İstanbul Aydın Üniversitesi emekçileri üniversite önünde eylem yaptı: İşimizi geri istiyoruz!

Geçtiğimiz haftalarda İstanbul Aydın Üniversitesi’nde işten çıkarılan akademisyenler, işe geri dönme taleplerini dile getirmek ve haklarını talep etmek için bugün saat 14.00’te İstanbul Aydın Üniversitesi’nin önünde bir araya geldi.

Patronların Ensesindeyiz Ağı bünyesinde bir araya gelen akademisyenlere, Türkiye Halk Temsilcileri Meclisi Akademi İnisiyatifi’nde yer alan akademisyenler ve üniversite öğrencileri de destek verdi.

Yapılan basın açıklamasında işten çıkarılan akademisyenler adına basın açıklaması okundu. Ardından Patronların Ensesindeyiz Ağı Temsilcisi Selahattin Kural bir konuşma yaptı.

Aydın üniversitesi yönetimi akademisyenlerle görüşmeyi reddetti

Taleplerini dile getirmek amacıyla Patronların Ensesindeyiz Haberleşme Dayanışma ve Mücadele Ağı avukatı eşliğinde üniversite yönetimiyle görüşmek isteyen akademisyenlerin bu talebi reddedildi. Bunun üzerine üniversite giriş kapısı önünde işten çıkarılan akademisyenler basın açıklaması yaptı.

İşten çıkarılan akademisyenler adına yapılan açıklamada “Bugün burada işten atılan İstanbul Aydın Üniversitesi emekçileri olarak toplandık. 30 Haziran tarihinde tarafımıza iletilen bir maille işten çıkarıldık. Daha önce herhangi bir görüşme olmadı. Bugün buraya bir görüşme talebinde bulunduk. Taleplerimizi iletmek için toplandık. Rektörlükle görüşmek istedik fakat bu talebimiz geri çevrildi” denildi.

Vakıf üniversitesi emekçilerinin yaşadığı bu haksızlığın nedeni: patron yönetimi

Bu açıklamanın ardından Patronların Ensesindeyiz Haberleşme Dayanışma ve Mücadele Ağı  adına konuşan Selahattin Kural, “Bugün 2,5 milyon öğrencinin sınav sonucu açıklandı. Vakıf üniversitelerinde 1 milyona yakın öğrenci var. Bu sayılar vakıf üniversitesi patronları için bir şey ifade ediyor. Daha fazla kâr. Vakıf üniversitelerinde işten çıkarılan emekçilerin yaşadığı haksızlığın nedeni patron tarafından yönetilen Vakıf üniversitelerinin mantığıdır. Eğitimin piyasalaşmasıdır.” diyerek özel üniversite sahiplerinin eğitimcilerin, öğrencilerin üzerinden karlar elde ettiğini vurguladı.

Vakıf üniversitelerinde yaygın bir şekilde işten çıkarmaların olduğunu belirten Kural, “İstanbul Aydın Üniversitesi başta olmak üzere vakıf üniversitelerinde yaşanan kıyıma bir dur diyoruz. Bilim emekçileri yan yana gelmeliler. Haklarını savunmalılar. Korkmadan, cesaretle onursuzluk dayatan bu düzene karşı mücadele vermeliler. Buradan çağrı yapıyoruz: Vakıf üniversitelerinde çalışan emekçileri çağırıyoruz. Gelin haklarımızı birlikte mücadele ederek alalım. Özel üniversite sahiplerinin karşısına örgütlü çıkalım. Biz bu mücadeleyi devam ettireceğiz” diyerek tüm vakıf üniversitelerinde çalışan emekçilere çağrıda bulundu.

İstanbul Aydın Üniversitesi emekçileri tarafından okunan basın açıklamasının tamamı şu şekilde:

“Bugün burada yalnızca işini kaybetmiş akademisyenler olarak değil; öğrencilerine, üniversitesine ve akademik emeğe sahip çıkan eğitim emekçileri olarak bulunuyoruz.

 30 Haziran 2026 tarihinde İstanbul Aydın Üniversitesi’nde görev yapan çok sayıda akademisyenin üniversite ile ilişiği kesildi. Bizler bu kararı, aynı gün Elektronik Belge Yönetim Sistemi üzerinden tarafımıza iletilen yazılarla öğrendik. Öncesinde bizimle herhangi bir görüşme yapılmadı, görüşlerimiz alınmadı ve kararın dayandığı somut gerekçeler tarafımıza açıklanmadı.

 Yıllar boyunca bu üniversitenin gelişmesi için çalıştık. Ders anlattık. Öğrenci yetiştirdik. Tez yönettik. Bilimsel araştırmalar yaptık. Ulusal ve uluslararası projelerde görev aldık. Akreditasyon süreçlerinde emek verdik. Üniversitenin bugün kamuoyuyla paylaştığı akademik başarıların, uluslararası akreditasyonların ve kurumsal saygınlığın arkasında yalnızca yöneticilerin değil, burada görev yapan binlerce eğitim emekçisinin bilgi birikimi ve alın teri bulunmaktadır.

 Ancak uzun yıllardır çalışma yaşamımızı zorlaştıran pek çok uygulamayla karşı karşıya kaldık. Artan ders yükleri, giderek çoğalan idari görevler, akademik üretimi baskı altına alan uygulamalar, akademisyenlerin mesai saatleri üzerinden değerlendirilmesi, yazılı açıklama yapılmaksızın gerçekleştirilen maaş kesintileri, karşılığı ödenmeyen fazla çalışmalar ve çalışma barışını zedeleyen uygulamalar artık sürdürülemez bir noktaya ulaşmıştır.

 Bugün yaşanan toplu işten çıkarmalar da bu sürecin son halkası olmuştur. Üstelik bu kararlar, eğitim ihtiyacının ortadan kalktığı bir dönemde alınmamıştır. 2025-2026 Bahar Dönemi itibarıyla bölümlerimiz eğitim öğretim faaliyetlerine aktif olarak devam etmektedir. Önümüzdeki akademik yıl için pek çok bölümün öğrenci kontenjanlarında herhangi bir daralma bulunmamaktadır. Yaklaşık elli bin öğrencisi bulunan İstanbul Aydın Üniversitesi’nde eğitim faaliyetleri devam ederken çok sayıda akademisyenin görevine son verilmesi, kamuoyunun açıklama beklediği önemli bir konudur. Bu süreç yalnızca bizleri etkilememiştir. İşten çıkarılmadan önce gelecek akademik yıla ilişkin ders planlamalarımız yapılmıştı. Lisansüstü öğrencilerimizin tez danışmanlıkları devam ediyordu. Yüksek lisans ve doktora tez izleme komitelerinde görev alıyorduk. Tez savunma jürilerinde yer alıyorduk.

Türkiye’nin farklı üniversitelerinde yürüttüğümüz akademik sorumluluklarımız devam ediyordu.

Öğrencilerimizle yeni döneme ilişkin planlamalar yapmıştık. Ne öğrencilerimiz ne de birlikte çalıştığımız akademik birimler bu durumdan haberdardı.

 Bugün pek çok öğrencimiz tez danışmanının kim olacağını, dersini kimin vereceğini ve yürüttüğü akademik çalışmaların nasıl devam edeceğini bilmemektedir. Bu nedenle yaşananlar yalnızca bizim çalışma hakkımızı ilgilendiren bir mesele değildir. Bu durum aynı zamanda öğrencilerimizin eğitim hakkını, lisansüstü çalışmaların sürekliliğini ve üniversitenin akademik işleyişini de doğrudan etkilemektedir.

 Bizler vakıf üniversitelerinin birer kamu hizmeti kurumu olduğuna inanıyoruz. Üniversiteler yalnızca diploma veren kurumlar değildir. Üniversiteler; bilimin üretildiği, özgür düşüncenin geliştiği ve toplum adına bilgi üreten kurumlardır. Bu kurumların temelinde liyakat, akademik özgürlük, şeffaflık, hukukun üstünlüğü ve insan onuruna saygı bulunmalıdır.

 Bizler ayrıcalık istemiyoruz. Adalet istiyoruz. Şeffaflık istiyoruz. Objektif ölçütlerle yürütülen süreçler istiyoruz. Ve en önemlisi, işimizi geri istiyoruz. Görevlerine son verilen akademisyenlerin durumunun yeniden değerlendirilmesini, objektif ve denetlenebilir ölçütlerle yürütülecek bir süreç sonunda görevlerine iade edilmelerini talep ediyoruz. Çünkü bizler yalnızca kendi geleceğimiz için mücadele etmiyoruz.

 Öğrencilerimizin nitelikli eğitim hakkı için,

Akademik emeğin değeri için,

Üniversitelerin bilim üreten kurumlar olarak varlığını sürdürebilmesi için mücadele ediyoruz.

 Bugün buradan; öğrencilerimize, mezunlarımıza, çalışma arkadaşlarımıza, tüm yükseköğretim emekçilerine ve kamuoyuna sesleniyoruz.

 Bu mücadele yalnızca İstanbul Aydın Üniversitesi’nin meselesi değildir.

 Bu mücadele, Türkiye’de yükseköğretimin nasıl bir anlayışla yönetileceğinin de mücadelesidir.

Bir üniversitenin en büyük sermayesi binaları değildir; yetiştirdiği öğrenciler ve onları yetiştiren akademisyenleridir. İşimizi geri istiyoruz.”

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz
Captcha verification failed!
Captcha kullanıcı puanı başarısız oldu. lütfen bizimle iletişime geçin!