Soma’da Türkiye Kömür İşletmeleri’ne bağlı Ege Linyitleri İşletmesi bünyesinde verilen saha karşılığında yıllardır Elmalı Kömür Havzasını İşletme hakkını elinde bulunduran Mates Madencilik aylardır sistematik olarak işçi çıkarıyor ve işçilerin parasını ödemiyor. Hatta randevu dahi vermiyor. İşten çıkarılan işçilerin ses çıkarması üzerine Cuma günü alacaklarını ödeyeceğini taahhüt eden şirketinse sözünde durup durmayacağı hala meçhul.
Mates geçtiğimiz yıllarda da benzer işçi düşmanı uygulamalarla gündeme gelmiş, işletme yöneticileri her yıl yapılan kömür yardımlarını bir anda kesmiş ve işletme yöneticileri bu kararın gerekçesine dair bir açıklama yapma zahmetinde dahi bulunmamıştı.
Şirket yönetiminin işçilerin taleplerine kulaklarını tıkadığı olaylar bununla da sınırlı değil. Daha önce işçiler adına bankalarla promosyon görüşmesi yapıp promosyonu ceplerine indirdiklerine dair iddialarını da yanıtsız bırakmışlardı. Mates’in yalnızca işçi düşmanı uygulamalarla değil denetimsizliğin, yasa tanımazlığın bir sonucu olarak iş cinayetleriyle de sicili hayli kabarık bir şirket olduğunu eklemek gerekiyor.
Peki Mates Madencilik’i işçi düşmanlığı konusunda bu kadar pervasız yapan şey ne?
Bunun altını kazıdığımızda geçmişi ta 2011 seçimlerine uzanan tuhaf ilişkiler yumağıyla karşılaşıyoruz.
Hikaye amatör bir kulüple başlıyor. Kulüp bir yerlerden tanıdık. Esenler Erokspor AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın amatör de olsa bir dönem futbol oynadığı spor kulübü. Aradan geçen yıllarda amatör kümeye düşmemek için taklalar atan kulübe bir anda sihirli bir değnek değiyor. Bu sihirli değneği elinde tutan kişi Mates’in patronu Zafer Topaloğlu. Erdoğan’ın, Zafer Topaloğlu’nun nikahına gidecek kadar yakını olduğu biliniyor. Zafer Topaloğlu Mates’in de bağlı olduğu Toya Grup’un sahibi.
İddialara göre Zafer Topaloğlu 2011 seçimlerinde AKP’nin İstanbul’da kurulan ana seçim karargahı olan binayı AKP’ye tesis ediyor. O seçimden sonra da ballı projeleri önünde buluyor. Önce Esenler Erokspor’a başkan oluyor. Kulüp bir anda uçuşa geçiyor. IBB tarafından makam aracı dahi tahsis ediliyor.
Celal Eren Çelik 2020 yılında siyasetcafe.com’da yayımlanan bir köşe yazısında Topaloğlu’nun Sabancı’yla olan ilişkisini ifşa ediyor: “Seçimden hemen 1 ay sonra yani 2011’in Temmuz ayında AKP’ye yakınlığı ve 12 katı kaçak olarak çıktığı 34 katlı SKAYPORT RESİDANCE inşaatları ile ünlü Gül Proje ile Zafer Topaloğlu bir ortaklık anlaşması yaptı ve Avcılar Park projesine başladı.
Bu projenin en önemli özelliği projenin arsasının 9 milyon dolara SABANCI’dan alınmış olmasıydı. Ancak Zafer Topaloğlu ile SABANCI AİLESİ’nin yolları bundan sonra çok daha büyük işlerde kesişmeye devam eder…”
Tabii bu Zafer Topaloğlu’nun ihya edilmesi sürecinde yalnızca bir başlangıç. Asıl büyük lokma sonra geliyor. Yine Celal Eren Çelik’in 2022 yılında haberalternatif’te yaptığı habere göre ETİ MADEN her yıl 20 milyon dolar kar yapan şirketini kapatıp Rusya ve tüm bölgedeki “Yetkili Distribütörlüğünü” de GLOBAL TRADE LIMITED isimli bir şirkete veriyor. Global Trade’in kurucusu ise tanıdık bir isim: Zafer Topaloğlu. Celal Eren Çelik söz konusu haberde belgesini de paylaşıyor:

Distribütör firma ETİ Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü’ne bağlı, ETİ Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü ise Varlık Fonu’na.
Kani Beko’nun DİSK Genel Başkanı olduğu dönemde Yeni Bakış’ta paylaştığı bir mektupta bir maden işçisinin Topaloğlu’nun kamunun yıllarca stokladığı kömüre çöküşünü anlattığı şu ifadeler nasıl bir yağma ile karşı karşıya olduğumuzu çok güzel özetliyor: “Sarıkaya diye adlandırılan maden açık ocağında çalışmaktayım. 2018 yılında Elmalı diye adlandırılan saha KİAŞ diye adlandırılan yarı özel bir A.Ş.’ye verildi. Firma burayı Mates diye bir şirkete devretti. 2020 yılında çalışmalar başladı. Firma bu yıl başlarında bereket enerji diye enerji sektöründe çalışan bir firmayla anlaşma yapıp devletin yani kamunun yıllarca çalışarak stokladığı kömürü satıyor. Bu kömürün sevkiyatı için de kömürün Soma’ya inmesi için de Akçadağ diye bir şirkete iş veriliyor. Her şey normal gibi değil mi?”
Mates patronu Zafer Topaloğlu’nun geçmişini kazıdığımızda karşımıza sırtını öyle ya da böyle devlete yaslayarak kamunun kömürünü rahatlıkla yağmalayabilen, Sabancı gibi geleneksel sermaye gruplarıyla da ballı kaymaklı projelere girişmiş, işçi düşmanlığında sınırları rahatlıkla zorlayabilen bir patron portresi çıkıyor.



