YVES ROCHER TÜRKİYE’YE AÇIK MEKTUP

Gebze Organize Sanayi Bölgesi’ndeki diğer patronlar size “aman işçiye hakkını verme, arkandayız” dediği için işçilerin haklı direnişine direnmekte ısrar ediyorsunuz. Sonucu ise çok yakışıksız oluyor.
Twitter’daki kurumsal  hesabınızın gariplikleri bile direnişin ayarınızı nasıl bozduğunu gösteriyor.

Direnen işçilerin bükemediğiniz elini öpüp haklarını vermemenizin zararını gördüğünüz çok açık.

 

Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde bulunan Flormar fabrikasında anayasal haklarını kullanarak sendikaya üye oldukları için işten  atılan işçilerin direnişi uzun süredir kamuoyunun bilgi sahip olduğu bir konudur. Bugün bu direnişle ilgili bir gelişme nedeniyle Yves Rocher firmasına ve Türkiye’deki yönetim ayağına seslenmek istiyoruz.

Sayın patronlar ve patron temsilcileri,

Bugün sosyal medya platformunda aldığınız tepkileri yanıtlayan mesajları kurumsal twitter hesabınızdan yayınladınız. Tepkiler, hakları gasbedilen işçilere sahip çıkmaya dönük tepkilerdi, yanıtınızsa “Flormar markası ile ilgili talihsiz durum karşısında derin üzüntü” duyduğunuzu bildiren, “grubun değerleri ile örtüşecek doğru kararları vermek adına konu ile ilgili gerekli araştırmaları sürdürmekte olduğunuzu” anlatan bir yanıttı.

İlk bakışta bu yanıt gerçekten umut verici. Haklı talepleri için direnişte olan işçilerle bir uzlaşma yakalayabileceğiniz, Flormar’da yasadışı sendika düşmanı faaliyetlere son verileceği umudu veriyor.

Öte yandan, sizi uyarmak ve talep etmek durumundayız.

Oyalamaya dönük manevralar, firmanıza daha büyük zararlar verir. Bu yola artık başvurmamanızı ve kötü kullandığınız zamanı daha fazla harcamadan önereceğiniz somut çözümleri işçilerle ve kamuoyu ile paylaşmanızı talep ediyoruz. Son günlerde kamuoyu tepkisinde bir dalga daha yaşandı. Üzerine bugün Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan haber röportajı geldi. Belli ki, direnişin ve aldığı toplumsal desteğin canınızı yaktığını ve yakacağını bir kez daha idrak ettiniz. Buna verdiğiniz yanıt bir kez daha tutarsız oyalamalara başvurmak olmamalı.

Bu konuda bazı hatırlatmalar yaparak, çözümsüzlükte ısrarınızın size zarar verdiğini bir kez daha göstermek istiyoruz.

Bugünle başlayalım. 24 Aralık 2018 Pazartesi günü, Flormar’daki “talihsiz” durumdan rahatsız olduğunuzu twitter kanalıyla duyurdunuz.

Acıklı bir durum: 2 Temmuz 2018 tarihinde yine twitter kanalıyla yaptığınız açıklama ise şuydu:

Yves Rocher markasının, Kosan Kozmetik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından başlatılan süreç ve ona ait olan Flormar markası ile bir ilişkisi bulunmamaktadır. Rocher Group bünyesinde, Yves Rocher ve Türkiye’de Kosan Kozmetik Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından piyasaya sürülen Flormar tamamen farklı iki markadır.

Müsaadenizle bu açıklamanın işçi düşmanı yalanlar tarihinde kara bir sayfa olarak yerini almakla kalmayıp, bir kurumsal iletişim skandalı olduğunu söylemek durumundayız. 2012 yılında gazetelerde (muhtemelen bedeli mukabilinde) yapılan haberler “Flormar’ı Yves Rocher’nin aldığını” duyurmuşken, daha kötüsü firmanın CEO’su Rocher soyadını taşırken yapılacak bir açıklama değil gerçekten.

İlginç olan şu: bu açıklamanın yapıldığı tarihten sonra kurumsal twitter hesabınızda bir hareketlenme görüldü. 15 gün kadar sürdü bu hareketlenme. 19 Temmuz’da sonuncusu gelen reklam mesajlarınız, renkli ürün fotoğraflarına eşlik eden reklam cümleleri şeklinde yayınlandı. Bu sırada aynı platformda #FlormarDeğilDirenişGüzelleştirir etiketi “Yves Rocher” referansı da dahil edilerek yaygınlaşmaktaydı. Firmanız ya da kurumsal iletişim bölümünüz 19 Temmuz’da “ölü taklidi yapmaya” karar verdi. 20 Eylül tarihine kadar twitter hesabınızda hiçbir hareket olmadı. “Reklamcınız tatile çıkmış” olamaz! Flormar’daki işçi düşmanı uygulamanın “imajınıza” zarar vermemesi için twitterda imajınız birden yok oldu. Öldü.

20 Eylül’de bir çırpınış var. Saçma bir mesajla.

Sonra belli ki “bazen en iyi reklam hiç reklam yapmamaktır” diyerek bu platformu kullanmaya ara verdiniz.

Bugün yayımladığınız mesaj “ölü taklidi yaparak ömür geçmez” kararına vardığınızı gösteriyor.

Bu arada bugün yayımladığınız mesajın aynısının (kelime kelime, harf harf aynısını) yaz aylarında size tepki gösteren kişilere kurumsal iletişim müdürünüz tarafından kişisel mesaj olarak yollanmış olması, bu kararın ve firmanızın ciddiyetini sorgulatıyor.

Bakın, direniş yüzünden kurumsal sosyal medya hesaplarınızı kullanamıyorsunuz. Bir kozmetik firması olarak “ölü taklidi yapan kurumsal sosyal medya hesabı”nızla pazarlama ders kitaplarına geçmezseniz, bunun tek nedeni bu kitapları da sizin sınıf kardeşlerinizin yazıyor olması olacak.

Şaka gibi ama şaka değil. Ama biraz ciddiyet: Gebze Organize Sanayi Bölgesi’ndeki diğer patronlar size “aman işçiye hakkını verme, arkandayız” dediği için işçilerin haklı direnişine direnmekte ısrar ediyorsunuz. Sonucu ise çok yakışıksız oluyor.

Direnen işçilerin bükemediğiniz elini öpüp haklarını vermemenizin zararını gördüğünüz çok açık. Oyalamayı bırakın.

Kendinizi daha fazla rezil etmeyin.

1. İşçilere gaspettiğiniz haklarını, en başta işlerini verin.

2. Sendika düşmanı politikalarınızı terk edin.

3. İşyerinizde örgütlenmede önemli adımlar atmış olan Petrol-İş sendikasını işçilerin temsilcisi olarak tanıyın ve fabrikada örgütlenmenin önündeki yasadışı ve haksız uygulamalara son verin.

Yves Rocher Türkiye’ye açık mektup – pdf

BU DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Begos’ta toplu işten çıkarma

Buca Ege Giyim Organize Sanayi Bölgesi’nde(Begos) kurulu iki tekstil fabrikasında toplu işten çıkarmaların yapıldığı iddia …

Yorum yazın

avatar
  Kaydol  
Bildir