DARLANMA - KORKMA | BİZİMLE İRTİBATA GEÇ

Başkent Üniversitesi’nde akademisyen sömürüsü dava konusu oldu

Başkent Üniversitesi’nde görev yapan “ders saati ücretli öğretim görevlisi”nin ardından bir öğretim üyesi de yaşadığı sorunları Patronların Ensesindeyiz Ağı’na anlattı. Üniversitedeki düşük ücretlere ve eşitsiz maaş ödemelerine tepki gösteren öğretim üyesi, üniversiteye dava açtığını dile getirdi.

Geçtiğimiz Kasım ayında Başkent Üniversitesi’nde “ders saati ücretli öğretim görevlisi” olarak çalışan bir eğitim emekçisi yaşadığı sorunları soL’a anlatmış, maaş bilgisi verilmediğini, sigortasının bile yapılmadığını açıklayarak üniversitedeki görevinden ihtarname çekerek istifa ettiğini söylemişti.

Bu görüşmeden kısa süre sonra Başkent Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapan bir öğretim görevlisi yaşadığı sorunlar nedeniyle Patronların Ensesindeyiz Ağı’na ulaştı.

Yedi yıldır görev yaptığı üniversitede açlık sınırının biraz üzerinde bir maaş aldığını açıklayan akademisyen üniversitede yaşanan emek sömürüsünü, düşük ücretleri, mobbingi Patronların Ensesindeyiz Ağı’na anlattı.

Ne kadar süredir Başkent Üniversitesi’nde görev yapıyorsunuz?

2013 yılında İngilizce okutmanı olarak göreve başladım. Oldukça uzun bir süre aslında, bu süre boyunca en büyük sıkıntımız maaşlar ve hoca eksikliğinden dolayı ders saatlerinin artması oldu.

‘EN BÜYÜK PROBLEM MADDİ KONULAR’

Biraz açmanız mümkün mü bu başlığı?

Ben Başkent Üniversitesi’nde çalışmaya başlamadan önce oldukça uzun süre neredeyse hiç kimseye zam yapmamışlar. Ben girdikten sonraki dönemde ise zam yapmaya yeniden başlamışlar ancak bu zamlar da oldukça az miktarlarda oldu.

Ben başlamadan önceki yıllarda Başkent Üniversitesi’nin en iyi maaş ödeyen kurumlardan biri olduğunu, prim ödemeleri yaptıklarını biliyordum ama sonrasında bu süreç durmuş.

Açık söylemek gerekirse üniversite genelinde hem idari hem akademik kadronun en büyük problemlerinden birisi maddi konular. Bu sorun birçok akademisyen tarafından toplantılarda da yönetime iletildi ancak yönetim bu konuda bir adım atmaya istekli değil.

‘7 YILDIR ÇALIŞIYORUM, MAAŞIM 3070 LİRA’

Nasıl bir tablo var?

2014 yılında devlet kadrolarında çalışan akademisyenlere maaş düzeltmesi yapıldı hatırlarsınız, bu düzeltme sonrası devlet üniversitelerindeki maaşlar makul seviyelere çıkarılmıştı.

Bu hamlenin ardından bazı özel okullar da akademisyenlerin maaşlarına düzeltme yaptı ancak Başkent Üniversitesi buna yanaşmadı.

Ben örneğin 7 yıldır orada çalışıyordum, maaşım en son 3070 liraydı. Belki biraz işin içinde olanlar bilir, Başkent’te bu kadar süredir öğretim görevlisi olan birisinin en az 5-6 bin lira maaş aldığı düşünülür ama gerçek öyle değil…

Bu sadece bana özel değil, hemen herkesin ortak sorunu. 20-25 yıldır kurumda çalışan öğretim görevlisi arkadaşlar ortalama 4500 lira maaş alıyor.

‘BAŞINIZIN ÇARESİNE BAKIN DİYEMEM AMA…’

Bu konudaki tepkinizi üniversite yönetimine ilettiniz mi peki?

Ekim ayında rektör bütün bölümlerle toplantı yaptı. Toplantının en önemli gündemlerinden biri de bu maaş gündemi oldu haliyle.

Ülkede geçinmesi gün geçtikçe zor hale gelirken, üniversite maaşlar konusunda hiçbir hamle yapmıyor. Enflasyon, yaşam pahalılığı artarken maaşlar yerinde sayıyor.

Ben rektörle yaptığımız toplantıda maaşlar konusundaki sıkıntımızı açıkça iletip “Biz başımızın çaresine bakalım mı, siz bir düzenleme yapacak mısınız?” diye sordum. “Başınızın çaresine bakın diyemeyiz ama gidene de dur diyemeyiz” yanıtı aldım.

Akademisyenlerin yanıtı ne oldu peki buna?

Bu durum dolayısıyla birçok akademisyen üniversiteyi terk etmek zorunda kaldı. Her geçen gün daha fazla akademisyen işten ayrılıyor. Geçen günlerde tercümanlık bölümünde işe giren bir akademisyenin iki ay içinde başka bir iş bulup gittiğini öğrendim örneğin. Bu durum hoca sıkıntısına da neden oluyor, bazı bölümler ders verecek hoca da bulamıyor. Birçok akademisyen de yeni iş bulup ayrılıyor son dönemde.

ÖĞRENCİLERDEN ALINAN ÜCRETLER ARTIYOR, AKADEMİSYENLERİN MAAŞI YERİNDE SAYIYOR

Akademisyen maaşları yerinde sayarken öğrencilerden alınan yüklü miktardaki kayıt paralarında durum ne peki?

Başkent Üniversitesi’ne giren bir öğrenci girdiği yıldan son senesine kadar aynı yıllık ücreti ödüyordu. Bunu geçen sene değiştirdiler. Girdiğiniz yıl ücret 50 binse, ertesi yıl zam, sonrası yıl yine zam. Yani enflasyon ve hayat pahalılığı üniversite kayıt ücretlerine “yansıyor” ama akademisyenlerin maaşlarına yansımıyor…

Sigorta konusunda sorunlar yaşandığı belirtiliyor, siz yaşadınız mı benzer bir sıkıntı?

Ben yaşamadım ama sigorta konusunda özellikle part-time çalışanların sorun yaşadığını biliyorum.  Hatta Yabancı Diller Yüksekokulu’nda yarı zamanlı çalışan bazı arkadaşların maaşları bir süre ödenmedi ve ev kirasını ödemeyen arkadaşlarımız oldu.

Yabancı dillerde toplam 150 hocaya yakınız, bunun yaklaşık 20’si yarı zamanlı çalışıyor. 150 sayısı kulağa çok gelse de bu sayı da dersler için yetmiyor diyebilirim.

Önceden eksik varsa tam zamanlı hoca alınıyordu ama artık bunu tercih etmiyorlar, yarı zamanlıya yöneliyorlar. Diğer yandan yarı zamanlı çalışan hocalara bile ders saatleri dışında ofiste bulunma zorunluluğu getiriliyor.

‘İŞ BULAN HERKES AYRILIYOR’

Yaşadığınız sorunların ardından bir de ücret eşitsizliği nedeniyle ayrılma kararı aldınız. Nasıl gelişti bu süreç?

2018’de çıkan bir kanunla okutman kadrosu kaldırıldı ve bu kadrodaki isimler öğretim görevlisi kadrosuna geçirildi. Bu kanundan önce öğretim görevlilerinin maaşları okutmanlardan yüksekti, bu kanun çıkınca Başkent Üniversitesi maaşlarda eşitliğe gitmedi. Bildiğim kadarıyla diğer özel üniversiteler de bunu yapmadı ama Başkent Üniversitesi’nin maaşları zaten daha düşük olduğu için bu konu önemli bir sorun haline geldi. Bunun ötesinde öğretim görevlisi kadrosuna yeni alınanlar da eski kadrosu okutman olanlardan yüksek maaş almaya başladı. Yedi yıllık görev süreme rağmen yeni işe alınan hocalar da benden yüksek maaş almaya başladı. Eşitsizlik gereği bu konuda dava açtım üniversiteye. Dava açtığım için benden sonra işe girip benden fazla maaş alan bazı arkadaşlarımızın maaşlarını “yanlışlık yapmışız” bahanesiyle düşürdüler.

Bu bizden yüksek maaş alan öğretim görevlilerinin suçu ya da sorunu değil tabii ki, hatta onların da daha yüksek maaş almaları gerekiyor, bunu açıklıkla söylemek isterim. Bu davanın nedeni yaşanan tüm bu süreç, yoksa daha yüksek maaş alan meslektaşlarım değil.

Ben bu konuda daha fazla hakkımı yedirmemek için davayı açıp üniversitedeki görevimden de ayrıldım.

Koşullar dolayısıyla daha iyi bir iş bulan tüm arkadaşlarımız hızlıca başka yerlere gidiyor, başka üniversitelerle anlaşıyorlar. Bu koşullarda çalışmak istemiyor hiç kimse.

Bir arkadaşım çalışmayıp evde oturursam daha az harcamam olur diyerek görevden ayrıldı.

Yabancı Diller yüksek okulundaki tam zamanlı işinden istifa edip başka üniversitelerde yarı zamanlı çalışmayı göze alan arkadaşlarımız var.

‘MOBBİNGE UĞRADIM’

Üniversitede sorun yaşadığınız başka başlıklar var mıydı?

Kendi bölümüm adına konuşacak olursam hem yüksekokul müdürü hem de müdür yardımcısı tarafından yaşadığımız mobbingler oldu. İnsanlara sürekli protokol dersi vermeye çalışan, eğitimin kalitesini arttırmaya önem vermekten ziyade odasının kapısından nasıl girip çıktığımıza, saçımıza, sakalımıza, kıyafetimize önem veren bir müdürümüz var. Koridorlarda insanları aşağılayan, 20-25 yıl kuruma emek vermiş insanları işaret parmağıyla çağıran, hiçbir nezaket göstermeden, bazen de haber vermeden insanları bölüm içindeki görevlerinden alan müdür ve müdür yardımcılarımız var. Ben bir akademisyen olarak kendi işim ve uzmanlık alanım olmadığı halde bazı teknik ve elektrik işlerinde bile çalıştırıldım ve bu işleri de düzgün yapmadığım için yüksekokul müdür ve müdür yardımcısı tarafından mobbinge uğradım.

Aynı zamanda bu yöneticiler bazı konuları bir fişleme aracı olarak da kullanmaktadır. Örneğin bölüm içerisinde akademisyenlerden haksız yere alınan bir fon parası var. Bazen insanlar bu parayı vermeleri konusunda defalarca taciz ediliyor ve vermezlerse de fişleniyorlar.

Örneğin bu sene 10 Kasım Pazar gününe denk geldiği için bazı hocalarımız çocuklarını kendi okullarındaki törenlere yetiştirmek için ya da başka yerlerde törene katılmak için okuldaki törene katılmadılar. Müdür bey bu konuyu bile bir hukuk dışı fişleme mekanizması olarak kullandı.

Üniversitede bir sorun yaşadığımızda, bir talebimiz olduğunda kimse ilgilenmiyor, ilgilenildiğini düşündüğümüz başlıklar ise rektörlüğe şikâyet gitmesin denilerek yukarıya doğru iletilmiyor. Herhangi bir konuda hukuki olarak yazılı talepte bulunmamızı ve hakkımızı aramamızı yüksekokul yöneticileri engellemeye çalışıyor ve engelleyemedikleri durumlarda da insanları şeytanlaştırıyorlar.

YEMEKLER ÇOK PAHALI, MAAŞTAN GERİYE BİR ŞEY KALMIYOR

Bunun dışında hem akademisyenler hem de öğrenciler için yemekhaneler çok pahalı.

Üniversitede üniversitenin kendi işletmeleri dışında hiçbir işletme açılamıyor ve bu sayede istedikleri şekilde fiyatları belirleyebiliyorlar. İdari personel ve araştırma görevlilerine ücretsiz yemek yiyebileceği bir yemekhane tahsis edilmiş durumda ama bizde bu da yok. Bu konuda bir talebimiz oldu ancak bu talebimiz de geri çevrildi. Her gün en ucuz yemeği yesek bile ortalama 20-25 tl ödemek gerekiyor ve maaştan geriye bir şey kalmıyor zaten. Burada şikâyetim araştırma görevlisi arkadaşlara yönelik değil tabi ki, yanlış anlaşılmasın, herkese verilsin talebimiz.

‘HABER PAYLAŞIMI VE DAVA NEDENİYLE ÜNİVERSİTEYE GİRİŞİMİ YASAKLADILAR’

Son olarak Patronların Ensesindeyiz’in Başkent Üniversitesi’nde çalışan bir akademisyenle yaptığı röportajı sosyal medyadan paylaştığım ve üniversiteye dava açtığım için, için okula girişim yasaklanmış. Geçen hafta yedi yıl emek verdiğim üniversiteye arkadaşlarımı ziyaret etmek için gittiğimde kampüsten çıkardılar.

BU DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Antalya Kemer’de bulunan Marco Polo Otel çalışanlarına fazla mesai ücretleri ödenmiyor

Patronların Ensesindeyiz Ağı’na ulaşan bir Marco Polo emekçisi,  bazı departmanlarda günlük 8 saat olan çalışma …

0 0 vote
Article Rating
Kaydol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x