Şok Market Çalışanı Yaşadıkları Ağır Sömürüyü Anlattı

Patronların Ensesindeyiz Ağı ile iletişime geçen bir Şok Market çalışanı, market işçileri olarak uğradıkları sömürüyü ve son derece kötü çalışma koşullarını aktardı. İşe giriş sürecinden bu yana yaşadıklarını PE Ağı ile paylaşan işçi ile yapılan röportajın ana hatları şu şekilde:

PE:Öncelikle bizlerle temasa geçtiğiniz ve tüm Şok Market çalışanları adına, uğradığınız sömürüyü dile getirdiğiniz için teşekkür ederiz. Ne zamandan beri Şok bünyesinde çalışmaktasınız ve işe giriş sürecinize dair bizimle paylaşmak istediğiniz hususlar var mı?

Şok Market Çalışanı:Yaklaşık 3 seneyi aşkın süredir Şok Market zincirinin bir şubesinde çalışmaktayım. İşsizlik kaygısıyla işe giriş sürecimizde hiçbirimizin seçici davranma lüksü olmuyor. Ben de çalışmak zorunda olduğum için bu markete iş başvurusunda bulundum. Başvuru sırasında çoğu ücret karşılığı alınabilecek birçok evrak talep ettiler. Psikolojik teste tabi tuttular. Evrakların toplanma sürecinde yaklaşık 300 TL masrafım oldu, bu evrakları işe girip girmeyeceğimiz belirsizken istediler. Yani işe kabul edilmeseydim, zaten sıkışık olan maddi durumum içinde fazladan 300 TL kaybım olacaktı. Önce parayı verdik, sonra sonuçlar açıklandı ve bir şubede işe başladım. Parayı verip, evrakları teslim ettikleri halde işe alınmayan arkadaşlarım da oldu.

PE:İşe başladıktan sonraki süreç gelişti?

ŞÇ:İlk günler işsizlikten kurtulduğumu düşündüğüm için mutluydum. Az da olsa bir kazancım ve sabah gidecek bir işim vardı, ancak bu mutluluk çok kısa sürdü. İlk karşılaştığım zorluk mola kullanmak konusunda çıkarılan zorluklardı. Yoğun uzun çalışma saatleri boyunca neredeyse hiç mola kullanamıyorduk. Mola diye bir kavram inanın Şok Market’te yok. Normalde bir buçuk saat olması gereken mola hakkımızın en fazla yarım saatini, o da kaçak muamelesi görerek kullanıyorduk. Mesailerimiz de tamamen keyfi şekilde belirleniyordu. 08.45’de başlayan mesaime defalarca 08.15’de başlamak zorunda bırakıldığım oldu, üstelik sadece bir gece öncesinden haber vererek mesai süremizi istedikleri gibi ayarlayabiliyor, uzatabiliyorlardı. Bu duruma itiraz edecek olursak “kapı orada” diyorlardı. Giriş-çıkış saatlerimiz tamamen günlük ve keyfi biçimde belirleniyor ve bu keyfiyete hiçbir biçimde itiraz etme hakkı tanınmıyor. Edeni işsiz kalmakla tehdit ediyorlar.

PE:Bu durumda günlük çalışma süreniz 10 saati geçiyor mu?

ŞÇ:Evet, çoğunlukla böyle oluyor.

PE:Mola kullandırmıyorlar diyorsunuz. Dinlenme süresi İş Kanunu’nca güvence altına alınmasına rağmen bundan mahrum bırakılıyorsunuz. Yemek, tuvalet, dinlenme gibi temel ihtiyaçlarınızı nasıl gideriyorsunuz?

ŞÇ:Az önce değindiğim gibi; en fazla yarım saatte hepsini gidermek zorundayız. Tüm gün içinde yarım saat. Elbette hiçbirini sağlıklı biçimde gideremiyoruz.

PE:Aynı zamanda gıda sektöründe olan bu Firma öğle yemeğinizi çıkarıyor mu ya da yemek ücreti veriliyor mu?

ŞÇ:Çok cüzi bir tutar yatırılıyor. Günlük ortalama 7 TL. Zaten dışarı çıkıp yiyecek zamanımız yok. Çubuk kraker, meyve suyu vb. gibi sağlıksız yiyeceklerle geçiştiriyoruz.

PE:İşten çıkış saatleriniz nasıl?

ŞÇ:Marketler 21.15’de kapanır, eğer kapanış vardiyasına denk geldiyseniz 22.00 ye kadar işiniz bitmez. Bunun için fazla çalışma ücreti talep ederseniz, insan kaynakları size “elini çabuk tutsaydın, kalmasaydın” der. Kesinlikle fazla çalışma ödemesi diye bir uygulama yok. Ne akşam, ne de hafta sonu. Bu konuda yapılan en yaygın uygulama ya hiç vermemek, ya da bir deftere kaydetmek. Kaydettikleri fazla süreleri işten ayrıldığımızda vereceklerini söylüyorlar, ancak kesinlikle verilmiyor. Kimseye böyle bir ödeme yapıldığını duymadım.

PE:Başka ne gibi haksız uygulamalara maruz kaldınız? Ne tür yerleşik usulsüzlükler ya da mobbing uygulamaları mevcut?

ŞÇ:Örneğin hepimizin kasa kodları var. Eğitimde kasa kodları kişiseldir, kimseyle paylaşmayın dense de mağaza müdürleri bu kodları herkesle paylaşıyor. Bu paylaşım sonucu doğacak her türlü riskten de o kasa kodunun asıl sahibi sorumlu tutuluyor. Çıkan maddi açıkları, o kod hangi işçiye sahipse o ödüyor. Böylece işçiler arasında da gerilim yaratılmış oluyor. Kasa açıklarını market asla karşılamıyor, işçilerin ücretinden kesiliyor. Ayrıca son kullanma tarihi kısa olan kimi ürünleri; kırmızı et, tavuk, süt ve süt ürünleri grubu gibi ürünler son kullanma tarihine kadar satılmazsa, bizim onları satın almamız isteniyor. Buna mecbur bırakılıyoruz. Son kullanma tarihi geçtikten sonra kendi paramızla alıp, çöpe attığımız etler, sütler, yumurtalar oluyor. Bu ürünleri biz işsiz kalmamak için paramızla satın alıp, çöpe atıyoruz.

PE:Bu uygulamaya itiraz ettiniz mi?

ŞÇ:İtiraz edince, “ o zaman çöpe atmayın yiyin” diyorlar. Bozuk etleri çocuklarımıza yedirmemizi bekliyorlar.

PE:Marketlerde kasiyer olarak çalışanlar belli mi? İş tanımlarınız belli mi?

ŞÇ:Hayır değil. Herkes başkasının koduyla veya kendi koduyla kasiyerlik yapabiliyor. Paspas da yapabiliyor, reyonda da çalışabiliyor.

PE:Maaş ödemeleri ve sigorta konusunda sıkıntı yaşıyor musunuz?

ŞÇ:Maaşımız asgari ücret olarak veriliyor. Şimdilik sigorta konusunda bir sıkıntı yaşamadık.

PE:İş güvenliği uygulamaları hakkında ne söylemek istersiniz? Market sınırları içinde, depolarda, taşıma esnasında herhangi bir tedbir alınıyor mu? İşyeri hekimi var mı?

ŞÇ:İş güvenliğine dair alınan bir önlemle hiç karşılaşmadık. Marketlerde ecza dolabı bile yok. Başımıza bir kaza geldiğinde kendi paramızla eczaneden malzeme alıyor, doktora gidiyoruz. Bu duruma tepki gösterene “beğenmiyorsan işten ayrılabilirsin” deniyor.

PE:Çalışanlara ait ürün kotası uygulaması yapılıyor mu?

ŞÇ:Evet, kotanın altına düşmeniz halinde iade yazmak yerine yine satın aldırıyorlar. Ben bu şekilde maaşımdan ortalama 130 TL’yi her ay Şok patronlarının cebine koyuyorum. Aksi halde ya soruşturma geçiririm, ya da işten atılırım.

PE:Şok Market sadece hukuka aykırı uygulamaları işsizlik tehdidiyle dayatmakla kalmıyor, aynı zamanda son kullanma tarihi geçen ve satılmayan ürünleri zorla satın aldırarak sizin üzerinizden para da kazanıyor o halde.

ŞÇ:Evet.

PE:Servis vb. başka haklar var mı?

ŞÇ:Hayır, ilgili şubeye uzakta oturan işçiler ya en baştan eleniyor zaten, ya da bir bahaneyle işten çıkarılıyor. Ayrıca bazen market çalışanlarının şubesini hiçbir gerekçe sunmadan ve onay almadan değiştiriyorlar, elbette karşı çıkanı işten çıkarmakla tehdit ederek, istifaya zorlayarak yapıyorlar bunu. Şube değişikliğini bir nevi, işten çıkarmak istedikleri işçilere tazminat ödememek için, onları istifaya zorlamak için kullanıyorlar.

PE:Mola iznimiz yok dediniz, peki hafta sonu ve yıllık izinlerinizi nasıl kullanıyorsunuz?

ŞÇ:Tamamen keyfi biçimde oluyor. Mesela ben 3 hafta üst üste hafta sonu izin yapmadım. Yıllık izni de personel eksikliği gerekçesiyle genelde kullandırmıyor, kullanmak isteyenlere de istifa et tatile git o zaman diyorlar.

PE:Market çalışanları tüm bu haksız uygulamalara maruz kalırken, kendi aralarında nasıl bir iletişim sağlıyorlar? Diğer çalışanlarla ilişkiniz nasıl?

ŞÇ:Diyebilirim ki %90’ımız uyum içinde hareket ediyoruz. Birbirimizi kollamaya çalışıyoruz, yeri geliyor durumu daha kötü olan biri satın almak zorunda kalmasın diye, onun kotasındaki bozuk yiyecekleri biz aramızda para toplayıp alıyoruz. Bazı mağaza, hatta bölge müdürleri bile zaman zaman dayanışma gösteriyor. Bize bu haksızlıkları yaşatanlar esas olarak en baştaki patronlar, CEO’lar.

PE:Tüm bu söylediklerinizden sonra, işsiz bırakma tehdidiyle sağlıksız, hukuksuz koşullarda, keyfi olarak belirlenen çalışma saatleri boyunca, iş güvenliğinden yoksun biçimde çalışmak zorunda bırakılan Şok Market işçilerine son olarak nasıl seslenmek istersiniz?

ŞÇ:Aslında hem Şok Marketlerde, hem de başka sektörlerde birçok şey değişebilir. İşçilerin kendi güçlerinin, emeklerinin değerinin farkına varıp daha cesur olması lazım. Bu düzen için vazgeçilmez bir unsur varsa, o da işçilerin emeği. Üzerinden milyarlarca Lira kar edilen bu emek en vazgeçilmez unsur. Ve patronlar esasen bu emeğin sahibi olan işçilerin gücünün farkında. İşçilerin de bu gücün farkına varması lazım. Asıl korkması gereken onlar, biz değiliz. Cesur olmalı, yan yana durmalı ve haklarımız için mücadele etmeliyiz.

PE:Bize ulaşarak sektördeki tüm emekçilerin sesi olduğunuz için çok teşekkür ederiz.

ŞÇ:Bize bu imkânı sunduğunuz, sesimizi duyuracak bir kanal yarattığınız için ben de tüm işçi arkadaşlarım adına teşekkür ederim.

 

BU DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Begos’ta toplu işten çıkarma

Buca Ege Giyim Organize Sanayi Bölgesi’nde(Begos) kurulu iki tekstil fabrikasında toplu işten çıkarmaların yapıldığı iddia …

1
Yorum yazın

avatar
1 Comment threads
0 Thread replies
0 Followers
 
Most reacted comment
Hottest comment thread
1 Comment authors
Recep Recent comment authors
  Kaydol  
En Yeniler Eskiler Beğenilenler
Bildir
Recep
Ziyaretçi
Recep

Müslümanız derler işçinin hakkını vermeyip fukaranın üzerinden para kazanmaya çalışırlar haram zehir zıkkım olsun yere batsın sizin müslümanlığınız