13 Temmuz 2024, Cumartesi

Kış ayları da yaz ayları kadar zor: Turizm işçileri

Yaz aylarında ağır çalışma şartları altında yoğun bir sezon geçiren turizm işçileri için kış ayları da zor geçiyor. Patronların çoğu yaz dönemi sonunda turizm emekçilerini işten çıkarıyor. Emekçiler için sorunlar bununla da sınırlı değil. Çalıştıkları yaz dönemi boyunca ücret, yemek, mola gibi en temel hakları gasp edilen emekçiler için hayat giderek zor hale geliyor. Antalya Turizm Emekçileri Dayanışma Ağı tarafından kaleme alınan yazıda işçilere yaşadıkları zorluklar soruldu.

Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Mahir: Ben Mahir, 8 yıldır çeşitli otellerde garson olarak çalışmaktayım.

Yasin: İsmim Yasin, 4 yıldır bu sektördeyim. Ben de otellerde garsonluk yapıyorum.

Turizm sektöründe karşılaştığınız problemler, yaşadığınız sıkıntılar neler?

Mahir: Sektörde en büyük sıkıntımız ‘askı’ sürecinin varlığı. Kasım ayı geldiğinde Antalya’da birçok otel kapanır veya müşteri sayısı düştüğü için personel azaltılır. Bu da bizim 6-7 aya kadar varabilen sürelerde işsiz kalmamız anlamına geliyor. Bu durum yazın yoğun çalışırken bizler üzerinde sorun yaratıyor, çünkü kış döneminde işini devam ettirecekleri personeli yazın en ağır şartlara dayanabilenlerden seçiyorlar. Örneğin yazın işçi fazla mesaiye kalmadı mı, yoğun çalıştırılmaya itiraz mı etti, hemen ‘sezon sonu görüşürüz’ tehditleri başlıyor. Mesela sektörde birçok iş kazası olmasına rağmen raporu tutulmuyor, hakkını almak için rapor tutturmak isteyen bir personele anında mobbing uygulanmaya başlanıyor ve sezon sonunda da ‘askı’ya gönderiliyor.

Yasin: Temel problemlerimizden bir tanesi kış döneminde işten çıkarılma. Son müşterinin çıktığı gün, otelin yönetim kadrosu dışındaki herkesi kapının önüne koyuyorlar. Böylesi bir dönemde, yaşam koşulları bu kadar zorken, kış dönemi boyunca çalışmadan nasıl geçinebiliriz?

Sektörde karşılaştığımız temel problemlerden başka bir tanesiyse yazın çok yoğun bir tempoyla çalışmak zorunda oluşumuz. Yeterli sayıda personel çalıştırılmadığı için yeteri kadar mola yapamıyoruz, örneğin biz günde 8 saat çalışıyoruz ve sadece yarım saat yemek molası verebiliyoruz, yeteri kadar mola kullanamadığımız için birçok sağlık sorunu ile uğraşmak zorunda kalıyoruz. Bunun dışında izinlerimiz iptal ediliyor, zorunlu ek mesailer konuluyor ve fazla mesai ücretlerini de alamıyoruz. İş esnasında onur kırıcı ve aşağılayıcı davranışlar, kötü personel yemeği ve kötü lojman koşulları da sıkıntılarımız arasında yer alıyor.

Mahir: Fazla mesai hakkımızı alamıyoruz. Kimi otel yönetimleri ‘şu kadar saat fazla mesaiden sonrasını ücret olarak öderiz’ diyor ve eksik mesai ödemiş oluyor. Kimi otellerde ise yönetim ‘şu kadar saatlik fazla mesai ücreti öderiz, üstünü ödemeyiz’ diyor ve yine eksik ödenmiş oluyor. Bazı otellerse fazla mesaileri izin olarak kullandırtıyor fakat onda da üç saat fazla mesai yapıldıysa üç saat izin veriliyor, bir buçuk ile çarpılmıyor.

Neredeyse bütün otellerde personel yemekleri oldukça kötü, besin değerini geçiyorum, bazen iki gün önce yapılmış yemekler önümüze geliyor. Sadece müdürlerin yemekhanede yiyecekleri gün düzgün yemek yiyebiliyoruz. Daha önce çalıştığım bir otelde genel müdürün talimatıyla kısa bir süreliğine departman müdürleri yemekhanede yemek yemişlerdi, sadece o süre boyunca insana yaraşır personel yemeği yiyebilmiştik.

Çalışma sırasında hastalanırsanız ve çalışamayacak kadar kötü hissederseniz, size ücretsiz izin verirler fakat ‘hastaneye götürelim’ demezler. Hamile olan bir arkadaşımız iş sırasında rahatsızlanmıştı ve kanamaları olmuştu, doktora gitmesi gerektiğini söylediğinde ‘kendi imkanlarınla gideceksin’ dendi. Yakınları gelip kendisini hastaneye yetiştirdi fakat geç kalındığı için bebeğini kaybetti. Bizim yaşadığımız sıkıntılara ek olarak kadın çalışanlar çok daha ağır şeyler yaşayabiliyorlar, taciz – özellikle de şeflerinden veya üstlerinden gelen taciz – bunun en yaygın olanı. Çoğu kadın arkadaşımız yanlış anlaşılır korkusuyla bu tür olayları kimseye söyleyemiyor. Ayrıca şefler erkek çalışanlara söyleyemedikleri çoğu şeyi rahatlıkla kadınlara söyleyebiliyorlar, mesela çocuğuyla ilgili bir durum olduğunda bir kadına ‘doğururken bana mı sordun’ diyerek azarlayacak cesareti bulabiliyorlar.

Yasin: Staj yapmak için otele gelen öğrenci arkadaşlarımızdan da bahsetmek istiyorum. Staj adı altında düşük ücretlerle çalıştırılıyor, bedenlerinin kaldırabileceğinden çok daha fazlasını yapmak zorunda bırakılıyorlar.

Mahir: Stajyer arkadaşlarımız tam anlamıyla köle muamelesi görüyorlar. Staj notunun iyi veya kötü verilmesi otelin elinde olduğu için kendilerine ne yapılırsa yapılsın ses çıkaramıyorlar.

Turizm işçileri olarak talepleriniz neler?

Mahir: En başta ‘askı’ belasının son bulmasını istiyoruz. Çünkü ‘askı’ olmadığında hem kışın işsiz kalmayacağız hem de yoğun sezonda daha çok çalıştırmak için ‘kışın işsiz bırakılırız’ diye tehdit edilmeyeceğiz. Fazla mesailerimizin, alın terimizin karşılığının eksiksiz ödenmesini, iş kazalarının takibi ve gereken yaptırımlarının yapılmasını istiyoruz.

Yasin: Taleplerimiz aslında çok basit. Emeğiyle geçinen insanlar olarak hak ettiğimiz şartlarda çalışabilmek istiyoruz. Bizim de insan olduğumuz unutulmasın. Yeteri kadar dinlenebilmek, daha iyi ve temiz lojmanlarda konaklayabilmek, düzgün yemek yiyebilmek istiyoruz. İzinlerimizin iptal edilmemesi, zorla ek mesai yapmamak, ek mesai yaptığımızda ise karşılığının hakkıyla verilmesini istiyoruz.

Buradan sizler gibi turizmde çalışan işçi arkadaşlarınıza neler söylemek istersiniz?

Yasin: Bizim sorunlarımızı aşabilmemiz için kendi gücümüze güvenmemizden başka çaremiz yok. Bu yüzden bir araya gelmeli ve bu ahlaksız, çürümüş sisteme karşı örgütlü bir mücadele yürütmeliyiz.

Mahir: Bu sıkıntılarla münferit şekilde mücadele etmemiz mümkün değil. Hangi otel olduğu, kimin kadrolu kimin sezonluk çalıştığı gibi ayrımlar fark etmeden bir araya gelmeli, sıkıntıları dile getirmeliyiz. Sıkıntı yaşayan iş arkadaşlarımıza destek çıkmalıyız çünkü bu haksızlıklar dönüp dolaşıp hepimizi buluyor.

Patronların Ensesindeyiz Antalya Turizm Emekçileri Dayanışma Ağı Temsilcisi Ece Mutlu:

Antalya Akdeniz’e kıyısı olan plajlarıyla, tarihi destinasyonlarıyla, doğal güzellikleriyle Türkiye’de turizm denilince akla gelen ilk şehirlerden biri ve her yıl milyonlarca turist ağırlıyor. Geçtiğimiz gün Turizm Bakanı, 2023 yılı içerisinde Antalya’ya gelen turist sayısının 15 milyona ulaştığını, elde edilen gelirin pandemi öncesi turizmin en yoğun olduğu 2019 yılını dahi geçtiğini duyurdu. Rekorlar kırılırken, turizm gelirleri katlanarak artarken, pastadan payı turizm patronları bölüşürken turizm işçisinin payına yazları ağır koşullar altında çalıştırılıp kış aylarında işsiz bırakılmak düşüyor.

Yazın yoğun sezonda günlerce hatta bazen aylarca izin yapmadan çalıştırılmak, sürekli mobbing ve kışın işsiz bırakılma tehditleriyle karşılığını alamadığı fazla mesailere mecbur bırakılmak, kötü lojman ve yemekhane koşulları neredeyse mücadele yürüttüğümüz her otelde karşılaştığımız problemler. Ayrıca sezon bitimi işten çıkarılan işçilere, son çalışılan sürece ait maaşların yatırılmaması sorunu da en çok karşılaştığımız sorunlar arasında yer alıyor. Biz bu problemlere karşı ağımıza ulaşan işçilerle birlikte mücadele yürütüyoruz, hukuki destek sağlıyoruz, yaşadıkları problemlere karşı işçilerin örgütlülüğünü temel alan bir mücadele sürecinin öncülüğünü üstleniyoruz. İşçilerin bir araya geldikleri, sıkıntılara karşı ağımızın çatısı altında birlikte hareket ettikleri yerlerde pek çok kazanım elde ettik. Yeri geldi maaşını alamayan işçilerle birlikte mücadele yürüttük ve maaşlarının alınmasını sağladık. Yeri geldi kötü yemekhane koşullarına karşı mücadele ederek koşulların iyileştirilmesine öncü olduk. Elde ettiğimiz kazanımlarda aslında hep aynı etkeni görüyoruz, işçilerin birlikte ve örgütlü şekilde verdikleri mücadelenin önemini.

Dönemsel olarak yaşanılan problemlere ek olarak Antalya’da turizm işçilerinin en büyük sıkıntılarından biri ‘askı’ya alınmak. ‘Askı’ uygulaması, turizm patronlarına yasalarca sağlanmış bir hak ve işçinin süresiz olarak ücretsiz izine gönderilmesi anlamına geliyor. İşçi bir yandan aylarca işsiz kalıyor, bir yandan ne zaman tekrar işe döneceğini dahi bilmeden bekletiliyor. Bunun gibi patron yanlısı kurallar karşısında işçilerin bir araya gelerek düzen dışı seçeneği güçlendirmesi; iş güvencesine sahip olunan, gelecek kaygısı olmadan, insanca yaşanılabilecek bir düzeni kurma iradesini güçlendirmesi şart. Biz dayanışma ağımızda bize ulaşan tüm emekçilerle birlikte bir yandan yaşadığımız anlık problemlere karşı mücadele ederek nefes alabileceğimiz alanlar açmaya çalışıyoruz, bir yandan ise kalıcı çözümlere ulaşabilmemiz için bu düzeni değiştirme iradesini büyütüyoruz. Tüm turizm işçilerini bu iradenin bir parçası olmaya davet ediyoruz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz
Captcha verification failed!
Captcha kullanıcı puanı başarısız oldu. lütfen bizimle iletişime geçin!