25 Mayıs 2024, Cumartesi

Ayakkabı işçisinden çağrı: Geçinebileceğimiz ücretler için birlik olmalıyız

Asgari ücrete yapılan zammın ardından pek çok işyerinde de ücretlere yapılacak zamlar tartışılmaya devam ediyor. Hayat pahalılığının da artmasıyla birlikte işçilerin yeni yıl zamlarında beklentiler büyüyor. Geçtiğimiz sene Ocak ayında olduğu gibi bu Ocak ayında da işçilerden mücadele çağrısı geliyor.

Tekstile bağlı bir sektör olan ayakkabıcılıkta 24 yıldır çalışan Kemal Dalkır ile sektörün sorunları ve mücadele üzerine söyleşi gerçekleştirdik. Dalkır’ın, 22 Ocak Pazar günü saat 16:00’da Sultangazi’de işçilerin uğrak yeri olan bir çay ocağında yapacakları buluşma için çağrısı var: “İş yerlerinde komiteleşmemiz lazım.”

Merhaba Kemal, ayakkabı sektöründe usta olarak çalışıyorsun. Ayakkabıcılık tekstile bağlı bir sektör olarak görünüyor ama aslında çok farklı. Sen her iki sektörde de çalıştın. Her iki sektörün de zor olduğunu duyuyoruz, nedir bu zorluklar? Biraz bahsedebilir misin?

Merhaba, tabi bahsedeyim. Ben 24 yıldır ayakkabı sektöründeyim. İstanbul’a ilk geldiğim zaman tekstilde çalışmıştım ama 40 gün kadar ancak dayanabilmiştim. Ağır hakaretler, sigortasız çalışma…  Şartları zor bir sektör. Örgütlülük ise çok zayıf. İşçiler örgütsüz ama patronlar bu sektörde de örgütlü. Bir tekstil atölyesinden başka birine gittiğinizde maaş, çalışma şartları, türlü türlü yapılan rezillikler, hiçbiri değişmez. Örneğin, tuvaletlerdeki kuyruklar değişmez. SoL TV ile yaptığımız tekstil belgeseli var. Belgeselde konuşan arkadaşlarımız sektörün sorunlarına çok güzel değindiler, izlemeyenlerin izlemesini tavsiye ediyorum. https://www.youtube.com/watch?v=66PCksB5t_E

Ayakkabı sektöründe ise kimyasal çok fazladır. Ayakkabıcılık yapmamış biri, ayakkabı fabrikasına gittiğinde en fazla 15-20 dakika durabilir. Kimyasal kokusuna daha fazla katlanamaz. Yedikule Göğüs Hastalıkları Hastanesinde yatan hastaların yarısı ayakkabıcıdır. Tiner, silme suyu, lateks ve ilaç denilen yapıştırıcı maddeler tehlikeli kimyasallar olduğu için bir süre sonra nefes darlığı ve devamında kansere neden oluyor. En kurumsal fabrikalarda bile temiz hava sağlamakta yetersiz kalan, sadece gösteriş için yapılmış havalandırmalar var o kadar. Hiçbir yerde koruyucu sistemler yok, herkesin ciğerleri çürüyor. Birçok kez Alo 170’i arayarak şikayette bulunduk. Patron, denetim sırasında yetkililere söylenmesi gerekenleri işçilere önceden ezberletiyor. Denetimlerde sadece bunları söyleterek sorunsuz bir şekilde denetimleri geçiriyorlar. İşçi, şikayetini dile getiremiyor. Biz oturduk, 3 saatimizi verdik ve bir rapor yazdık.  Şikayetimizde bizzat hastalığı olan kişilerin adlarını vermemize rağmen denetim sırasında ya o kişiler işe gelmedi denilerek denetçilerin karşısına çıkarılmadı ya da işten çıkarma korkusuyla tehdit edildikleri için seslerini çıkaramadılar. 

Fırında çalışanların ellerinde doku kayıpları ve kemik kaymaları oluşur

Bir diğer tehlikeli çalışma alanı da fırınlar. Ben kendim de fırında çalışıyorum. Fırında çalışanların ellerinde doku kayıpları ve kemik kaymaları oluşur. Çünkü eldiven kullanılamıyor. Fırına tuttuğumuzda kullandığımız kimyasallar eldivene yapışıyor, o yüzden çıplak elle çalışıyoruz. Benim ellerimde de hem doku kaybı hem de sürekli yüksek ısıda kimyasal yapıştırıcı ile çalışmaya bağlı eklem deformasyonları var. Bundan dolayı ellerim tam kapanmıyor. Bu adlı adınca meslek hastalığı.

Peki göçmen işçiler?

Bu sektörde göçmen işçi hep vardı ama son 5 yıldır artık neredeyse eski ustalar dışındaki herkes göçmen işçi. Göçmen işçilere sigorta yapılmıyor, sosyal hakları yok, asgari ücretin altında çalıştırılıyorlar. Ayakkabı sektöründe Afgan ve Suriyelilere iş yerinin altında ya da üstünde 8-10 kişilik odalar veriyorlar. “Size yatacak yer veriyoruz” diyerek 3 kuruş paraya çalıştırılıyorlar. Denetim yok. Baskın denetim olduğunda, nasıl oluyorsa patronların haberi oluyor. Kayıt dışı çalıştırılan işçiler denetim sırasında kilit arkasında saklanıyorlar. Yani, patronlar bizden daha örgütlü.

Patronlar örgütlü demişken, bu sektörde sendika yok mu? Çiftçiler Ayakkabı’da çalıştığın dönemde sendikalaşma deneyimin olmuştu, anlatabilir misin?

Bu sektörde genel olarak örgütlülük zayıf, sendika yok. Olanı da patron sendikası. Covid-19 salgını döneminde Çiftçiler Ayakkabı’da 1200 işçi kandırıldı. Herkes 3 ay izne gönderildi. Sağlığımızı düşündükleri için izne çıkarıldığımız ve maaşlarımızın verileceği söylendi. Ancak, aybaşı gelince maaşımızı vermediler. Pandemide yenen hakkımızı komiteleşerek korumuştuk. Yapılan haksızlığa karşı harekete geçtik, 2 saatte 1200 kişiyi örgütledik. İzin döneminden sonra iş başı yapacağımız ilk sabah greve gittik. Sendika yoktu, komiteleşerek örgütlendik. Usta işçiler örgütlenmede öncüydü. İşçileri fabrikaya sokmadık, patronların karşısına dikildik. Sonuç olarak iş yerinde sendika kurmayı başardık ama meğer hata etmişiz. Örgütlediğimiz fabrikayı sendikaya teslim ettik ve fabrika dağıldı.

Peki nasıl olur?

İşçilerin örgütlenme çağrısını büyütmemiz gerekiyor. Nasıl büyüteceğiz? Dedik ya; böyle gitmez! Usta işçileri, bütün işçileri, toplayıp, örgütlenip, toplu halde hak aramayı sağlamak gerekir. Örgütlü olunduğunda neler yapılabileceğine dair örnekler var. Örneğin, geçen sene Alpin çorap işçileri düşük ücretlere karşı maaşlarını kendileri belirlemişti. Çorap bölgesi dar bir bölgeye sıkıştığı için buna güvenip “buradan çıkıp başka yere gidemezsiniz” diyorlardı. Kimsenin bir yere gitmesine gerek yok, hep birlikte fabrikalarda birlik olmalıyız, o zaman maaş artışımızı patron değil biz belirleriz. Alpin’de bunu başarmışlardı. Arkadaşlarım vardı orada çalışan. Kazanımları hala devam ediyor.

Tekstil ve ayakkabı işçileri olarak neler yapıyorsunuz?

En son 24 Aralık’ta tekstil sektöründe çalışanlarla bir toplantı gerçekleştirdik. Orada bizim durumumuz çok iyi özetlenmişti. Zenginliği biz üretiyoruz, patronlar el koyuyor! Bunu tüm işçi kardeşlerimize anlatmaya çalışıyoruz. Ülkedeki gerici siyaset, özellikle kadın işçileri ama genel olarak herkesin bilincini etkiliyor. Ayrıca kapıda bekleyen işçi sayısı çok olduğu için yerini bir diğer işçinin almaması için boyun eğiyor. Bizim işçilere gericiliğin ne olduğunu, nasıl bu hale geldiğimizi bıkmadan anlatmamız gerekiyor. Bu toplantıda da şunu çok iyi anlamıştık; “böyle gitmez” sloganımız çok gerçek, bunu diyebildiğimizde bir araya geliyoruz. Ayakkabı ustaları olarak toparlanıp sorunlarımızı konuşacağız, birlik olacağız. Bu Pazar saat 16:00’da 2023 yılının ilk toplantısını yapacağız. Sadece sorunlarımızı konuşmayacağız elbette, patrona taleplerimizi de belirleyeceğiz. Asgari ücret açıklandıktan sonra patronlar bir araya gelmiş işçiye ne yapacağını kararlaştırıyorlar. Biz onlardan önce davranacağız, maaşımızı kendimiz belirleyeceğiz.

Asgari ücrete %54,6 zam yapıldı ve 8506 TL’ye çıktı. Bu ücretle geçinilir mi? 

Asgari ücret mümkün değil yetmez. İstanbul’un en ucuz yerinde Arnavutköy’de oturuyorum. Burada bile kira 5-7 bin lira arasında. Maaşını zaten kiraya veriyorsun. TUİK bile 2022 yıllık enflasyonunu % 64,27 olarak açıkladı. Kaldı ki, açıklanan rakamın gerçeği yansıtmadığını biliyoruz. Asgari ücreti belirlerken TÜİK’in iyimser rakamına bile uymadılar. Geçen sene 1,25 lira olan meyve suyu 4,5 lira olmuş. 1 lt süt 27 TL. Bir insan bu kadar açlığa mahkum edilemez. İnsanlar nasıl itiraz edip sokağa dökülmüyorlar anlamıyorum. Açlık, sefalet unutulmuş, halk unutulmuş. Muhalefet, nasıl kira vereceğimizi, nasıl süt alacağımızı konuşmuyor. Bunu sadece TKP söylüyor. Mecidiyeköy’de asgari ücret etkinliğinde ben de vardım. Ama sesimizi duyuramıyoruz. Korku politikasının insanlar üzerinde çok etkisi var. Anlatıyoruz, sarılıyorlar bize ağlıyorlar ama meydana çıkalım dediğimizde yoklar. Halkın bu korkuyu kırması lazım. 

Birçok arkadaşım var geçinemediği için ek iş yapıyor ya da sürekli fazla mesaiye kalıyor. Yaptığımız toplantılara bu yüzden gelemiyor, geçim sıkıntısı kimseye rahat vermiyor. Türkiye’nin tek sorunu geçim sorunudur, yoksulluktur, açlıktır. Bundan başka sorunu kabul etmiyorum.

Son sözün?

Biz işçi sınıfının tarihini çok iyi biliyoruz. İşçiler kendilerini güçsüz, köksüz hissediyorlar. Halbuki bizim bir tarihimiz var. Gerekirse bunu kelime kelime anlatacağız, örgütleneceğiz. Tüm ayakkabı işçilerini 22 Ocak Pazar günü saat 16:00’da Sultangazi çay ocağına bekliyoruz. (Tam adres: Eski Edirne asfaltı, İkinci Cebeci sk. No: 2598 D: 1 Sultangazi)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz
Captcha verification failed!
Captcha kullanıcı puanı başarısız oldu. lütfen bizimle iletişime geçin!