Espresso Lab emekçisi PE’ye sorunlarını anlattı

Geçtiğimiz günlerde Espresso Lab Emekçileri Beyoğlu İşyeri Komitesi kuruldu. Komitenin kuruluşunda yer alan bir emekçi PE’ye sorunlarını anlattı.

Öncelikle merhaba, kaç yıldır sektörde çalışıyorsun?

Merhaba, yaklaşık 3 yıldır sektördeyim. Aslında sektörde çalışmaya Espresso Lab’de başladım.

Peki bu mesleği tercih ederken aklında ne vardı, beklentilerin nelerdi?

Aklımdaki şuydu, ben bir barista olacağım ve üçüncü nesil kahve kültürünün yaygınlaşmasına katkı koyacağım. Öğrenmeye ve öğretmeye meraklıydım. Büyük bir hevesle öğreniyor, öğrendiklerimi yeni başlayan arkadaşlara özenle aktarıyordum. Öyle maaş filan da çok umurumda değildi, isteyerek yapıyordum. Maaş çok umurumda değildi diyorum ama sonuçta kendi ayaklarım üzerinde durmaya çalışıyordum. Bir süre sonra geçim derdi ağır basmaya başladı.

Sanıyorum koşullar her sektörde olduğu gibi sizin sektörde de sürekli kötüleşti. Senin için 3 yılda ne değişti?

Önceleri, yani ilk zamanlar “farklı” bir şeyler yaptığımı hissediyordum. Bu arada yanlış anlaşılmasın, şirkete girdiğimde durum yine iç açıcı değildi, fazla çalışıp az kazanıyorduk ama bugünkü kadar da kötü değildi. Neyse, farklı derken piyasadan farklı demeye çalışıyorum. Sonra bildiğimiz hikâye, sürekli yeni şubeler açıldı, adamlar şube açtıkça daha az insan istihdam etmeye başladılar. Deneyimli olanlarımız sürekli yeni açılan şubelerde işleyişi oturtmaya, personele iş öğretmeye gönderildi. İş o kadar hızlandı ki neredeyse ayda bir şube değiştirir olduk. Tam alışıyorsun, hop başka yere, üzerine bir de eskiden 5 kişinin yaptığı işi şimdi 3 kişi yapıyorsun. E hal böyle olunca ne özen kalıyor ne “farklı” bir şeyler yaptığını hissediyorsun. Sizin de bahsettiğiniz gibi, her sektörde koşullar kötüleşti. Hayat pahalı, geçinmek zor. Az kazanıyorduk dedim, bugün ne kadar az kazandığımızı duysanız gülersiniz. Hatta şöyle söyleyeyim, geçtiğimiz yıl bana 20 lira zam yapıldı, sağ olsunlar.

Bu arada geçtiğimiz günlerde Espresso Lab’in ismi medyada yine yeni şube açılacağı haberiyle duyuldu, hem de Batı Afrika’da ve yüzlerce.

Evet, Esat Kocadağ’ın bizi kendi ülkesinde nasıl koşullarda çalıştırdığını düşününce oradaki emekçilere üzüldüm açıkçası. İşe girdiğimden beri zaten sürekli yeni şube açılıyor, bunun bize nasıl bir yükü olduğundan bahsettim. Nisan ayından beri sigortalarımızı yatırmayan, maaşlarımızı eksik ve bir kısmını da elden veren, günlük 12 saatin üzerinde çalıştıran patronumuz gün aşırı “cirolar düşük” diyor ama ne hikmetse yurt dışında yüzlerce şube açabiliyor. Bunun tek bir adı var, alçaklık!

Korona virüs salgınıyla birlikte her şey, hiçbir şey bir daha eskisi gibi olmamak üzere, değişti. Herhalde “Nisan ayından beri” derken bundan bahsediyorsun. Biraz daha açmak ister misin?

Salgın sırasında “normalleşme” duyurularıyla kapılarını ilk açan işyerlerinden birisi Espresso Lab. Fiili çalışma yaşamına döndük fakat sigortalarımızı halen yatırmıyorlar, sigortasız çalışıyoruz. Yine salgını bahane edip ücretsiz izine gönderdikleri var, bazen açılış-kapanış yapmak zorunda kalıyoruz personel eksikliğinden. Sonra kayıt dışı paralar var, asla zamanında yatırılmayan ve eksik yatırılan maaşlarımızın üzerini elden (tabii yine eksik olarak) veriyorlar. Bunların hepsini belgeledik, zamanı gelince masaya koyacağız. Bakın benim ödemekte olduğum kredilerim var, maaşları sırf keyiflerinden geç yatırdıkları için sürekli gecikme zammı yiyorum. Daha söylenecek çok şey var, asla insani koşullarda çalışmıyoruz diyeyim, siz anlayın gerisini.

Yaklaşık 10 gün önce bir işyeri komitesi kurdunuz, sözü geçen sorunlara karşı bazı talepler çevresinde birleştiniz. Espresso Lab Beyoğlu İşyeri Komitesi neyi hedefliyor?

Salgın koşullarında Türkiye’nin en riskli lokasyonunda, Beyoğlu’nda çalışıyoruz. Hastalık kapma riskinin yüksekliğinin yanı sıra bağışıklığımızı güçlü tutacak koşullara da sahip değiliz. Siz verilen günlük 13 lira 66 kuruş yemek parası ile sağlıklı beslenebilir misiniz? 12 saat ayakta, yalnızca 40 dakikalık bir mola ile ne kadar güçlü kalabilirsiniz? Maddi manevi yıpranmış durumdayız. Tek başına yalnızca hayıflanıyorsun, ben mesela yıllardır bir şeylere hayıflanıyorum, neye yarıyor? Pandemi ile birlikte birçok emekçi gibi biz de gemileri yaktık. Bir yerlerde sürekli birileri yan yana geliyor, biz niye gelmeyelim dedik. Acilen yerine getirilmesini istediğimiz bir talepler listesi yayınladık ve bu talepler çerçevesinde birleştik. Espresso Lab bu talepleri yerine getirene kadar var olan insanlık dışı çalışma koşullarını teşhir etmeye ve diğer şubelerde de örgütlenip komitemizi güçlendirmeye devam edeceğiz. Buradan yalnızca Espresso Lab emekçilerine değil, Starbucks gibi, MOC gibi, Kahve Dünyası ve Nero gibi sektörde çalışan tüm arkadaşlarımızı kendi işyerlerinde yaşadıkları sorunlara karşı örgütlenmeye, komiteleşmeye ve komitemize destek olmaya çağırıyoruz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz
Captcha verification failed!
Captcha kullanıcı puanı başarısız oldu. lütfen bizimle iletişime geçin!