Elçin Tün Kursu’nda hak ihlali ve mobbing iddiası

İzmir Buca’da faaliyet gösteren Elçin Tün Kişisel Gelişim Kursu, çalışanlarına yönelik sistematik baskı, hak gaspları ve mobbing iddialarıyla gündeme geldi. Patronların Ensesindeyiz’e ulaşan öğretmenlerin anlattıkları sadece ağırlaşan çalışma koşullarını değil, aynı zamanda piyasalaştırmanın öğretmen emeğini nasıl da değersizleştirdiğini ortaya koyuyor.

Haftada 50 saat ders, eksik sigorta, angarya nöbet

Kanuna aykırı olarak 50 saate kadar ders yazılan kurumda teneffüslerin 5 dakika olduğu öğrenildi. Üstelik haftada en az iki kez nöbet görevi verilen öğretmenlere bu angarya karşılığında herhangi bir ödeme yapılmadı. Maaşın bir kısmı elden verilerek sigorta primlerinin asgari ücret üzerinden yatırıldığı da iddialar arasında. Ek mesai ve nöbet ücreti gibi taleplerin ise hiçbir karşılığı yok.

“Öğretmen olarak bile görünmüyoruz.”

Öğretmenlerin belirttiği başka bir hukuksuzluk ise SGK’yi doğrudan ilgilendiriyor. Sigorta primleri eksik yatırılan öğretmenler SGK tescil ve hizmet dökümlerini kontrol ettiklerinde sigorta girişlerinin öğretmen olarak yatırılmadığını öğrendiklerini ifade ediyorlar.

“Senin yerine onlarca öğretmen buluruz.”

Kurumsal baskının en açık hissedildiği nokta ise mobbing. Öğretmenlerin verdiği bilgiye göre kurum yöneticileri sık sık “Senin yerine onlarca öğretmen buluruz” gibi yıldırıcı ifadeler kullanarak psikolojik baskı uyguluyor. Bu sözler, öğretmenin iş güvencesini sorgulatan, değersizleştirici bir etki taşıyor. Tepki gösteren öğretmenler ise işten çıkarılıyor ve öğrencileri ile vedalaşmalarına dahi izin verilmiyor.

Eğitim kurumunda derslere girenler öğretmen değil!

Öğretmen olmak için eğitim fakültesi mezunu olmak ya da fen edebiyat fakültesi mezunu olup formasyon almak gerekirken özellikle ilkokul gruplarında öğretmen sıfatıyla derse giren çalışanların bazılarının eğitimci olmadığı iddia ediliyor.

Veli talepleri şikâyet gibi sunuluyor

Bir diğer mobbing uygulaması ise velilerin taleplerinin öğretmene doğrudan suçlayıcı bir dille aktarılması. Kurum yönetimi, öğrenci veya veli memnuniyetsizliklerini bir “şikâyet dosyası” gibi öğretmene yönelterek psikolojik baskıyı artırıyor. Öğretmenlerin maaşının velilerin ödedikleri para sayesinde ödendiğinin sürekli altı çiziliyor. Eğitimci kimliğinin dışında “müşteri memnuniyeti” sağlaması gereken bir personel muamelesi görüyorlar. Öğrencilerden gelen saygısız davranışlar ve hatta hakaret içeren ifadeler bile yönetim tarafından tolere ediliyor, öğretmenin ise bu duruma ses çıkarmaması isteniyor.

Kurumla ilgili gelen bir diğer iddia ise çocuk güvenliğini doğrudan ilgilendiren ciddi bir uygulamaya işaret ediyor. Buna göre, herhangi bir resmi şikâyet ya da denetim olasılığında —örneğin Milli Eğitim müfettişi ya da CİMER başvurusuna bağlı bir inceleme gerçekleştiğinde— velilerin bu süreçten haberdar olmaması için yönetimin talebi üzerine öğrenciler, öğretmenler ve servis görevlileri tarafından kurum dışına çıkarılıp park ve kafelere götürülüyor. Bu uygulamanın velilerin bilgisi ve izni olmadan, resmi gözetim ya da güvenlik eşliği olmadan gerçekleşmesi yasal olarak da büyük bir ihlaldir.

Bir yanda öğretmenlerin karşı karşıya kaldığı fazla ders yükü, eksik sigorta, baskı ve mobbing. Diğer yanda çocukların güvenliğini riske atan uygulamalar. Elçin Tün Kişisel Gelişim Kursu’nda yaşananlar, yalnızca bir işyeri sorununa değil, eğitim sistemindeki özel sektör kaynaklı derin yaralara işaret ediyor.

Patronların Ensesindeyiz olarak haksızlığa, hukuksuzluğa, mobbinge maruz kalan tüm özel okul öğretmenlerinin sesi olmaya devam edeceğiz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz
Captcha verification failed!
Captcha kullanıcı puanı başarısız oldu. lütfen bizimle iletişime geçin!