Önceki gün Beşiktaş Belediyesi Ulaşım Emekçileri Komitesi’ni kuran şoförler hakları için direnmekte kararlılar. Uzun süre şikayetlerine muhatap bulamayan işçiler yıllardır emek verdikleri belediyede çalışma koşulları ve sosyal hakları iyileştirilmiş bir şekilde çalışmak istiyorlar.
Beşiktaş Belediyesi Destek Hizmet Müdürlüğü’ne ulaşım hizmeti veren taşeron firmada çalışan şoförler yaşadıkları süreci ve taleplerini PE’ye anlattı. Sorumluluktan kaçan belediye ve taşeron firma arasında şikayetlerine muhatap bulamayan emekçiler geçtiğimiz gün mücadelelerini Beşiktaş Belediyesi Ulaşım Emekçileri Komitesi olarak sürdüreceklerini ilan etmişlerdi.
Dilerseniz genel bir soruyla başlayalım. Belediye gibi bir kamu kurumunda taşeron işçi olmak nasıl bir şey? Aynı kurumda çalışan taşerona bağlı işçiler ve kadrolu işçiler arasında ne gibi farklar var? Bu fark size nasıl yansıyor?
A: Çok doğru bir yerden başladınız çünkü bu bizim kanayan yaramız. Bildiğimiz kadarıyla Beşiktaş Belediyesi’nden başka taşeron işçi çalıştıran CHP’li belediye kalmadı. Hatırlarsanız Kılıçdaroğlu’nun verdiği bir sözdü bu. Bu işten kimler ne çıkar sağlıyor bilemiyoruz ama artık buna bir son verilmeli. Bizim garajın hemen yanındaki alanda çalışan kadrolu arkadaşlar var. Hafta sonları bile işe gelirken adamlar mutlu mutlu geliyorlar, keyifle çalışıyorlar. Bizim neyimiz eksik? Ben sabah uyandığımda kendi kendime konuşuyorum, direksiyon başında bin tane hesap yapıyorum kafamda günümü denkleştirebilmek için. Yazık değil mi?
B: Vallahi yazık. Olan yalnızca bize de olmuyor. Hani bizi geçtim, bu belediyeye ve vatandaşa da yazık. Onlarca otobüs burada garajda boş yatıyor. Sırf çalıştırmış olmak için boş araç gezdiriyorlar bize. Ya da tek yolcu için koca otobüs tahsis ediliyor. Biz bir şey deyince, “Mazotun parasını sen mi veriyorsun?” Bunda kimin çıkarı var ne hesap var ben bilmiyorum ama hesaplarını doğru yapsalar biz de mağdur olmayız vatandaş da olmaz. Bakın, biz can taşıyoruz. Yıllık izin vermeyeceksin, üç parayla geçin diyeceksin… Oysa bizim rahat etmemiz, direksiyon başına dinlenmiş kafayla oturmamız lazım.
Şu an yaşadığınız sorunlar neler? Bunların çözümü için ne tür girişimlerde bulundunuz?
A: Hangi birini sayalım… Sabah altıda evden çıkıyorum. Altı buçukta iş başı yapıyorum ve akşam yediye kadar görev başındayım. Ama kâğıt üstündeki mesaimiz 08:30-17:30. Maaşlar da bu hesapla yatırılıyor. Hafta sonu “Belediyenin hafta sonu olmaz, kalkıp geleceksin” demeyi biliyorlar. Biz zaten geliriz ki, işimizi seven insanlarız biz. Ama fazla mesai yazmadan, bedavaya koşturmak da zorumuza gidiyor işte. Birkaç ayda bir kafalarına göre işten çıkarıp yine başlatıyorlar. Yıllık izin yok, fazla mesai yok, yolu yemeği de kestiler. Şehirlerarası yol yaptırıyorlar, cebimize beş kuruş koymuyorlar. Harcırahları da kaldırdılar.
B: Zaten ne olduğumuz belli değil. İşlerine gelince “sen belediyeyi temsil ediyorsun, şuna şuna dikkat etmen gerek”, işlerine gelince “biz ilgilenmiyoruz, siz şirkete çalışıyorsunuz.” Bir keresinde bir ölümlü kaza olduğunda böyle diye diye şoförü ortada bırakmışlardı. Bu koronanın acısını da bizden çıkarmaya kalkıyorlar. “Sen insan taşıyorsun, virüslüsündür” deyip bizi personel servislerine almıyorlar. Ben bütün gün belediye için direksiyon sallamışım ama belediyenin personel aracına yolcu olarak binemiyorum! Bu yıl kaç tane yakınımı kaybettim, cenazeye gitmeme izin vermediler. “Sen oralardan korona getirirsin” diye.
Sorunlarınızın çözümü için kimseyle görüşebildiniz mi?
A: Muhatap bulamıyoruz. Belediye ve taşeron şirket her seferinde topu birbirine atıyor. Sayın Kılıçdaroğlu’na, Sayın Kaftancıoğlu’na, herkese yazdık. Belediye Başkanı görüşme talebimize geri dönmedi. Görüşebildiğimiz insanlarsa “olay çıkarmayın” diyorlar. Söylemesi kolay tabii… Kardeş gel bir ay benim maaşımla geçin de gör bakalım kim olay çıkarıyormuş.
B: İki gün önce bizim haber çıkınca tutuşup geldiler ama yine aynı şeyler. “Olay çıkarmayın, bekleyin, bakarız…”
Önceki gün bir komite kurdunuz. Kararlı bir mücadeleye giriştiğiniz belli oluyor. Nasıl hissediyorsunuz? Talepleriniz karşılık bulmazsa ne yapmayı planlıyorsunuz?
A: Burada her türlü aracı kullanmayı bilen arkadaşlarımız var. Biz istesek hemen yarın başka bir işe girer çalışırız ama mesele bu değil. Mesele insanca çalışmak, işini sevmek. Biz bu belediyeye emek verdik ve işimizi seviyoruz. Fazladan istediğimiz bir şey yok. Yeter ki emeğimizin karşılığını, hakkımızı alalım. Bu durumu taşıdığımız insanlara anlattığımızda onlar da bize hak veriyorlar.
B: Belediye bu süreçte gerçekten iyi niyetliyse çıkıp bu işi çözer ama çözemezse biz bu yoldan dönmeyiz. Yıllık izinler, fazla mesailer, yol ve yemek paraları bizim haklarımızdır. Biz bunlar için mücadele ediyoruz. Taşeron mağduriyettir. Biz kadromuzu istiyoruz. Gerekirse bunun için grevdir, kontak kapamadır, ne gerekirse yapmaya hazırız.



