DARLANMA - KORKMA | BİZİMLE İRTİBATA GEÇ

GEO Koleji öğretmeni hakları için mücadeleye çağırıyor

Merhaba. Öncelikle sizleri tanıyarak başlayalım sohbetimize. Kendinizden bahseder misiniz ?

Merhaba ben Özel Ataşehir Geleceğin Okulları’nda (GEO Koleji) çalışan bir öğretmenim.  Burada çalışmaya başlamadan önce de çeşitli özel okullarda çalıştım. Yaklaşık 10 yıllıdır özel öğretim sektörünün bir çalışanıyım.

Ne zamandır GEO Koleji’nde çalışıyorsunuz? Kurum hakkında bilgi verir misiniz bize ?

Ben GEO Koleji’nde çalışmaya 2019 Ağustos ayında başladım. GEO Koleji 2018-2019 eğitim öğretim yılında açıldı. Kızılhan ailesi GEO ile eğitim sektörüyle tanıştı. Kurucusu Kemal Kızılhan Arma-Elekropanç adında bir elektronik müteahhitlik firması sahibi, Fenerbahçe SK Yönetim Kurulunda da yer alan oğlu Burak Kızılhan GEO Koleji yönetim kurulunda. Pazarlaması çok iyi yapılmış, büyük vaatlerle eğitim dünyasına adım atmış bir okul. Ortada gerçekten çok ciddi bir yatırım var ki zaten bunu okula adım attığınız zaman da görebiliyorsunuz. Benim çalıştığım Ataşehir Kampüsü asla bir merdiven altı okulu değil. Muazzam donanımlı ve öğrencilere sunduğu bütün fiziki imkanlarla aslında tam da olması gerektiği gibi bir okul. Güçlü bir ekiple yola çıkmış, fiziksel olanakları, donanımları oldukça iyi bir okuldu.

Ne gibi sorunlar yaşadınız kurumda?

Temmuz 2019 ayında maaş gecikmeleri ile başlamış ilk sorun. Ben bunu tabi ilk maaşımı gecikmeli aldığımda öğrendim. Benden önce de kurumda çalışan çalışma arkadaşlarıma, ‘Yaz dönemi olduğu için sıkıntı yaşıyoruz dönem başladığında bu sorunlar yaşanmayacak’ gibi bahaneler sunmuşlar.  Ardından 2019-2020 eğitim süreci sürekli olarak geç ödemelerle devam etti. Geç dediğim 5-10 günlük gecikmeler değil. İki ay geriden aldık maaşları. Ocak ayında sorunlar düzelecek dendi. Bizden sabretmemiz istendi. Öğrencilerimiz mağdur olmasın diye bekledik. Ancak sorunlar artarak devam etti. Öğretmenler en son şubat ayı maaşını, yöneticiler ise en son ocak ayı maaşlarını aldı. O maaşlar da 3-4 taksitle alındı. İçimizde yeni çocuğu olan var, çocuğu doğacak olan var, tek maaşla ev geçindiren var, yurt dışında çocuğunu okutan var, ailesine destek olan var, tek ebeveyn olup çocuk büyüten var, var da var yani! Artık aynı anda maaş alamayacağımızı anladık, kendi içimizde durumu en acil olanları tespit edip bari onları ödeyin diye birbirimize ricacı oluyoruz. Düştüğümüz duruma bakar mısınız?

Her gün bir muhasebe – Okul Müdürü- Öğretmenler odası trafiği var, okul müdürleri, eğitim koordinatörleri filan kendi maaşlarını bırakmış artık öğretmenler için resmen para koparmaya çalışıyorlar. Herkes birbiri için üzülüyor, moraller sıfır ama öyle bir lüksümüz yok çünkü biz şirket çalışanı değiliz, öğretmeniz. Derse girdiğimizde gözümüzün içine bakan öğrencilerimiz var.

Oldukça sıkıntılı geçmiş süreç. Peki pandemi ile birlikte süreç nasıl devam etti?

2019 Eylül ayından beri hep gecikmeli maaşlarla çalıştık derken tüm dünyayı alt-üst eden pandemi krizi patlak verdi ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın aldığı acil önlemler gereği 18 Mart’ta okullar ara tatile girdi ve sonrasında eğitime online olarak devam edilmesi kararı alındı. Bu noktada devlet işten çıkarmaların önüne geçebilmek maksadı ile Kısa Çalışma Ödeneği adı altında bir destek paketi sundu ve tabi ki neredeyse bütün özel okullar başvuruda birbirleriyle yarıştılar. Burada önemli nokta şu ki devlet bu ödeneği 25 gün çalışmama, 5 gün çalışma karşılığında verdi. Yani sen elemanını işten çıkartma biz evde olduğu günlerin parasını verelim dedi. Kanunen 5 günden fazla çalışmama hakkımız var.

Peki özel okullar ne yaptılar? Hem bu ödenekten yararlanıp hem de online eğitime tam gaz devam ettiler. Okul programları aynen bilgisayar ortamına aktarıldı. İşin içine eğitsel videolar kaydedilmesi, çocuklara özel materyaller hazırlanması, online ölçme değerlendirmeler yapılması ve görüntülü dersler girdi. Bir anda kendimizi bilgisayar ekranına adeta yapışmış bulduk. Hafta sonu bile ders hazırlığı yapar hale geldik çünkü biz sınıf ortamında ders yapmaya alışkınız ki zaten doğrusu da odur. Burada acil durumlar acil çareler gerektirir yaklaşımı söz konusu.

Neyse toparlayalım, Kısa Çalışma Ödeneği alıyoruz ama gayet uzun uzun çalışıyoruz, hatta fiziki olarak okulda olsak daha az çalışacağız, online eğitim çılgınlığı içinde hayatta kalmaya çalışıyoruz. Sevgili okul kurucu temsilcilerimiz de bize diyor ki, ‘Aman ne gerekiyorsa en alâsını yapın, biz maaşlarınızın üstünü tamamlayacağız.’ Derken bir bakıyoruz ki 3 ay geçmiş ama ortada devletin verdiği ödenekten başka tek kuruş para yok. Bu arada tabi bu haktan yararlanamayan çalışma arkadaşlarımız da var. Daha yeni öğretmenliğe başlayan ya da halihazırda emekli olmuş ama çalışmaya devam edenler gibi. Onlar Kısa Çalışma Ödeneği dahi almadan çalışıyorlar. Sonra ‘Vallahi ödeyeceğiz, kurucu bilmem hangi ülkede mahsur kaldı bir gelsin hepiniz parayı bulacaksınız, kimsenin 5 kuruşu bizde kalmaz, biz şöyle büyük şirketiz böyle saygın insanlarız, bize sürekli mail atıp durmayın, biraz anlayış biraz empati’ deyip durdular.

Peki yaşadığınız sorunlara karşılık neler yaptınız? Kurumla iletişime geçtiniz mi? Kurumun açıklamaları neler oldu?

Okul kurucuları bu dönemde öğretmenlerin karşısına hiç çıkmadı, bir özür dilemedi, ‘Ya siz de işinize dört elle sarıldınız ne velilere ne öğrencilere en ufak bir şey yansıtmadınız, teşekkür ederiz’ demedi. Sonra az öncede bahsettiğim gibi araya pandemi girdi bu süreci online eğitim ile devam ettirdik. Derken bir e-posta geldi ve baktık ki okul kapanıyormuş. 12 Haziran’da okul kapatma kararı alındı. Ne eksik maaşlarımız ne KÇÖ üzeri maaşlarımız ne de tazminatlarımız verildi. Eksik maaşların ve özlük haklarımızın Temmuz’da ödeneceğine dair kurucunun açıklaması yollandı öğretmenlere. Ancak Eylül oldu ses yok, muhatap yok, açıklama yok.

Bir komite kurduğunuzu açıkladınız. Yani arkadaşlarınızla birlikte mücadele ediyorsunuz. Son durum nedir?

Biz yasal süreçlerden önce daha önce bu süreçleri yaşamış meslektaşlarımızla iletişim kurduk. Onlar neler yapmış hangi avukatlar ile çalışmışlar bunlar hakkında bilgi edindik. Geçen sene onları izlerken hiç kendi başımıza gelir diye düşünmemiştik. İnsan yaşamadan anlayamıyormuş. Daha sonra sesimizi duyurabilmek için Patronların Ensesindeyiz Ağı ile iletişime geçtik. Arkadaşlarımızla birlikte mücadele edebilmek için komite kurduğumuzu duyurduk. Sosyal medyada sesimizi duyurmaya çalıştık. Bir yandan okulun dediği tarihi bekleyen arkadaşlarımız da oldu. Ama Eylül ayındayız ve hala bir ses yok. Şimdi daha bir arada sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Bazı arkadaşlarımız yasal süreç başlattı. Arabulucuların karşısına yetkililer çıkmadı. Dava açan öğretmenler var, nerden baksanız süreç 2-3 yılı alır. Tüm avukatlar haklı olduğumuzu davayı kazanacağımızı öngörüyor, ancak ne yazık ki şirket üzerine mal varlığı olmadığından alacakların tahsilatı konusunda sorun yaşama ihtimalimizden de bahsediyorlar. Kuruculara mail atıyoruz, cevap alamıyoruz. Sosyal medyada sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Bunun için STK’lardan ve basın emekçilerinden destek istedik. Buradan yanımızda olan sesimizi duyurmamıza yardımcı olan herkese çok teşekkür ediyoruz.

Biz de teşekkür ediyoruz bu değerlendirmeleriniz için.

 

 

BU DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

İzmir’de bulunan Ak Trading Lojistik firması işçilerin mesai ücretlerini ödemiyor

İzmir’in Aliağa ilçesinde bulunan Ak Trading Lojistik firmasında 2 ay boyunca yoğun çalışma temposuyla çalışan …

0 0 vote
Article Rating
Kaydol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x