DARLANMA - KORKMA | BİZİMLE İRTİBATA GEÇ

İş Bankası Komitesi’nden açıklama: Toplu sözleşmede sendikanın ve patronun ensesindeyiz

“İş Bankası emekçileri sözleşme masasında temsil edilmiyor. Paydaşı olduğumuz bankamızda üyesi olduğumuz sendika bu hakkı istismar ediyor, merkeze emekçilerin haklarını değil sermaye birikiminin genişlemesini koyuyor. Sendika yönetiminin toplu sözleşme sırasında banka ile danışıklı bir şekilde politika belirlemesi tüm çalışanların malumu. 25 bin Türkiye İş Bankalıyı temsil iddiasındaki sendika emekçilerin menfaatleriyle değil, “kolektif sermayenin nasıl yönetileceği”, Munzam Sandık’ın holdingleşmesi ile ilgileniyor.

Yıllar boyunca bankamız kredilerini, aktif büyüklüğünü, mevduatlarını, özkaynaklarını arttırırken, çalışanların haklarında, hayat kalitesinde bir gelişme olmuyor. Bankanın on yılı aşkın süredir çalışan emekçilerinin bile kök ücretinden ele geçen ücreti munzam sandık üye payı, üye aidatı ve servis gibi kesintilerin ardından asgari ücretin altına düşüyor. Ancak ikramiye ile birlikte ele geçen ücret asgari ücreti aşabilmektedir. Türkiye İş Bankası emekçilerinin büyük bir bölümü asgari ücret civarı bir yoksulluk ücreti almakta, borç ve faturaların altında ezilmektedir. Ücretlerinden kesilen  milyonlar ise munzam sandık yoluyla sermayeye kaynak aktarmaya yaramaktadır.

Bankanın 2018’e göre karlılığının düşmesi ve 2019’un ilk 9 ayında 4.5 milyar TL kar etmesi, sendikanın “bu sene sözleşmeden beklentiye girmeyin” uyarılarına neden oluyor. Zaten seneler boyunca “sağlık kazanımlarını koruduk” açıklamasından başka birşey demeyen sendikanın 41 senelik başkanına göre “çalışma tempomuzu artırmalıyız”. Toplantılarda banka yönetimi kriz koşullarında kaybetmediğimiz bir işimiz olduğumuza şükretmemizi öğütlüyor, işbirliği halindeki sendika ise çalışma koşullarına razı olmamız gerektiğini anlatıyor. Ne diyelim, 41 kere maşallah!

Türkiye ekonomisinin yapısal sorunları, sermaye birikiminin tıkanması bizim eserimiz değil. AKP’nin ekonomi politikalarıyla uyumlu bir kredi politikasıyla, patronların sermaye biriktirme hırsının sebep olduğu enerjiden inşaata finanse edilen alanların sonucu oluşan batıklardan, takibe düşen kredilerden biz sorumlu değiliz. Öte yandan her yıl büyüklüğünü arttıran Bankamızın paydaşı olarak yaşam kalitemizde bir gelişmeyi gözlemlemedik. Bize düşen, bu sene şubelere verilen ve Türkiye gerçekliğiyle hiçbir alakası olmayan satış hedefleridir.

Ücretleri arttırmamanın bir başka yolu da yükselme sınavlarının senelik değil “ihtiyaca göre” açılması olarak bulunmuşa benziyor. Daha fazla kazanmak için “madem öyle, sınavlara girin, yükselin!” deniliyor fakat yetkinlikleri ölçmekten öte herhangi bir eleme sınavından ibaret olan yükselme sınavlarının sayısı şube kapatılması ve daralma nedeniyle azaltılıyor.

Madem İş Bankası çalışanları ve emeklileriyle büyük bir ailedir ve kendisini hane halkını desteklemeye adadığını ilan ediyor, öyleyse sözleşme masasına aşağıdaki taleplerin konulmasını istiyoruz:

1. Yoksulluk Ücretlerinde Çalışmak İstemiyoruz: 2019 senesinde on iki aylık ortalamalara göre yıllık enflasyon oranı %15,18 olarak açıklandı. Yine aynı hesaba göre en büyük harcama kalemini oluşturan gıda ve alkolsüz içeceklerde oran yüzde 19,54. Son sözleşmeden itibaren geçen 2 senelik zamanda doğalgaz ücretinde zam yüzde 70’i, elektrikte yüzde 60’ı geçmiştir. Bizim enflasyonumuz gıda, barınma, ulaşım gibi masraflarla makyajlanmış resmi hesaplarla uyuşmamaktadır. Sendikanın bağlı olduğu konfederasyonun hesabına göre 4 kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı Aralık 2019’ta 7.045 TL’dir. Bu hesabı doğru kabul edersek örneğin Türkiye’nin en büyük özel bankası ve hane halkının destekçisi İş Bankası’da yıllardır çalışan bir çiftin ailesi, var olan ücret skalasına göre büyük olasılıkla yoksul olmalıdır! Ne jest ne de hükümetin arkasına saklanmayı kabul ediyoruz, bankanın paydaşı, çalışanı olarak hakkımızı istiyoruz.

2. Mesken Tazminatı veya Görev Yeri Ücreti İstiyoruz: Büyük kentlerde gıda, barınma, ulaşım enflasyon başka herhangi bir kente göre çok daha fazla yaşamımızı olumsuz etkilemektedir. Bu nedenle birçok kamu kurumu ve bankada uygulandığı gibi ücretlere ek olarak mesken tazminatı çalışanlara ödenmelidir.

3. Kreş Hakkı İstiyoruz: İş Kanunu’ndan kazanılmış bir hak olan kreş hakkı için, kanunun bilinçli bir şekilde açık kapı bıraktığı sembolik cezanın arkasına sığınılmaktan vazgeçilmelidir. İş Kuleleri ve yeterli sayıyı sağlayan ilçe belediyesi sınırlarındaki şube çalışanlarına kreş hakkı tanınmalı ya da kreş desteği ödemesi yapılmalıdır.

4. Servis Kesintisi Kaldırılmalıdır: İş yeri servisleri için çeşitli gerekçelerle çalışanlardan toplanan servis kesintisi garipliğine sembolik bile olsa son verilmelidir.

İş Bankası eğer gerçek bir aile yuvasına dönüşecekse İş Bankasında emekçilerin birliğine ihtiyaç var. Mesai arkadaşlarımızı 41. kattaki müsamereyi izlemeye değil, İş Bankası emekçileri komitesine katılmaya, taleplerin arkasında durmaya ve toplu iş sözleşmesi sürecini birlikte takip etmeye davet ediyoruz.

İş Bankası Komitesi

BU DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

PE İş Bankası Komitesi: “Açıklanan zam oranlarını kabul etmiyoruz”

Patronların Ensesindeyiz Banka Emekçileri Dayanışma Ağı İş Bankası Komitesi, 2021 yılının ilk 6 ayı için …

0 0 vote
Article Rating
Kaydol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x