları devam ettireceğini resmi yazıyla bildirdi. Bu süreçte devlet biz eğitmenlere gerekli yardımı yapmıyor. Maaş ve hak ediş durumumuz küçük işverenin insafına kalmış durumda. Nasıl bir ücret ödemesi olacak, nasıl geçineceğiz tüm bunlar birer sorun olarak ortada kaldı.

Eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?

Selçuk: Eklemek istediğim son kelam ise bu bakanlığın hatta tüm hükümetin sömürücü zihniyetten kurtulup işçi ve emekçi sınıfına hak ettiği değeri vermesi olacaktır. Bu isteğimin ütopik olduğunun farkındayım ancak proletarya olmazsa dünyanın dönüşü değişir. Yeter ki bizler kim olduğumuzu unutmayalım, unutturmalarına izin vermeyelim.

Deniz: Teşekkür ederiz.

Yasin: Teşekkür ediyorum.

BU DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Casting ajansları en fazla genç oyuncu adaylarını sömürüyor

Referans Menajerlik işçinin alacaklarını ödemiyor  Genç oyuncu adaylarının tanımsız koşullarda ve sık sık hak gasplarıyla …

0 0 vote
Article Rating
Kaydol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x