Bir banka emekçisinden PE Ağı’na mektup

PE Ağı’na bir banka emekçisinden çalışma koşullarına ilişkin bir mektup iletildi. Mektupta, bankalarda satış ve hedef baskısıyla banka emekçilerinin yoğun bir sömürü altında çalıştırılmalarına ilişkin değerlendirmeler yer alıyor.

“Bankacılık kariyeri uzaktan bakıldığında şık kıyafetler, prezentabl kişiler, şaşalı sohbetler, üst sınıf kimliği, statü sahipliği ve geleceğe daha iyi bir yatırım olarak görünmekte. Ancak işin aslı zannedildiği gibi değildir. 2018’in ilk aylarında bir bankada işe başladım. Tabi ki bunun öncesinde üç veya dört haftalık eğitimler veriliyor. Eğitimlerde bankacılığın nasıl güzel bir meslek olduğu ve neleri yaparak başarıya ulaşacağınız alanlarında sözde uzman kişiler tarafından anlatılıyor. Eğitime katıldığım grubun çoğu daha önce sahada kredi kartı satışı yapmış ve sonrasında şubeye geçen kişiler ile tayin ve değişiklik yoluyla gişe pozisyonuna geçmiş kişilerden oluşuyordu. Bizim gibi yeni ve tecrübesizler ise bu kalabalığın bir kısmını oluşturuyordu. Aslında eğitimin son beş günü satışlar ve performans prim sistemi ile ilgili ayrıntılı bilgi verilmişti fakat gerçekte bu durumun yıkıcılığını kimse gibi biz de tahmin edemedik.

Eğitim sona erdikten sonra sabit ve gezici gişe elemanı olarak işe başlatıldık. Ben gezici personeldim. Gezici yani Joker olduğunuz anda biri mi hastalandı? Biri istifa mı etti? ya da biri kriz mi geçirdi? İşte siz hemen o noktada ortaya çıkıyorsunuz. Gün ve saat fark etmeksizin, anında gelen telefon ile çok uzak (bu uzaklık toplu taşıma ile ortalama bir saat) yerlere gitmek zorunda kalabiliyorsunuz. Jokerler her hafta yer değiştirmek zorundadırlar daha doğrusu ben hep öyleydim. Şube sürekli değiştiği için oraya varmak için birçok toplu taşıma aracı değiştiriyorsunuz. Bu insanı gerçekten yıpratan bir durum. Üç ay sürekli böyle çalıştım ve yaklaşık beş kilo zayıfladım.

Bankacılığın esası satış yapmaktır. Satış yapmayan bir personelin varlığından söz dahi edilemez. Satıştan kastım sürekli artan trend ile satıştır. Yani bu ay senin hedeflerin 100 ise sen minimum 70 yapmalısın ve sonraki ay ise en az 80 sonra 90-100-120-150-200… Bu şekilde gider. Görüleceği üzere yüzde 200’den bahsediyoruz ve bu oranlar çok normal kabul edilmektedir. Sattığınız ürünler sadece kredi kartı ve tüketici kredisi değildir. En az 20 çeşitten oluşan bir ürün zincirini ortalama % 70 hedef ile tamamlayarak sürdürmeniz gerekmektedir. Bu ürünler arasında kombinasyon kurarak bandınızı aşmanız beklenmektedir. Ancak göründüğü gibi değildir. Siz %120 yaparsınız, müdürünüz size haftaya %150 bekliyorum yoksa telefonla satış yaparız gibi telkinlerde bulunur. Bankacılıkta sohbet sadece satışlar üzerinden oluşur. Oranlar konuşulur.

Müdürler, üst üste 2 ay hedefler tutmaz ise banka personelini işten çıkarma hakkına sahiptir. Bu durum çok acımasız bir şekilde gerçekleşmektedir. Yeni giren personel 2 ay boyunca hedef almaz ve sakin bir şekilde 2 ay geçirirler. Ben de 2 ay çok da sakin olmayan, sürekli satışın nasıl yapılacağı korkusu ile sürekli öğrenmeye çalıştım. Atladığım bir nokta var: İş mülakatlarında kesinlikle bu satışlardan, hedeflerden ya da performans prim sisteminden bahsedilmiyor.
Hedefler 3. ayda tutmayınca her gün özelden mail almaya başladım. Neden olmuyor? Neden satış yok? İş sözleşmesinde bunlar açık bir şekilde yok gibisinden karşılık verdim. Ardından bir hafta sonra hiç beklenmedik bir zamanda işten çıkarıldım. Tek neden satışların yetersiz olması. İşte böyle bankacılık giriş seviyesi yaşananlar diyebilirim.

BU DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Başakşehir Şehir Hastanesi şantiyesinde iş bırakma

Rönesans Holding tarafından yapılan İstanbul Başakşehir Şehir Hastanesi şantiyesinde tüm işçilerin iş bıraktığı bildirildi. İşçiler, …

Yorum yazın

avatar
  Kaydol  
Bildir