Telus Digital’de neler oluyor? -2

Telus Digital’de yaşanan haksızlıkları incelediğimiz yazı dizisinin ikincisinde işçiler sendikal haklarını kazandıktan sonra Telus yönetiminin nasıl baskıyı arttırdığını, öncü işçilere dönük başlatılan cadı avını, “sendika düşmanı değiliz” lafları altında yatan iki yüzlülüğü masaya yatırıyoruz.

Sendika yetki alacak örgütlülüğe ulaşırken şirkette artan baskılar

Telus Digital’de yaşanan hak ihlalleri sonrasında sendikal örgütlenme çabaları 2024 yılının başından itibaren hızlanırken şirketin işçilere dönük tutumundaki agresiflik düzeyi de artmaya başladı. Şirkette çalışan tüm işçiler her geçen gün yeni bir baskı yöntemine maruz kalıyordu. Sendikal örgütlenmede öne çıkan işçiler bu baskıyı daha fazla hissediyordu. Şirket, müşterilerine seslenirken “Kültür Değeri Zinciri (CVC) formülü” diye bahsettiği öyküde çalışanların sağlık, eğitim/gelişim ve sosyal olanaklara erişimine ne kadar çok önem verdiği vurgulanıyor. Mevcut kötü çalışma koşulları bir yana işyerinde başlayan sendikal örgütlenme sonrasında çok temel meseleler bile işçiler için baskı konusu haline gelmeye başladı.

Molalar kısaltıldı, tuvalete gitmek ise izne tabi

Telus Çağrı-İş’te örgütlenmeyi büyütürken Telus yöneticileri, aynı baskı ve çalışma koşullarına maruz kalan ekip liderleri ile işçilerin arasını açma yoluna gitti. Yöneticiler, kimi ekip liderleri aracılığıyla  işçilerin koşullarını daha da geriye çeken adımları atıyordu. İşçilerin bir araya gelebildiği, iş yerindeki sorunları konuşabildiği dolayısıyla örgütlenebileceği zamanı kısmaya dönük adımlar atıldı. Uygulanan mola kısaltmalarında, şirketin müşteriye verdiği performans vaadi ve “performans düşüklüğü” bahane ediliyordu. Mola kısaltmalarına itiraz edildiğinde ise çalışma arkadaşlarının rapor alması gerekçe gösteriliyor ve personel sayısının azlığı öne sürülüyordu. Takım liderlerinden sendika karşıtı olan bazılarının sendika öncüsü işçilere özel olarak mola konusunda baskı ve mobbing yaptığı biliniyor. Bir takım liderinin mola planı yapılırken özel olarak bir işçiye mola izni vermeden saatlerce çalıştırmasının yasal dayanağını diğer takım liderlerine sorduğu ve işçilere baskının şirkette meşru görüldüğü bir işyeri atmosferi yaratıldı. Yöneticiler “gizli mobbing”i bir kenara koyup kimi takım liderleri aracılığıyla açık açık mobbing uygular hale geldi. Kimi takım liderleri işçilerin izinsiz yerinden kalkmaması gerektiği konusunda telkinlerde bulunur, tuvalete giderken izin almaları gerektiğini bildirir duruma geldi.

Rapor almak suistimal olarak değerlendiriliyor

Penceresiz ve havalandırma koşullarının yetersiz olduğu işyerinde hastalıklar çok kolay yayılabiliyorken işçilerin rapor alması, yalnızca mola saatlerinin kısaltılması için bahane edilmiyordu. Bir işçi aldığı sağlık raporu sebebiyle suistimal gerekçesiyle işten çıkarıldı. Türlü hukuksuzluk ile işten çıkarılan işçiler bu süreçte açtıkları davalarla haklarını aramak zorunda kaldı.

Takım liderleri aracılığıyla işçilere yapılan baskı şiddetini arttırıyor

Ekran kaydı, performans izleme programı, mola sürelerinin kısaltılması gibi işçilere dönük bir çok baskının yine benzer koşullara maruz kalan takım liderleri eliyle yapılması yetmiyor. Şirketin içe ve dışa gösterdiği  “çok kültürlü olma”, “kimliklere duyarlı olma” iddiasının da bir balon olduğunu gösteren yönetici/takım lideri baskıları yaşanıyor. Yalnızca şirket mailleriyle ve şirket bilgisayarlarından giriş yapılabilen sosyal medya ortamı ve şirket içi yazışmaların yürütüldüğü uygulamada gerçekleşen yazışmalar, gönderiler ve emojiler üzerinden bazı işçiler doğrudan yöneticiler veya yöneticilerin talimatıyla takım liderleri tarafından homofobik bir tutumla uyarılara maruz kaldı. “Kanadalı” ve “kulağa hoş gelen” söylemlere sahip Telus Digital’in sevimli yüzü açık veya gizli baskı koşullarına karşı işçiler örgütlendiğinde yerini her alanda işçi düşmanlığına bıraktı.

Tüm bu süreçte işçilerin yaşadığı bu sorunlar karşısında Telus işçileri kol kola girerek şirket bünyesinde ve iş kolunda Çağrı-İş Sendikası’nın yasal örgütlenme barajlarını aşarak Çalışma Bakanlığı tarafından Telus Digital’de Çağrı-İş Sendikasına yetki verilmesini sağladı.

“Sendika Düşmanı Değiliz Yasal Hakkımızı Kullanıyoruz”

Çağrı-İş Sendikası’nın yetki almasının ardından Telus Digital hızlıca iki adım attı. Sendika iş yerinde %50, iş kolunda %1 barajını aşmış ve Bakanlık tarafından yetkilendirilmişken Bakanlığın verdiği yetkiye dava açtı. Bakanlığın verdiği yetkiye dava açıp toplu iş sözleşmesi masasına oturmamak için süreci  uzatmaya ve şirkette işçileri düşük ücretlerle, kötü çalışma koşullarında çalıştırmayı bir süre daha sürdürmeyi “sendikaya karşı değiliz, yasal hakkımızı kullanıyoruz” diyerek açıklıyorlar. Şirketin yasal hak diye bahsettiği, yasanın belirlediği ve sendikanın da gereklilikleri yerine getirdiği ve sürecin de bakanlık tarafından tescillendiği yetkiye dava açmaktı. Sadece dava açmakla kalmadılar. Çağrı merkezi patronlarının örgütlü olduğu Müşteri Deneyimi Yönetimi ve Teknolojileri Derneği aracılığıyla iş kolu değişikliği yapılmasına dönük adım attılar ve çağrı merkezi şirketlerinin 7 numaralı iletişim iş kolundan 10 numaralı iş koluna geçmesi ile birlikte sendikayı üyesiz bırakmak için adım attılar. Yetmedi, Telus içinde cadı avına başladılar. Sendikal örgütlenmede öne çıkan ve sendikaya yakın işçileri farklı bahanelerle işten çıkarmaya başladılar. İşten çıkarılan işçilere “küçülmeye gidiyoruz” derken içeride çalışan işçilere de “referanslarınızı bizlerle paylaşın 500₺ brüt priminizi alın” mailleri attılar ve işe alım yaptılar.

Şirketin türlü baskılarına rağmen Telus’ta işçilerin sendikal mücadelesinin devam ediyor.

Telus Digital’de neler oluyor? -1

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz
Captcha verification failed!
Captcha kullanıcı puanı başarısız oldu. lütfen bizimle iletişime geçin!