İzmit, İzmir, Kırıkkale ve Batman’da bulunan dört tesisi ile TÜPRAŞ, Türkiye’nin en büyük rafineri işletmesi. TÜPRAŞ, 2006 yılı başında Koç-Shell ortaklığına teslim edildi.
TÜPRAŞ’ın İzmit Petrol Rafineri Tesisi’nde taşeron Refiz Refrakter, İzolasyon ve Montaj’da insan sağlığını ve yaşamını tehlikeye düşürecek koşullarda çalışan işçiler her an da işten atılma tehdidiyle karşı karşıya…
İşten çıkarılan işçilere ise bırakın bir açıklama yapılmasını; işçiler işten atıldıklarını, şantiye alanına girerken geçtikleri turnikelerde kullandıkları kartların çalışmaması sonucu öğreniyorlar.
TÜPRAŞ’ın internet sitesine girdiğinizde ise ilk karşınıza çıkan “TÜPRAŞ’ta Yaşam” bölümü oluyor.
TÜPRAŞ’taki yaşamı Patronların Ensesindeyiz Ağın ulaşan işçilerden dinleyelim bir de.
Merhaba, TÜPRAŞ’taki bir gününüzü anlatabilir misiniz?
A: Sabah servislere doldurulup mesai saatinden çok önce şantiye alanına getiriliyoruz. Ardından çalışma başlıyor, ama şöyle düşünün dur durak bilmeden bir çalışma bu. Sadece yemek için ara veriyoruz ya da fırsat olursa karton bardakta çay içmek için ama dinlenme alanı denilen alanda dinlenmek ise cesaret istiyor. Sağlıklı giren hasta çıkar o alandan. O kadar pis ve bakımsız…Üzerine oturabileceğimiz bir sandalye ve masa bile yok. Öğle arası geldi yemek yiyeceksiniz zaten kısıtlı bir vaktimiz var yemek yemek için ama yemekhane alanı o kadar yetersiz ki en az 20-25 dakika sıra bekliyoruz. İki bine yakın işçi kocaman bir çadırın içinde yemek yemek için yer kapmaya çalışıyorsunuz. Ardından gece geç saatlere kadar çalışıyoruz. Devamlı fazla mesai yapmamıza rağmen fazla mesai ücretleri ödenmiyor. Mesai bittikten sonra ise çilemiz bitmiyor. Sabahları erkenden gelen servis şimdi gelebildiği kadar geç geliyor ve biz o gelene kadar çalışmak zorunda kalıyoruz. Yatakhanelerimizde ise normalde 2 kişi kalınacak yerde 4-5 kişi kalıyoruz. Kısacası burada yaşam böyle…
K: Bunların yanında maaşlarımız da her ay düzensiz yatıyor. Bazen 10 bazen 20 gün…Maaşlar geç yatmakla da kalmıyor aynı zamanda bir kısmı da elden veriliyor. Düşünebiliyor musunuz Türkiye’nin en çok kar getiren şirketi ama bizim maaşımıza göz dikmiş durumda.
Kısa süre önce işten çıkarmalarda oldu değil mi? O süreci de anlatabilir misiniz?
K: İşten çıkanlardan biri de benim. O gün de normal rutinimizde çalışmak için şantiye alanına gelmiştik ancak makine kartımızı okumadı. İnanır mısınız bir Allah’ın kulu çıkıp da bize açıklama yapmadı. Biz telefonla ulaştık bize “Valilikten hakkınızda yazı geldi, ondan çıkardık” dediler. Halbuki kaç aydır orada çalışıyoruz, şimdi mi yazacakları tuttu. Valiliğe gittik arkadaşlarla ama onlar da biz böyle yazı yazmadık dedi. Geri döndük şantiyeye ama bir muhatap bile bulamadık. Bize en son bir gün içerisinde kampı terk edin dediler. Yani düşünebiliyor musunuz evinizden ailenizden uzakta ekmek parası için çalışmaya geliyorsunuz ve ortada hiçbir sebep yokken kapı önüne koyuyorlar sizi. Bunu kabul etmiyoruz.
A: İşten çıkarılan arkadaşlarımızın sonuna kadar yanındayız. Çünkü mesele onlarla ilgili değil, yarın ben de diğer arkadaşlarımda nedensiz işten çıkarılabiliriz. Bu işin peşine bizden başkası düşemez.
TÜPRAŞ’taki mücadeleye dair ne söylemek istersiniz?
A: Yukarıda da bahsettim çalışma koşullarımız, işten atılan arkadaşlarımızın alacakları. Bunların hepsinin peşine en başta biz TÜPRAŞ işçileri düşmeliyiz. Şimdi yan yana geliyoruz, mücadelemiz daha da büyüyecek. İnsana yakışır koşullarda ve her gün “Acaba atılacak mıyım” korkusu olmadan çalışmak hakkımız.
Tüm emekçilere buradan çağrı yapıyorum. Biz sessiz kaldıkça, biz göz yumdukça daha da üstümüze gelecekler. İyi patron kötü patron yok. Mücadele etmesi gereken emekçiler var.




