DARLANMA - KORKMA | BİZİMLE İRTİBATA GEÇ

Rehabilitasyon merkezi emekçileri mücadeleye kararlı: Kamulaştırmadan başka seçeneğimiz yok

Uzun süredir yaşadıkları sorunları dile getirmek için sosyal medyadan seslerini duyurmaya çalışan Özel Rehabilitasyon Merkezi Öğretmenleri son olarak Patronların Ensesindeyiz (PE) Özel Okul Öğretmen Ağı ile iletişime geçmişti. Bir araya gelerek sorunlarına çözüm arayan emekçiler kısa bir zaman önce Patronların Ensesindeyiz (PE) Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezleri Komitesi kurma kararı aldıklarını da açıklamışlardı.

Haklarını alana kadar mücadele edeceklerini bildiren rehabilitasyon emekçileri ile hem iş yerlerinde yaşadıkları sorunlar ve hak gaspları hem de özel eğitim kurumları, özelleştirmeler ve yapılması gerekenler hakkında konuştuk. Mücadele etmeye kararlı olan ve tüm sorunların kamulaştırma ile aşılabileceğini söyleyen emekçiler, diğer özel eğitim kurumları çalışanlarını da kendileri ile iletişime geçmeye çağırıyor ve Patronların Ensesindeyiz (PE) çatısı altında birleşmenin önemini vurguluyor.

Merhaba. Öncelikle sizleri tanıyarak başlayalım sohbetimize. Kendinizden bahseder misiniz ?

B.A : Merhaba  ben okul öncesi öğretmeniyim. 240 saatlik  Uzman öğreticilik sertifikasıyla İstanbul’da bu kurumlarda 9 yıldır görev yapmaktayım .

S.A : Ben de psikolog olarak 5 yıldır rehabilitasyon merkezlerinde çalışmaya çalışıyorum. 5 yılda 3 kurum değiştirmek zorunda kaldım.

 Ö.Ö : 2008 Celal Bayar Üniversitesi sınıf öğretmenliği mezunuyum. 2013 yılında 160 saatlik sertifika programına katılarak zihinsel engelliler sınıf öğretmenliği sertifikası aldım. 7 yıldır zihinsel engelliler sınıf öğretmenliği yapmaktayım.

Hep aynı kurumda mı çalıştınız ?

B.A : Hayır 9 yılda üç kurum değiştirdim. İlk çalıştığım kurum da 6 yıl çalıştım. Bazı yanlış şeylere karşı durduğum için kurum karalamaktan işten tazminatsız çıkarıldım. İkinci kurumda zam yapmak istemeyen kurum sahibi yeni mezunları daha düşük maaşlarla anlaştığı için sözleşmemi yenilemedi. Şu an iki yıldır aynı kurumda devam ediyorum çalışmaya.

S.A. : Maalesef benimde üçüncü  kurum oldu ilk kurumda çok fazla mobinge maruz kalmıştım. Ve çok düşük maaş ile çalışıyordum. Sözleşme yenilemedim. Şuan ki kurumda derse girmemem gerekirken ders yazıyor gayri resmi olarak çok çalıştırılıyor psikologlar.

Ö.Ö : Evet, sözleşme yenilemem durumunda hakları mı alamıyorum, 3600 prim günümü doldurup öyle ayrılmayı düşünüyorum.

Özel Rehabilitasyon Merkezleri Milli Eğitim Bakanlığına bağlı kurumlar mı ?

B.A : Evet şuan öyle. Daha önce Sosyal Hizmetlere bağlı olarak açılıyordu. Sosyal hizmetlere bağlı olduğu dönemde 10 saat (6 bireysel öğrenci,  4 grup) devlet ücretleri  Avrupa Birliği desteğiyle kurumlara ödemekteydi. Ancak bu dönemde çıkan yolsuzluk haberleri ve denetim eksiklerinden dolayı 2006 yılında kurumlar MEB bağlandı. Bu zamanda da 12 saate (8 bireysel öğrenci, 4 grup) devlet ücret ödemeye başladı.

 

BAKANLIĞA YAKIN BİR ÇOK KİŞİ YENİ KURUM AÇIYOR

Denetim eksiği ile düzenleme yapıldı ama ne kadar denetleme oldu, işe yaradı mı ?

B.A : Kurum sayısı bu kadar artmışken ve bunca sorun varken işe yaramış olabilir mi ? Elbette yaramadı. Hatta bakanlığa yakın bir çok kişi kurum açmaya başladı.

Ö.Ö : Bu da ayrı bir konu hatta. Bunun üzerine ayrıca konuşmak gerekir bence.

Türkiye de kaç kurum var ve kaç tane özel eğitime ihtiyaç duyan öğrenci var ?

B.A : 2500 civarı kurum ve 450 bin civarı öğrenci bulunmakta. İstihdam edilen öğretmen sayısı ise 30 binlere ulaşmış durumda.

Ö.Ö. : Hatta daha net bilgiler verecek olursak 2006-2007 öğretim yılı özel eğitim ve rehabilitasyon merkezi sayısı 1.318 iken bu sayı yaklaşık 1,9 kat artarak 2.505 oldu. Öğretmen sayıları ise 2006-2007 öğretim yılında 8.587 iken yaklaşık 3 kat artış göstererek 2017-2018 öğretim yılında 25.915, öğrenci sayıları ise 2006-2007 öğretim yılında 131.206 iken yaklaşık 3,2 kat artarak 415.785 sayısına ulaşmış. Her bir öğretim yılı bir önceki yıla göre değerlendirildiğinde özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri sayılarının en çok artış gösterdiği yıl 2016-2017 yılı olup bu artış yaklaşık % 17,5’dir.   Bu bilgiler Meb’in verdiği dosyada var.

Son yıllarda kurum sayısı ve öğrenci sayısı bu kadar arttı o zaman ?

B.A : Evet evet.

Ö.Ö : Kurumlar  Meb’e bağlandıktan sonra bu kadar arttı.

Bu artışın sebebi sizce nedir ?

S.A. : Tek kelime ile PARA! Son yıla kadar zorunlu personellerin sadece kağıt üzerinde olması yetiyordu patronun ödenek alması için. Öğretmenin, öğrencinin kurumda olmasının dahi önemi yoktu ve bu şekilde patronlar bütün maliyetleri minimuma indirerek ciddi karlar elde ettiler.

Ö.Ö : Kurum açmak basit bir yandan da. Sermayen ve ilkokul diploman yeterli. Hiç bir şart, teminat olmaması. Yani eğitimden bir haber insanlar bu kurumları açabiliyor. Mesele para kazanmaları. Ve kazanıyorlar da aslında. Kurum açmanın çok kolay olması, ambardan, dükkandan bozma binaları  çok kolay sınıflara çevirip okul olarak açabilirsiniz. Kapı pencere ölçüsü tutsun, kapı dışarıya açılsın alın size okul tamam. Açılan sınıflarda eğitim materyallerinin olup olmaması, eğitime fiziksel koşulları sağlıyor mu önemli değil. Açan kişinin uzaktan yakından eğitimle alakasının olması önemli değil. Buda kurumların hızla çoğalmasına sebep oldu. Devletin ödediği ödeneğe göz dikip 30 40 öğrenci bulan kurum açıp mantar gibi türediler. Denetim eksik, kontrol yok, bir anda ilgi odağı olup kolay para kazanma yolu olarak görüldü. Devlet kamera sistemiyle kontrol sağlamaya çalıştı onunda çözümünü bulan kurumlar var.

PATRONLARIN DERDİ EĞİTİM DEĞİL, PARA KAZANMAK

Aslında yönetmelikte, basitçe söyleyecek olursak kurum sahibi için sermayesi olan herkes bu kurumları açabilir gibi bir ifade var. Ve anlaşılan o ki, eğitimin bu alanına ‘’iyi para getiriyor’’ diye bakılarak girildiği için ve aslında patronların iyi de kazanması üzerine böyle bir patlama yaşandı diyebilir miyiz ?

Ö.Ö:  Evet söyleyebiliriz. Sadece rehabilitasyon merkezleri için değil, bütün özel eğitim kurumları için bu böyle. Özel eğitim kurumu açıyorum diyene arazi hibesinden tutunda ödeme kolaylığı sağlanmış krediler verildi. Sunulan bu nimetten yararlanmak isteyen patronlar içi boşaltılmış eğitim kurumları açarak kasalarını doldurmanın peşine düştüler.  Patronların büyük bölümüne baktığımızda eğitim ile ilgilerinin olmadığını görmekte zor olmasa gerek. Öğrenci artı Öğretmen eşittir PARA!

Evet eğitimin özelleştirilmesinin sonuçlarını birçok kurumda görüyoruz. Maaş alamayan öğretmenler, velilerden gelen paraları başka sektörlerde batıran ve dönem ortasında kurum kapatan patronlar.. Anladığım kadarıyla Özel Eğitimde de devlet patronlara para vererek bu alanın özelleştirilmiş şekliyle kalmasını istiyor. Bu da emekçiler olarak sizin mağdur olmanıza sebep oluyor.

S.A : Aynen öyle. Bizde veliler para vermiyor. Öğrenci sayısına göre kurumlara para ödeniyor. Yani devlet patrona para veriyor. Patron da giderleri, öğretmenlerin ve benim gibi bu kurumda çalışan psikologların ve diğer çalışan personelin parasını ödüyor.

B.A : Belirli sınırlamalar var maaşlarda. En az asgari ücret düzeyinde olmalı vs gibi. Kurumlar çalışanlarla tek tek sözleşmeler yapıyorlar ama patron bu kısımda kendi cebini düşündüğü için haliyle bizler mağdur oluyoruz. Çünkü çok fazla hukuksuzlukla karşı karşıya kalıyoruz.

Ö.Ö: Ve bunlara ses çıkaracak olursak fazlaca mobinge uğruyoruz. Burası da ayrı bir durum zaten.

EĞİTİM ACİLEN KAMULAŞTIRILMALIDIR

Peki bu tabloya bütünüyle baktığımızda Özel Eğitim için yapılması gerekenin kurumların kamulaştırılması olduğunu söyleyebilir miyiz ?

B.A : Kesinlikle söyleyebiliriz. Sadece patronun cebini dolduran, eğitimden , denetimden yoksun kurumların ancak kamulaştırılarak, özel eğitime ihtiyacı olan bireylere gerçekten fayda sağlayacak birer kurum haline geleceğini düşünüyorum.

Ö.Ö : Evet. Katılıyorum. Patronlar ceplerini düşünüyor. Ne kurumda çalışanlar umurlarında ne de öğrenciler. Bizi en çok üzen de bu oluyor. Hem haklarımız gasp ediliyor. Hem de öğrenciler önemsenmiyor. Para olarak bakılıyor. Eğitim her kademesi her kurumu ile acilen kamulaştırılmalıdır. Bizler de bu kurumlarda çalışan öğretmeni ve psikoloğu ile gerçekten mesleğimizi tanımlı halde ve devlet bünyesinde yapmak istiyoruz. Bu problemler de ancak böyle çözülebilir.

Çok teşekkür ediyorum…

Bizler size teşekkür ederiz, ilginiz ve zaman ayırdığınız için.

BU DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Bahçeşehir Koleji’nde yine hak gaspı!

Bahçeşehir Koleji Ataşehir 1 Kampüsü’nde, 2019-2020 sözleşme döneminde sözleşmeleri kurum tarafından yenilenmeyen öğretmenlerin tazminat alacaklarının …

Yorum yazın

avatar
  Kaydol  
Bildir