13 Temmuz 2024, Cumartesi

Patron hem saldırdı hem de istifa dilekçesi imzalattı iddiası

Arabica Coffee adlı zincir kafenin Dikmen Şubesi’nde çalışan iki işçi, Patronların Ensesindeyiz Ağı’na yaptıkları açıklamada, patron ve müdür tarafından darp edildiklerini dile getirdi. Saldırı sonrası istifa dilekçesi yazmaya zorlandıklarını belirten işçiler, yaşadıklarını Patronların Ensesindeyiz’e anlattı.

KOSGEB kursu dolayısıyla iş yerinden 4 gün boyunca birer saat izin isteyen iki işçi bu taleplerinin kabul görmesinin ardından işe geç geldikleri ve iş düzenini bozdukları iddiasıyla darp edildiklerini aktadı. İşçilerin Patronların Ensesindeyiz Ağı’na yaptıkları açıklama şöyle:

Arabica Coffee’de işe başlama sürecinden başlayalım isterseniz. Ne zamandır çalışıyordunuz?

Mert: Ben 26 Mart tarihinde işe başladım. Arabica Ankapark’taydım, sonrasında Dikmen’e isteğim sorulmadan gönderildim.

Nasıl oldu bu?

Bölge Müdürü “seni Dikmen’e göndereyim” dedi, itiraz edemiyorsun zaten. 19 Mayıs’ta Dikmen’de işe başladım. Yaklaşık 3 ay da burada çalıştım.

Burhan: Ben Haziran ayında işe başladım, 25 Ağustos’ta yaşadığımız olaya kadar da Dikmen Şube’de görev yaptım.

Çalışma koşullarınız nasıldı?

Mert: Günde 9 saat çalışıyordum, bir saat yemek, yarım saat çay molamız vardı. Başlarda biraz daha esneklik olduğu oluyordu ama sonrasında zorunlu ayakta tutmaya başladılar, iş olmasa da ayakta durmamız istendi. Zamanlayıcı ile molaya çıkmaya başladık.

Burhan: Yani molaya çıktığımızda tuşa basıp kaç dakika molada olduğumuza bakıyorlardı.

Mert: Akşamları çok yoğun oluyordu, saatlerce hiç durmadan çalıştığımız, aralıksız ayakta durduğumuz oluyordu.

Fazla mesai oluyor muydu?

Burhan: Genellikle şubede bir sorun olduğunda kalıyorduk.

Mert: Bir sıkıntı olduğu zaman orada, eksik eleman olduğu zaman mutlaka kalıyorduk fazla mesaiye. Sabah vardiyasında mesela 7.30’ta başlayıp 16.30’a kadar tek çalışıyordu bir arkadaşımız.

İkiniz de barista mıydınız?

Mert: Evet.

‘RENCİDE EDİCİ DAVRANIYORDU’

Çalışma süresi boyunca patronla ilişkiniz nasıldı, çok muhatap oluyor muydunuz?

Mert: Daha çok müdürle muhatap oluyorduk. Mesafeli bir ilişkimiz vardı patronla.

Burhan: Mesafeli olmayanlara karşı biraz rencide edici davranıyordu, el şakası yapıyordu, kafasına vuruyorlardı.

Bir çalışanı yanına çağırıp eğilmesini isteyip sırtından su dökmüştü mesela, rencide edici hareketler yapıyordu ama bunlara şaka diyordu.

Mert: Biz bu olayı yaşamadan iki hafta önce patron beni müdür yapacağını söylemişti. Eryaman’da bir şube var, o şubeye müdür yapacağını söylemişti.

Müdür tatildeydi o sırada, o geldikten sonra patronun bana karşı tavrı değişti. Ben problem etmedim, zaten öğrenci olduğum için hayatımın sonuna kadar burada devam etmeyecektim.

‘ÇALIŞMA KOŞULLARI DOLAYISIYLA 3 KİŞİ İSTİFA ETMİŞTİ’

Yaşadığınız olaya gelirsek, neler oldu?

Burhan: Mert’le birlikte KOSGEB kursuna gidiyorduk. Kursa gitmeden önce bunun uzun vadeli hedefimiz olduğunu söyledik, yakın vadeli hedefimiz değildi. Mesaiyle çakıştığı için açıklıkla ilettik durumu iş yerine.

Mert: Ben zaten olaydan kısa süre önce, 22 Ağustos’ta sözlü olarak işten ayrılacağımı iletmiştim. Bu kabul de edildi, ay sonunda iş çıkışı yapacaktım. Yasal olarak günde 2 saat iş arama hakkım vardı. Burhan’ın da fazla çalışmadan kaynaklı 4,5 saat hakkı vardı. Biz işler aksamasın diye bu durumu müdüre ilettik. Kursa katılacağımızı ve mesaiye bir saat geç kalacağımızı, 4 günlük bir süreç olduğunu söyledik. Bunda bir sıkıntı olmadığını, bir saat geç gelebileceğimizi söyledi. 3. günde sürekli aranmaya başladık, mesai saati başlamadan üstelik. Whatsapp grubu var, hakkımızda şöyle konuşmalar vardı, onlar bakanlarla oturup kalkıyor bizim yazışmaları yanıtlamazlar gibi. Bizi aşağılayan ifadeler kullanılıyordu.

Olayda dönüşünüzden sonra oldu sanıyoruz?

Burhan: 25 Ağustos tarihinde saat 15.00’de mesaiye gelmemiz için aranmaya başladık ama biz o sırada daha önce bildirdiğimiz eğitimdeydik. Çıkar çıkmaz da işe geçtik ve 16.40’ta orada olduk. Müdür kapıda bekliyordu, patronun bizimle konuşmak istediğini söyledi.

Bu arada şunu da eklemek istiyorum; bu olaydan önce dükkanda çalışma koşulları ve patronların tavrından dolayı 3 kişi istifa etmişti.

Neden istifa ettiler?

Burhan: Patronun genel olarak kaba tavrından rahatsız olduğu için istifa etme kararı almıştı herkes.

‘KÜFÜR ETTİ, SALDIRDI’

Olay gününe yeniden dönersek, neler oldu?

Mert: Müdürün mesaisi başlamasına rağmen saat 4.40’ta bizi kapıda sivil kıyafetlerle bekliyordu. Normalde giyinmiş olması gerekiyordu. Bir şeyler olduğunu anladık ama…

Burhan: Sonrasında müdürle tokalaştık. “Kardeşim” diye hitap etti bize. Sonra bizimle patronun konuşmak istediği söylendi. “Zafer Bey sizinle konuşmak istiyor” dedi. Dükkana almadı bizi, “oto yıkamada bekliyor” dedi.

Mert: Sonra bana sen Starbucks’a müdür olacakmışsın dedi sesini yükselterek.

Bunu aynı yerde çalıştığımız bir arkadaştan duyduğunu söylüyor, onu çağıralım konuşalım diyorum. Yanıt vermiyor.

Daha sonra biz oto yıkamanın hizasına gelince, Zafer Budak adlı patron bize bağırmaya başladı. “İşinize saygınız yok mu” diye bağırdı. “İçeri geçin konuşacağız” dedi.

Sonra içerik girdik. Oto yıkamanın sahibi de orada. Tehdit dolu ifadeler kullandı, sizi öldürürüm diyor. İşe geç geldiğimiz için ona saygısızlık ettiğimizi söyledi.

Bizi bağırarak küfürle tehdit ettiler. Bizden başka 6-7 kişi vardı. Biz içeri girdiğimizde oto yıkama çalışanları “bir şey varsa indirelim” dediler hatta, Zafer Bey ben hallederim dedi bunun üzerine.

“Sizi Ankara’da gezdirmem, peşinize adam takarım” dedi. Bağırış çağırış sonrası çıkın gidin dediler, bu kez dışarı çıkınca ortalık bir anda yeniden alevlendi.

Müdür patronun arkasından Burhan’a tekme attı. Küfür etti, siz kimsiniz diye bağırdı. Burhan’ı çekerken patron bana tokat attı. Bizi tekrar içeri soktular, istifa dilekçesi yazmamızı istediler.

Bu sırada telefonunuzda kayıt var mı diye telefonlarımızı kontrol etti oto yıkamanın sahibi.

Burhan: Kalp noktamın üstüne yumruk attığı için ben durup kalıyorum, özellikle söyledim yapma diye, daha sonra Mert araya girdi. Beni sakalımdan tutup sürekli aşağı çekti. Sonrasında saldırı devam etti.

Mert: Patron tekrar geldi sonrasında sürekli yumruklar atmaya başladı. Küfür ve hakaretler etti. Tehditler devam etti.

“Biz polisten devletten korkmayız, her yere şikayet edebilirsiniz” dedi.

Sonra kendi aralarında bizim ne kadar maaş alacağımızı tartışmaya başladılar…

Burhan: Daha sonrasında istifaları yazdık. Sonra beni şubeye gönderdiler eşyaları vermek için. Sadece beni yolladılar.

Mert: “Mert bir daha gitmeyecek o dükkana, bir daha oranın önünden bile geçmeyecek” dediler ve beni zorla alıkoydular orada.

Burhan: Ben de bir hışımla gittim geldim, ben gitmişken Mert’e daha kötü şeyler mi yaparlar diye düşündüm açıkçası. Sonra ben gelince hafiften ayaklandılar, hadi gidin dediler. Ondan sonra çıktık.

Daha sonra neler yaşandı?

Burhan: Bana bir telefon geldi bu olaydan hemen sonra. İnsan Kaynaklarından aradılar, istifamı sistemden gördüklerini, nedenini sordular. Ben de özellikle bunu randevu alarak yüz yüze konuşmak istediğimi söyledim. Başta anlatmadım.

Sonrasında Operasyon Müdürü aradı. Yine yüz yüze konuşmak istediğimi söyledim ama ısrar edilince anlatmaya başladım.

Daha sonra operasyon müdürleri ve insan kaynaklarıyla bir görüşme gerçekleştirdik. Bizden olayları anlatmamız istendi, sonrasında bizden yazılı olarak dilekçe istediler. Bizi sevdiklerini söylediler, devam etmemizi istediklerini dile getirdiler.

Mert: Kafe açacağımızı duydukları için bize destek de sunabileceklerini, işletmecilik eğitimi verebileceklerini söylediler. Ben çalışmak istememediğimi, psikolojik olarak çok kötü olduğumu söyledim. Aynı şeyi Burhan da söyledi.

‘HAKKIMIZI ALMAK İSTİYORUZ’

Bu durumla ilgili ne yapacaklarını söylediler?

Mert: Bizden yazılı olarak yaşadıklarımızı istediler. Elimizde delil olmadığını söyleyerek zor olacağını söyledi. Sonra elimizde uğradığımız şiddeti içeren 12,5 dakikalık ses kaydı olduğunu söyledik. Kaydın başını dinleyince “tamam bu durum bizim için bitmiştir” dedi. Zaten ses kaydını dinlemeden önce de bizim için delile gerek yok, biz insanları tanıyoruz, bu olayın yaşandığına inanıyoruz dediler.

Bize davayı firmaya açın, firma üzerinden şahıslara yönlendirin davanızı dediler. Son dönemde ise firmayı davaya katmayın demeye başladılar.

Burhan: Firmanın teklifi bize saldıran isimlerle oturup bir masada barışmamız, ara yol bulunması. Zafer Bey’den özür beklememiz, özür dilemeyeceğini iletti bize diye söylediler.

En sonunda bize söyledikleri dava açacaksanız firmanın adını karıştırmayın oldu.

Bize yapılan bu saldırının ardından maddi ve manevi hakkımızı almak istiyoruz. Henüz dava açmadık.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz
Captcha verification failed!
Captcha kullanıcı puanı başarısız oldu. lütfen bizimle iletişime geçin!