DARLANMA - KORKMA | BİZİMLE İRTİBATA GEÇ

Direksiyon eğitmenleri anlattı

Eğitimde özelleştirilmenin acı sonuçlarını yaşadığımız günlerde uğranılan hak gasplarının ardı arkası kesilmiyor. Patronların Ensesindeyiz Özel Okul Öğretmen Dayanışma Ağına ulaşan direksiyon eğitmenleri ile yaşadıkları sorunları, çalışma koşullarını, uğradıkları haksızlıkları konuştuk.

Merhaba. Öncelikle hoş geldiniz. Sizleri tanıyalım biraz. Kaç yıldır direksiyon eğitmenliği yapıyorsunuz?

Selçuk: Merhaba ben yaklaşık olarak 10 yıldır direksiyon eğitmenliği yapıyorum.

Ayten: Merhaba hoş bulduk. Ben de 2010 yılından bu yana yaklaşık 10 yıldır MEB’e bağlı çeşitli özel motorlu taşıt sürücüleri kurslarında görev yaptım. Hala özel bir kurumda çalışıyorum.

Direksiyon eğitmeni olabilmek için ne yapmak gerekiyor? Bazı eğitimler aldınız değil mi?

Selçuk: Direksiyon eğitmeni daha doğrusu MEB’nın verdiği isim ile usta öğretici olabilmek için MEB tarafından açılan kurslara devam edip kurs sonunda yapılan sınavlarda başarı göstermeniz gerekiyor. Ben de o eğitimleri tamamladım tabi.

Ayten: Direksiyon Usta Öğreticisi olmak için MEB bünyesindeki Halk Eğitim Merkezlerinde açılan Direksiyon Usta Öğreticiliği kurslarına kayıt olup verilen eğitimlere devam etmek ve eğitim sürecinin sonunda düzenlenen sınavda başarı göstermek gerekiyor. Böylece Direksiyon Usta Öğretici olabiliyorsunuz. Ancak bu konuda belirtmeden geçemeyeceğim evet bazı eğitimlerin verildiği doğrudur ancak yeterli mi derseniz bu kısım da tartışmalı.

Peki, siz hangi bakanlığa bağlısınız? Yani hangi kanunlar kapsamında çalışıyorsunuz?

Selçuk: Bizler Milli Eğitim Bakanlığı’nın Özel Öğretim Kurumlarına bağlı olarak ve özel öğretimdeki her eğitim personeli ile tamamen aynı şart ve statüde görev yapıyoruz aslında.

Ayten: MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğüne bağlıyız. Kanun kapsamında ise karışık bir durum var. 4587, 5580 ve 657 sayılı kanunlara bağlı olarak görev yapıyoruz. Zaten yaşanılan sıkıntıların bir kısmı da bu karışıklıktan doğuyor.

Anladığım kadarıyla fazlaca sıkıntılar var mesleğinize ve çalışma koşullarınıza dair. Nedir bunlar biraz bahseder misiniz? Ne gibi sıkıntılar yaşıyorsunuz

Selçuk: Yaşadığımız hak gasplarının başında MEB’nın denetimsizliği, duyarsızlığı ve özel öğretim kurumları ile yaşadığı ahbap çavuş ilişkisi geliyor. En büyük hak kaybımızı ise MEB kendisi, bizleri kendi bünyesine ait olan sınavlarda asli görevimiz olan eğitim ve öğretim dışında (ki bu METK madde 47 de alenen belirtilmiştir) şoför olarak kullanıp hiç bir şekilde hak ediş de ödemiyor. Üstelik bu kullanım da haftalık ders saatlerini dolduran bizlere fazla mesai olarak yaptırılıyor. Bu uygulama T.C. Anayasa’sı madde 18, ILO 39, METK madde 47, Uzman ve Usta öğreticiler yönetmeliğine de aykırılık ihtiva ediyor. Bu sistemi açıkça gören ve bilen özel öğretim kurumları işletmecileri de bu yöntemlerden güç alarak bizleri asgari ücret hatta altına çalışmaya zorluyor. Çoğumuz asgari ücrete çalışıyoruz. Asgari ücret altına çalışan çok kişi de duyuyoruz.

Ayten: Evet maalesef çok sıkıntı var. Mücadelesini verdiğimiz en önemli hak gasplarının başında MEB’in düzenlediği Direksiyon Uygulama Sınavlarında haftalık mesai saatimizi tamamlamış olmamıza rağmen herhangi bir ücret almadan isteğimizin dışında görevlendirilmemiz geliyor. Sınav yapılırken orada bulunmamız ve öğrencimiz ile sınavı tamamlamamız gerekiyor ve bu sabahtan akşama kadar sürüyor. Ama bundan herhangi bir ücret almıyoruz biz.

Diğer yandan MEB’in yapmak zorunda olduğu denetimleri gerektiği gibi uygulayamaması sonucu pek çok arkadaşımızın yönetmelikte belirtilen çalışma koşullarının dışında gereğinden fazla çalıştırılması, görev tanımına girmeyen işler yüklenmek durumunda kalması var. Bunlar da diğer önemli sorunlarımızdan.

Ayrıca bir kaç farklı kanuna bağlı olmamız kendimize biz kimiz ve neyiz sorusunu yönlendirmemize neden oluyor. Statü sorunumuzun giderilmesi ve eğitimci kimliğimizi kazanmak bir diğer mücadele konumuz.

Bir taraftan da bunlara karşı bir mücadele yürütüyorsunuz değil mi?

Selçuk: Bu sisteme karşı son beş yıldır mücadele içerisindeyiz. Ankara da iki eylem yaptık. Ülke geneli ıslak imzalı dilekçeler, Danıştay’a açılan davalar, TBMM de Milli Eğitim Bakanına verdirdiğimiz soru önergeleri var. Bu konuda sayfalarca yazdığımız, kanunları göstererek, resmi gazete sayı ile tarihlerini örnek sunarak kamu tarafından çıkartılan tüm dergi ve yayınlardaki düzenlemeleri toplayarak Milli Eğitim Bakanlığına yaptığımız başvuruların hepsi cevapsız kaldı. Aslında mesele daha kalabalık, daha örgütlü olmaktan geçiyor. Burada eksik kaldık sanırım biz.

AytenSelçuk Hocamın anlattığı işleri yürüttük dernekle birlikte. Fakat yeterli güçte ve örgütlülükte değiliz. Bu sebeple de bir sonuç alamadık.

Talepleriniz nedir?

Selçuk: Taleplerimiz ciddi denetimler yapılması. Özlük hakları yönünden 4587, çalışma şartları ve atanma ile iş akidi fesih gibi yönlerden 5580, kabahat ve mükâfat yönünden ise 657 sayılı kanunlara bağlıyız, bizler tek bir kanuna bağlı olmak istiyoruz. Milli Eğitim Bakanlığına bağlı eğitmenleriz aslında. O zaman buna göre haklarımız olmalı.

En azından denetimlerimizin, çalışma saatlerimizin ve şartlarımızın düzene girmesi gerekiyor. İşçiysek işçi, memursak memur olduğumuzun tarafımıza bildirilmesi gerekiyor. Angarya işlerde çalışmak istemiyoruz. Bizler eğitim personeliyiz ve mesleğimizi yapmak istiyoruz. Kurum sahibi maaş anlaşmalarında Bakanlığın bıraktığı boşluklardan yararlanarak düşük ücretle çalıştırıyor bizleri. Bunun önüne geçilmesi gerekiyor.

Çalışma bakanlığı müfettişlerinin 2015 tarihli teftiş raporunda en küçüğünden en büyüğüne ülkede ki tüm özel öğretim kurumlarında eğitim personelinin içler acısı durumu ve yaşanılan rezaletler açıkça belirtilmiş. Lakin düzeltilmesi adına bir adım atılmadı özel öğretim sistemi patronların elinde ve onların istedikleri şekilde işliyor. Aslında en temel talep eğitim her aşamasının patronun elinden alınması ve kamu eliyle yapılması.

Ayten: Angarya kelimesiyle ifade edilen görev dayatmalarının sonlandırılması gerekiyor. Denetimlerin titizlikle uygulanması şart. Çalıştığımız koşulların insani olmadığı çok açık aslında. Ve bizler tek bir kanuna bağlı olarak çalışmak, mesleki alanda hak ettiğimiz statüyü kazanmak istiyoruz. Kurum sahiplerinin dayattıklarına karşı sahip olduğumuz haklarımızı bile kullanamıyoruz. Bakanlık bizleri değil, patronları duyuyor sadece.

Söylemek istediğiniz son bir şey var mı?

Bizler bu dayatmalara karşı gasp edilen haklarımız için mücadele edeceğiz. Bunda kararlıyız. Ama daha kalabalık ve örgütlü olmak zorundayız. Tüm direksiyon eğitmeni arkadaşlarımızı haklarımız için mücadele etmeye çağırıyoruz. Bize sesimizi duyurma fırsatı verdiğiniz için de Patronların Ensesindeyiz ağına çok teşekkür ediyoruz.

BU DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Kafe-bar ve kültür-sanat emekçilerinden çağrı: Geçinemiyoruz!

Son kısıtlamalarla beraber tam anlamıyla açlığa terk edilmiş durumda olan kafe-bar ve kültür-sanat emekçileri ücretsiz …

5 1 vote
Article Rating
Kaydol
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x