İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kentin kamusal alanlarındaki modüler tuvaletlerin temizliğini yürüten taşeron işçileri, güvenceli çalışma ve ödenmeyen hakları için mücadelelerini sürdürüyor.
Altı yıldır ihale sistemiyle güvencesiz koşullarda çalıştırıldıklarını belirten emekçiler, belediye yönetimine verilen sözlerin tutulması ve taşeron düzenine son verilmesi çağrısında bulundu.
Yürüttükleri mücadele sonucu DİSK/Genel-İş Sendikası’nda örgütlenerek Toplu İş Sözleşmesi (TİS) imzaladıklarını hatırlatan işçiler, sözleşmeden doğan haklarının gasp edildiğini vurguladı. 1 Temmuz itibarıyla uygulanması gereken enflasyon zammının ücretlere yansıtılmadığını belirten emekçiler, taşeron firmanın “Belediyeden ödeme alamadık” bahanesine sığındığını, belediye ile firma arasında mağdur edildiklerini ifade etti.
Baskı, tehdit ve grev kırıcılığı ile karşı karşıya kaldıklarını belirten modüler tuvalet işçileri taleplerini de sıraladı.
Yapılan açıklamanın tamamı şöyle: “Biz, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde 6 yıldır taşeron eliyle çalıştırılan ve İzmir’in kamusal alanlarında bulunan modüler tuvaletlerin temizliğini yapan işçileriz. Bu 6 yıl boyunca güvencemiz, haklarımız ve geleceğimiz sistematik biçimde elimizden alındı.
Bu sürenin 5 yılında, 10-11 aylık hizmet alım ihaleleriyle güvencesiz ve asgari ücretle çalıştırıldık. Geçtiğimiz yıl verdiğimiz güvenceli çalışma mücadelesinin ardından sendikal haklarımızı kazandık, DİSK/Genel-İş Sendikası’nda örgütlendik ve toplu iş sözleşmemizi imzaladık. Toplu iş sözleşmesi imzalayabilmemiz için ihale süremiz 20 aya çıkarıldı. Ancak imzalanan toplu iş sözleşmesi, ücret ve haklar açısından asgari ücretten farksızdı. Belediye bürokratları ise bunun ilk sözleşmemiz olduğunu, “Buna çok takılmayın, gelecek dönem kadroya alacağız.” diyerek bizlere güvence verdi.
Ancak bizim mücadelemiz yalnızca ücret artışı için değil. İki yıldır asıl talebimiz açık: Taşeronun ortadan kaldırılması ve yaptığımız bu asli ve sürekli kamu hizmetinin belediye tarafından, kendi işçileriyle yürütülmesi! Belediye yönetimi ise taşeron düzenini sürdürmekte ısrar ediyor.
TİS VAR, HAKKIMIZ ÖDENMİYOR!
Mücadelemiz sonucunda toplu iş sözleşmemizi imzalamış olmamıza rağmen, sözleşmeden doğan kazanılmış haklarımız hala ücretlerimize yansıtılmadı. 1 Temmuz itibarıyla uygulanması gereken enflasyon zammı da bugüne kadar ödenmedi. Taşeron firma ise ödemelerin yapılmamasına gerekçe olarak “Belediyeden ödeme alamadık”. açıklamasını yapıyor ve böylece sorumluluğu üzerinden atmaya çalışıyor.
Biz, belediyenin asli ve sürekli işlerinden birini yapıyoruz. Bu işin gerçek sahibi ve kamu hizmetinin yürütücüsü belediye olmasına rağmen, hakkımızı istediğimizde karşımıza bir aracı firma çıkarılıyor.
Bizim muhatabımız neden aracı bir şirket olsun? Emeğimizi belediye için veriyor, belediyenin hizmetini üretiyoruz ancak hakkımızı talep ettiğimizde “Belediyeden ödeme alamadık” denilerek sorumluluk taşeron firma tarafından belediyeye atılıyor.
Bu düzenin içinde işçi sürekli iki taraf arasında bırakılıyor. Oysa kimin kime ne kadar ödeme yaptığı bizim sorunumuz değil. Biz işimizi yapıyor, karşılığında toplu iş sözleşmemizle güvence altına alınan haklarımızı istiyoruz.
İşte taşeron düzeninin kendisi tam olarak budur.
“EMEKLİLER İŞSİZ KALIR” BAHANESİYLE TAŞERON SİSTEM SAVUNULAMAZ!
Şimdi ise yönetim tarafından, “Taşeron kalkarsa firmada çalışan 20 emekli işsiz kalır.” denilerek taşeron düzeninin devam etmesi savunuluyor.
Peki çözüm nedir? İşçileri açlık sınırının altında, güvencesiz ve taşeron olarak çalıştırmaya devam etmek mi? Emeklileri, emekli olmalarına rağmen çalışmak zorunda bırakmak mı?
Bir işçinin hakkını, başka bir işçinin işsizliğiyle karşı karşıya getiremezsiniz! İşçileri birbirine karşı konumlandırarak taşeron düzenini savunamazsınız!
Emeklinin çalışmak zorunda bırakılması da çözüm değildir! Taşeron işçisinin güvencesiz çalıştırılması da! Her iki durumun da ortak nedeni, yıllardır sürdürülen güvencesiz ve taşeron çalışma düzenidir!
Bu düzeni kuran biz değiliz. Bu düzenin sorumlusu da biz değiliz. Biz birbirimizle değil, bizi güvencesizliğe mahkum eden bu düzenle mücadele ediyoruz!
İHALE ALIMLARI HUKUKA UYGUN YAPILMALI
696 sayılı KHK, personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı yapılamayacağını açıkça ortaya koyuyor. Buna rağmen yüzlerce işçi, malzeme alım ihaleleri üzerinden çalıştırılıyor. Ortada yalnızca 30 modüler tuvaletin işletilmesi için yapılmış bir alım yok. Adeta bütün İzmir’in temizliğine yetecek miktarda malzeme alınıyor. Amaç açık: Bizi taşeron statüsünde tutmak.
Kanun, malzeme ağırlıklı hizmet alımlarında da açık bir çerçeve çiziyor. Kabaca, işin yüzde 70’inin malzeme, yüzde 30’unun ise işçilikten oluşması gerekiyor. Bu denge bozulduğunda ihale, personel çalıştırılmasına dayalı bir hizmet alımına dönüşüyor ve belediyenin işçileri doğrudan istihdam etmesi gerekiyor.
Bütün bunlar bilinmesine rağmen taşeron düzeni sürdürülüyor!
SENDİKAMIZI YANIMIZDA GÖRMEK İSTİYORUZ
DİSK Genel-İş’te örgütlendiğimiz günden bu yana yaşadığımız sorunları, taleplerimizi ve içinde bulunduğumuz süreci sendikamızın yetkili organlarıyla düzenli olarak paylaştık.
Bir buçuk yıldır sendikamıza aidat ödüyoruz. Bugün ise alanda bireysel olarak eylemimizi sürdürüyoruz. Biz, aidat ödediğimiz sendikanın bayrağını eylem alanımızda görmek ve taşeron düzenine karşı verdiğimiz mücadelede sendikamızın bizimle omuz omuza durmasını istiyoruz. Bugün taşeron çalışma biçimi, işçi sınıfının en büyük düşmanıdır. İşçiyi güvencesizliğe, düşük ücretlere ve geleceksizliğe mâhkum eden bu düzenin ortadan kaldırılması, sendikal mücadelenin en temel başlıklarından biri olmalıdır.
Bizim güvenceli ve kadrolu çalışma talebimizin sendikamız tarafından da sahiplenilmesini, taşeron düzenine karşı verdiğimiz mücadelede yanımızda olunmasını istiyoruz. Çünkü sendika yalnızca aidat toplamak için değil, işçinin hakkını savunmak ve işçinin mücadelesini büyütmek için vardır.
ÖRGÜTLÜ MÜCADELEMİZİ ENGELLEYEMEZLER!
Yönetim tarafından işçiler aranarak, “Eyleme gitmeyin, taşeron kalkarsa kimi alacağına biz karar veririz” denildiğini biliyoruz.
Bazı arkadaşlarımıza ise “Zaten kadroya almıyoruz, eyleme giderseniz yine almayız” denilerek açıkça baskı kuruluyor. İşçilerin eyleme katılmasını engellemek, örgütlü mücadeleden uzaklaştırmak ve kadro talebimizden vazgeçirmek için tehdit ve belirsizlik üzerinden bir korku ortamı yaratılmaya çalışılıyor.
Buradan açıkça söylüyoruz: Bizleri korkutarak, birbirimizden ayırarak ve işimizle tehdit ederek bu mücadelemizi durduramazsınız. Bu açıkca grev kırıcılıktır.
Bu hizmeti yıllardır biz üretiyoruz. Bugün kadro talep etmemiz de, hakkımızı aramamız da en doğal ve meşru hakkımızdır. Bunun karşılığında “Eyleme katılırsanız sizi almayız” denilmesi düpedüz işçi düşmanlığıdır.
Biz birbirimizle değil, bizi güvencesizliğe mahkûm eden bu düzenle mücadele ediyoruz.
VERİLEN SÖZLERİN ARKASINDA DURULSUN
Geçtiğimiz yıl, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın bürokratları bizimle masaya oturdu. “Biz başkanın vekiliyiz, sözümüz başkanın sözüdür” dediler.
Bürokratlarla yaptığımız görüşmeler sonucunda varılan mutabakatın ardından işlerimizin başına döndük. Sendikalaşma sürecimizi tamamladık ve mücadelemiz sonucunda toplu iş sözleşmemizi imzaladık. Ancak gelinen noktada, o süreçte bizlere verilen sözlerin tutulmadığını yaşayarak gördük.
Şimdi soruyoruz: Seçilmiş bir belediye başkanının, “İzmir halkına hizmet edeceğim” diyerek göreve gelirken emekçilere verdiği sözün arkasında durmaması kabul edilebilir mi?
İZMİR HALKINA ÇAĞRIMIZDIR
Biz bu kentin işçileriyiz. İzmir’in temizliğini yapıyor, kamu hizmetinin bir parçası olan bu işi yıllardır sürdürüyoruz.
İstediğimiz bir ayrıcalık değil. Başka işçilerin sahip olmadığı bir hakkı da istemiyoruz. Yaptığımız işin karşılığında güvenceli çalışmayı ve emeğimizin karşılığını istiyoruz. Taşeron düzeninin sona ermesini, belediyenin kendi işini kendi işçileriyle yapmasını istiyoruz. İzmir halkının vergileriyle oluşan kamu kaynakları taşeron patronlarını zengin etmek için kullanılmamalıdır.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne bir kez daha sesleniyoruz: Taşeron perdesinin arkasına saklanmayın! Temel kamu hizmetlerinde taşeron düzenine son verin! İzmirlilerin parasını taşeron patronlarına peşkeş çekmeyin! Belediyenin işini yapan işçileri güvenceli biçimde istihdam edin! Verdiğiniz sözlerin arkasında durun!
İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ MODÜLER TUVALET TAŞERON İŞÇİLERİ”
http://x.com/pensendeyiz/status/2099805954111856934



