Dorian Çorap işçilerinin on yıllık hak mücadelesi

İstanbul’da on yıl önceye kadar çorap üretimi yapan Dorian Çorap Tekstil Sanayi Ve Ticaret A.Ş. önce işçileri haksız yere işten çıkarttı ve mahkeme sürecinde de işçi alacaklarını ödememek için “Karyam Çorap” adını alarak faaliyetlerine devam etti. Dorian Çorap’ın eski işçileri 10 yıldır süren hukuk mücadelelerini Patronların Ensesindeyiz Dayanışma Ağı’na anlattı.

Bu süreçte oldukça yıprandıklarını belirten işçiler, iş yerinde zor koşullarda çalışarak mağdur olmalarının üzerine yaklaşık 10 yıldan fazla devam eden süreçte de ayrı bir mağduriyet yaşadıklarını dile getirdi.

“Benim mallarım haciz deposunda bedavaya gitsin, çöpe gitsin, işçiler almasın”

Dorian Çorap’la mahkemelik olma süreci nasıl başladı?

Erol: Aslında tüm çalışma dönemimizde mahkemelik olacak bir sürü şey vardı. Ama asıl mahkeme süreci yaklaşık 10-11 sene önce 100’e yakın işçinin işten çıkarılması ve haklı nedenle feshiyle başladı. Şirket kar elde etmeye devam ettikçe koşullarımızı kötüleştirmeye başladı. İlk olarak iki vardiya sistemini tek vardiyaya düşürdüler. Öyle olunca fazla mesailer artmaya başladı. Hemen sonra ücretler ödenmemeye, geç ödenmeye başladı. Maaşlar ortalama 20-25 gün gecikmeli ödeniyordu. E zaten maaşların asgarisi banka üzerinden kalanı elden ödeniyordu. Tüm bunlar birleşince tepki göstermeye başladık. Bazı arkadaşlarımız sözleşmesini haklı nedenle feshetme yoluna gitti geri kalanlar da işten kovuldu. Sonra dava süreci başladı işte.

Eminiz çoğu kişi içinden bu soruyu soruyordur: Nasıl oldu da bu süreç bu kadar uzun sürebildi? Bu süreci kangrene dönüştüren neydi?

Hasan: Biz işten atılınca hemen arkadaşlarla gidip dava açma yolunu tercih ettik. Sonra davamız Bakırköy 12. İş Mahkemesi’nde açıldı. Sonra bu davada lehimize karar verildi. Ancak öğrendik ki bizim çıkış süreçlerinde Dorian Çorap şirketin içini boşaltıp akrabalarının ortakları olduğu Karyam Çorap diye başka isimli bir şirket üzerinden işlerine devam etmiş. Biz tabi bunu öğrendik. Sonra Karyam Çorap’ta bulunan iplikler, alacağımıza mahsuben haczedildi. Bu mallar satılmak üzere ihaleye çıkarıldı. Değeri o günün şartlarında 2’yse 1’e satıldı. Dedik ki “bak, yazık bunlar ucuza satılıyor. Bizim paramızı ödeyin. Siz de boşuna zarar edeceksiniz”. Patron ne dedi biliyor musunuz, “benim mallarım haciz deposunda bedavaya gitsin, çöpe gitsin, işçiler almasın”. Düşünebiliyor musunuz? Bu kadar acımasız, işçi düşmanı, alın teri düşmanı olunabilir. Ben o olaydan sonra patronlar için her şeyin bizim hakkımızdan daha önemli olduğunu anladım.

Haciz deposundaki mallar satılınca siz paralarınızı alamadınız mı?

Ali: Mallar hemen satılmadı ki. Karyam Çorap o süreçte iki ayrı dava açtı. Hem “benim Dorian Çorap’la alakam yok” deyip bir dava açtı hem de ihale sürecine karşı dava açtı. Her iki davayı da kaybetti ama aradan yıllar geçti tabi. Böyle olunca o ipliklerin parası bize yar olmadan haciz deposunun kiralarına, dava masraflarına gitti. Biz o zaman dedik, bunlar süründürmeye çalışıyor. Amaçları dava sürecini uzatıp ya zaman kazanmak ya da hakkımızı hiç vermemek. Size ilginç bir şey söyleyeceğim. Bizden sonra Karyam Çorap’ta devam eden arkadaşların hepsi Karyam’dan tazminatlarını aldı. Çünkü bizden sonra işçilerin hepsi sendikalı oldu. Bizim sendikadan hiç haberimiz bile yoktu. Bilseydik…

“Yahu dava açıldığında benim çocuğum yoktu, şimdi 9 yaşında.”

Dava süreci dışında herhangi bir hak arayışı süreci oldu mu? Hakkımızı direnerek, sesimizi kamuoyuna duyurarak mücadele etmeliyiz dediniz mi?

Erol: Sizinle tanışana kadar olmadı açıkçası. Sizinle de Ahusra Çorap’taki direnişte tanışmıştık. Keşke daha önce tanımış olsaydık. Biz çorap işçileri uzun süredir bu mağduriyetleri yaşıyorduk ama sesimizi çıkarmıyorduk. Veyahut dava yoluna gidip bir şekilde hakkımızı arıyorduk. Ama hem davalar bitmiyor, bitse de patronların oyunları bitmiyor hem de hayat artık çok pahalı. Hakkımızı almadan çalışamaz hale geldik. Ahusra Çorap’taki mesele de oydu zaten. Hakkı yenen tüm çorapçıların hatta tüm işçilerin örgütlü, etkili mücadele etmeleri gerekiyor. Başka türlü bir yol bırakmıyorlar. Her geçen gün cebimizden gidiyor. Patronlar rahat, lüks içinde, her gün cebindeki para artıyor. Karyam Çorap’ın sahiplerinin Kazakistan’da iplik ve mantı fabrikası var, yurtdışına devamlı ihracatla mal satıyor. Dövizle kazanıyorlar. Ama bize gelince “ bunlar almasın, çöpe gitsin param”. Yahu dava açıldığında benim çocuğum yoktu, şimdi 9 yaşında.

Hasan: Kıdem tazminatlarımız var, ücretlerimiz var, yıllık iznimiz, fazla mesaimiz… Şimdi kendimize şunu söylüyoruz: Çalışırken hakkını aramak en doğrusu. Sonrasında patronun ali cengiz oyunları bitmiyor. Alphin Çorap’ta nasıl da aldılar haklarını arkadaşlar. Diğer birçok çorapçıda da böyle oldu. Biz sizi de geç tanıdık (deyip gülüyorlar).

Ali: Bundan sonra hakkımız olanı her şekilde arayacağız. Kamuoyu gündemi haline getireceğiz. Gerekirse şirketin önünde açıklama yapıp eylem yapacağız. Herkese duyuracağız bu meseleyi. Biz hakkımız olanı istiyoruz. İnanıyorum ki bu şekilde birlikte hareket edersek, örgütlü durursak kazanırız. Diğer türlü ne olduğunu 10 seneden fazladır yaşayarak öğrendik.  Sizlere de teşekkür ediyoruz. Bize hep destek oldunuz. Bu vesileyle tekstil işçilerini, çorap işçilerini Patronların Ensesindeyiz Dayanışma Ağı’nda örgütlenmeye, birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz.

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz
Captcha verification failed!
Captcha kullanıcı puanı başarısız oldu. lütfen bizimle iletişime geçin!